Page 59 - Ege Life Dergisi 114. Sayı Haziran 2017
P. 59

dece bir yatırımın büyüklüğü, bundan elde edilen kâr, vergi gibi   duyulduğunda, talep edildiğinde davalara bakan gönüllü bir hu-
            şeyler kalkınmayı tanımlayamaz. Elde ettiğiniz ekonomik kazanı-  kukçu topluluğuyuz. Bir başkanımız yok, kararlarımızı tartışarak
            mın yanında, suyunuzu, toprağınızı, çevrenizi ve havanı koruyor   ve birbirimizi ikna ederek, konsensüsle alırız. Ekoloji mücadele-
            musunuz? Bunların muhasebesi yapılmak zorunda, diğer bir de-  sinde sorun yaşayan, mağdur olan insanlarla bir gönüllülük esa-
            yişle, artık ekonomik olan ekolojik de olmak zorundadır.   sında bir araya geldik. Elimizden geldiği kadarıyla da bu desteği
                                                               sunmaya çalışıyoruz.
               Bu arada  üretim,  planma ve politika belirleme açısından
            özel şirketleri nereye koyuyorsunuz?                  Çevre davalarında özellikle dava harçları bildiğimiz kada-
                                                               rıyla ciddi miktarlar, değil mi?
               Özel şirketler üretim politikasını planlamaz, bu muhasabeyi
            yapmaz.  Yapmak  zorunda  da  değildir.  Bunu  devlet  yapmalıdır.      Evet, ciddi giderleri olan davalardır çevre davaları. Her bir da-
            Şirketlerin sadece kârını maksimize etmek gibi düşüncesi var-  vada ortalama en az 15 bin TL civarında masraf oluyor. Bilirkişi
            dır. Şirket kendini buna yoğunlaştırır. Devlet, toprağını, suyunu   keşif masrafları özellikle çok zorluyor mağdurları. Onlar da şim-
            ve havasını koruyan bir polika oluşturmuşsa özel şirketler de bu-  diye kadar imece usülü ile topladılar. Kendi aralarında birtakım
            na uymak zorundadır. Devlet bunun karşılığında çevresel veya   düzenledikleri kermeslerle, imecelerle toplamaya çalışıyorlar an-
            toplumsal olarak neyi kaybedeceğini, neyin yok olacağını hesaba   cak çok fazla mağdur oldular bu davalar yüzünden.
            katmalı ve buna göre karar vermelidir. Eğer sadece bir işletmenin
            ekonomik geliri üzerinden politika belirleniyorsa, asıl dediği şey      Son olarak ne eklemek istersiniz Cem bey?
            şudur: “Köylüler taş yesin”.
                                                                  5 Haziran Dünya Çevre Günü Kutlu olsun. Röportaj için teşek-
               Çevre sorunu gördüğümüz kadarıyla artık lokal veya böl-  kürler.
            gesel değil; tam tersine küresel bir sorun olarak karşımıza çı-
            kıyor. Bu duruma ilişkin baktığınızda daha küresel önlemler
            alınmalı galiba?

               Türkiye’de  yaşanan  çevre  sorunları  ve  buna  ilişkin  bilincin
            oluşması küresel gelişmelerden bağımsız değil. Örneğin 1980’ler-
            den itibaren sermayenin küreselleşme sürecine girdiğini, şirketle-
            rin küresel üretim modeline doğru şekillendiğini gördük ve kü-
            resel çaptaki sermaye gelişimin aynı zamanda küresel çapta çevre
            sorunlarına yol açtığını da. Şunu fark etmemiz gerekiyor. Küre-
            sel çaptaki çevresel sorunlara karşı mücadeleyi küresel boyutta
            düşünmek, yükseltmek gerekiyor. Daha örgütlü, daha bilinçli ve
            uluslararası boyutlara taşınılması kaçınılmaz, çünkü artık hiç-
            birimiz kendi bölgelerimizdeki adacıklarda mücadele ederek, so-
            runu çözemeyiz. Bunun en bariz örneği iklim mücadelesi. İklim
            mücadalesi kapsamında bakıldığında bugün Hindistan’da, Bo-
            livya’da veya gelişmekte olan bir başka ülkede ortaya çıkan iklim
            felaketlerinin, su kaynaklarının yok olmasının, toprağın tarım
            yapılabilirliğini kaybetmesinin, ormanlarının yağmalanmasının
            nedenleri ve sonuçları,  küresel boyutta hepimizi etkiliyor. Dola-
            yısıyla bu süreci küresel bir anlayışla değerlendirmeliyiz. Ekoloji
            mücadelesinin küresel çapta algılanması gerekiyor.

               ÇEHAV olarak çevreci kimliğinizin yanısıra avukatlar ola-
            rak çok sayıda çevre davalarına bakıyorsunuz...

               ÇEHAV, çevreyi korumayı ilke edinmiş avukatların bir araya
            gelmesiyle oluşmuş bir alan.  Sadece İzmir’de değil, Türkiye’nin
            her yerinde, benzer sorunlu alanlarda mücadele eden avukatların
            bir araya geldiği bir topluluk. Trakya’dan Van’a, Mersin’den Ka-
            radeniz’e kadar... Çevre mücadelesinde yer alan avukatların kendi
            deneyimlerinin ve birikimlerinin bir araya geldiği ve buna ihtiyaç


                                                                                                    HAZİRAN 2017 Ege Life   57
   54   55   56   57   58   59   60   61   62   63   64