Page 40 - Ege Life Dergisi 152. Sayı Eylül 2020
P. 40
RÖPORTAJ
Şanslıyım çünkü her zaman farklı olan, farklı gelişenlerin içinde
olduğu bir şeyler yapma hayalim vardı. Onları farklı kılan şeyle-
rin bizi büyüttüğüne ve geliştirdiğine inanıyorum. 8 aylık süreçte
şahane bir oyun ortaya çıktı ve sahnedeki her çocuk profesyonel
oyuncu olarak hayatına devam ediyor; bu da ÇGST ve Birader-
ler’in asıl hedefiydi.
Her şeye çocukların karar verdiği ve yönlendirdiği bir doğaçla-
ma tiyatroyu yönettiğinizi biliyoruz. Çocuklarla çalışmak nasıl?
Çocuklara rağmen çocuk oyunu yapamazsınız. Galiba bunun
en çok örneği Türkiye’de. Hemen her çocuk oyunu adı altında
sahneye çıkan iş çocuklara rağmen oynanıyor. Kendi çocuk ti-
yatrosu geçmişimden de yola çıkarak bunu nasıl kırabiliriz diye
düşünürken Chicago Improvization’ın yaptığı formattan haber-
dar olduk ve bunu Türkiye’de yapmaya karar verdik. Sonuçları
da müthiş oldu. Tabii hem biz hem de Türkiye’deki çocuk seyir-
ciler için bir emekleme dönemindeydik ama çabuk ayaklanacağa
benziyoruz ve bu oyunu izledikten sonra çocuk seyircilerin diğer
çocuk oyunlarından talepleri de daha farklı olacaktır diye düşü-
nüyoruz.
“NE KADAR DENEYİM O KADAR BECERİ”
“İKİ YUMURTA, BALLI SÜT…”
Uzun süredir yeni nesil seslendirme sektörünün örneklerin-
densiniz. Bu sektöre yönelecek gençler için neler tavsiye edersiniz? Sanatınızın hakkını vererek her yaptığınız işi başarıyla sür-
dürüyorsunuz. Başarınızın sırrını öğrenebilir miyiz?
33 sene önce ilk kez stüdyoya girmiştim ve hâlâ devam ediyo-
rum. Çok büyük isimlerle bir arada olma fırsatı yakaladım. Çalış- Her sabah iki yumurta, ballı süt (gülüyor). Uzun zamandır ba-
ma koşullarının çok zor olduğu ama iyi işlerin çıktığı dönemlerde şarının bir cendere olduğunu düşünüyorum. Modern dünya dü-
bu mesleği öğrenme ve yapma şansına eriştim. Gece gündüz ses- zeninin hepimizi bir yarış atına çevirdiğini rahatlıkla söyleyebili-
lendirme stüdyolarında bulundum ve bu kadar yoğun çalışmanın rim. Herkes iyi, herkes güzel, herkes ince, herkes yetenekli, herkes
da karşılığını aldığımı sanıyorum. Yetenek elbette önemli ancak başarılı olmalı gibi bir algı yaratılmış durumda ama bunun böyle
ne kadar deneyimlerseniz o kadar beceri kazanırsınız. Benim için
de bu durum farklı değildi. Bu işleri yapmak isteyen insanlara ye-
gâne tavsiyem sözlerimin başından sonuna kadar söylediğim şey-
leri bir izlek olarak düşünmeleri ve bu yolda ilerlemeleri.
“Çok büyük isimlerle bir arada olma fırsatı
yakaladım. Çalışma koşullarının çok zor olduğu
ama iyi işlerin çıktığı dönemlerde bu mesleği
öğrenme ve yapma şansına eriştim.”
Türkiye’nin ilk gençlik müzikali “Pencere”yi otizm tanılı
gençler ve yaşıtları olan oyuncularla sahneye taşıdınız. İlk olanı
kendinize göre yorumladınız. Bu süreçten bahsedebilir misiniz?
ÇGST sosyal girişiminin koordinatörü Yonca İnal’ın projesiydi
Pencere. Aslında onun ilkiydi. Biraderler Yapım çatısı altında ol-
ması ve yola beraber çıkmamız bu işin en iyi tarafı kendi adıma.
38 Ege Life EYLÜL 2020

