Page 82 - Ege Life Dergisi 152. Sayı Eylül 2020
P. 82
KÖŞE YAZISI
9 EYLÜL 1922 GÜNÜ,
MUZAFFER TÜRK ORDUSU
AHMET GÜREL
Araştırmacı-Yazar İZMİR’DE
ahmetgurel@egelife.com.tr
İzmir’in kurtuluşu olan 9 Eylül 1922 gününü, gaze- Gazi, Kordon’da arabasıyla ilerlerken; “Bir rü-
teci Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey’den dinleyelim: ya görmüş gibiyim” diye mırıldanmış ve İzmir-
liler tarafından büyük bir sevinç ve coşkuyla
“Nif’e (Kemalpaşa) akşamüzeri vardık. Ga- karşılanmıştır. Hükümet Konağı ile Konak
zi, buradan İzmir’in kaç kilometre mesafede Vapur İskelesi arasında büyük bir kalabalık
olduğunu sordu. Nifliler İzmir’den 25-30 ki- oluşmuş, meydan hıncahınç dolmuştu. Al-
lometre uzakta olduğumuzu söylediler. Baş- kışlar ve “Yaşa Mustafa Kemal Paşa” sesleri
kumandan civarda bir tepeden İzmir’i seyret- göklere yükseliyordu. Gazi, bir ara Hükümet
menin imkânı olup olmadığını sordu. Belkahve Konağı’nın balkonundan kendisini çılgınca
denilen yerden İzmir’in göründüğünü anlattılar. sevgi gösterisinde bulunan İzmirlileri selamlar-
ken, onlara şöyle seslenmiştir; “Başarı benim değil,
Bunun üzerine Gazi otomobiline binerek, Belkahve’ye hare- sizin milletindir.”
ket emrini verdi. Oraya geldik, İzmir’in, üzerinde yabancı devlet-
lerin gemilerinin durduğu körfezini görür görmez, birden: Ruşen Eşref Bey, İzmir Valiliği önünde yaşananları şöyle anlat-
mıştır:
‘Deniz!’ diye bağırmışız. Hakikaten, oradan İzmir’in Körfezi, “Güneş ışığı altındaki pırıl pırıl Akdeniz gibi karşında sevinçten
Kadifekale ve diğer bazı yerler gayet iyi görülüyordu. Güneş bir kamaşmış halkın uğuldattığı o meydanın bir kenarından konağın
kez daha batıyordu ve gurup oluşmuştu ki, Türkiye’miz üzerin- kapısına doğru bir büyük çiçek ve kurdaliye demetinin ilerlediği
de sonsuza kadar kalacak olan bir manzarayı seyretmek mutlulu- görüldü. Ben söylersem, sana gerçekten bir büyük buket sunula-
ğunu tattık. Kadifekale’ye Türk bayrağı çekiliyordu. Güneş yavaş cak sanılır. Hayır! Bir gelin evine gönderilen muazzam çiçek sepe-
yavaş alçalmış, İzmir Körfezi’nin yeşil sularında erimişti. Hiç bi- ti taşır görünüşte bir at arabası demeliyim. Yok, yok! Ne oydu, ne
rimiz Belkahve’den ayrılamıyorduk.” buydu! Bir açık otomobildi o… Bir yürüyen gül bahçesiydi o. Ve
içinde, bir tören için süslenmiş bir mektepli kız gibi, başı, sırtı al
beyaz kurdelelerle bezenmiş bembeyaz bir kuzu…
…İçindeki o şirin kuzu da, senin yoluna kanı biraz sonra dökül-
mekle sana esenlik sağlayacağına inan bağlanmış bembeyaz bu-
lunmaz çiçeğiydi.
Gül bahçesi gibi arabayı beğenerek seyrettin. İzmirlilerin inceli-
ğinden duygulandın. Fakat çiçeklerin arasında kuzuyu fark edin-
ce dönüp bana buyurdun ki:
‘Aman çabuk gidin söyleyin, şu kuzuyu kesmesinler.
Aşağıya hızla koştum. Fakat kapının önüne varınca gördüm ki be-
yaz mermere al kanlar yayılmış.
Vaktinde yetişemediğimizi arz etmek için başımı ve ellerimi yu-
karı sana doğru baktım. Gördüm ki balkondan çekilmişsin.”
O gün İzmir Valiliği’nin önünde atının kuyruğuna bağladığı Yu-
nan bayrağını yerlerde sürükleyen Süvari Çolak İbrahim’i gören
Gazi, emir çavuşu Ali Metin’le, ona şu haberi yollamıştır:
80 Ege Life EYLÜL 2020

