Page 90 - Ege Life Dergisi 118. Sayı Ekim 2017
P. 90

KÖŞE YAZISI

















                                        KADIN OLMAK!




             Prof. Dr. MELTEM ONAY
             Celal Bayar Üniversitesi
             Yönetim ve Organizasyon Bölümü  ÖZGÜR OLMAK?
             meltemonay@egelife.com.tr



               Küçük bir şehirde doğunca, galiba hayatın bir başka yüzünü   şını hatırladığımda: “mütevazı ve hoşgörülü olmayı” nasıl başarmış
            görebilme şansı oluyor. Hayatı farklı tanımlayınca da, yaşama ba-  olduğunu düşünüyorum. Kendimle yüzleşme zamanlarımda; ka-
            kışında doğal olarak değişiyor. Uzun yıllar nüfus sayısı değişme-  dın-erkek, zengin-fakir, şehirli-köylü ayrımı yapmadan herkese eşit
            yen küçük bir şehirde yani Muğla’da yaşadım. 16 yaşıma kadar bu   davranan biri olmaya çalıştığım anlarımda, bu öğretilerin beni ne
            şehir beni besledi, büyüttü ve şekillendirdi.      kadar olumlu şekillendirdiğini anlıyorum. Ve belki de bu kişilere
                                                               beni böyle yetiştirmiş oldukları için minnet duyuyorum.
               Cumbalı iki katlı bir evde doğdum. Yazları İzmir’den gelen ba-
            baannem, evin ilk katında yaşarken, biz annem-babam ve kız kar-     Peki ben kim miyim? Şüphesiz, önce bir “insanım”, sonra da
            deşimle üst kata oturduk. O günleri düşündüğümde, aslında ne   “kadın”... Türkiye’de kadın olmanın çok zor olduğu söylenir bazı
            kadar çok anıya sahip olduğumu fark ediyorum. Bu anıların arka   yerlerde. Sadece Türkiye’de değil, belki de gelişmekte olan bütün
            yüzünde aslında belirli ritüeller var. Yani bizleri biz yapan pek çok   ülkelerde bu dramatik durum söz konusudur. Kadın olmak özve-
            değeri, biz bu anılar içerisinden çekip alıyoruz ve karakteristik özel-  ri ister. Kadın olmak bazen susmayı gerektirir. Kadın olmak, bir
            liklerimizin ilk inşası o günlere dayalı oluyor. Ramazan aylarında,   adım geriden gitmektir gibi, zırva ve belki de kulağa hiç hoş gel-
            ailede herkesin oruç tuttuğu bir zaman diliminde, biz çocuklara   meyen kelimeleri kullanmadım ve kullanılmasına izin vermedim.
            “Sizler henüz daha çocuksunuz ama, eğer isterseniz öğlen saatine   Küçük bir şehirde yaşamama rağmen, ne ilginçtir ki, kız çocuk
            kadar bizlere eşlik edin, ‘tekne orucu’ tutun” diyen babaannemin,   olmanın ayrımcılığını bile yaşamadım.
            aslında bizlere “iyi insan olmayı, inançlı olmayı, affedici olmayı”
            öğrettiğini sonradan idrak edebiliyorum. Onun sakin köşesinde      Hacı bir babaannenin; ilkokul mezunu bir anneannenin bütün
            otururken, çevresinde kendisine yardımcı olan kadınlara davranı-  çocuklarını okutma azmiyle verdiği mücadeleleri duyarak büyü-
                                                               yen bir kız torun olarak, “özgür olmayı” acaba nerede öğrendim?
                                                               Sokaklarda ve belki de ağaçların üzerinde diyebilirim. Trafiğin
                                                               olmadığı yıllarda, bütün çocukluğum pedal çevirerek, paten ka-
                                                               yarak geçti. Bir gün düşüp kolumu kırdığımda anneannemin: “iki
                                                               erkek çocuk, iki erkek torun büyüttüm, senin gibisini görmedim”
                                                               sözleri kimbilir, belki de o günlerde pozitif ayrımcılığı yaşadığım
                                                               özel durumlardı diyebilirim.

                                                                  Kadın olmak ve özgür olmak belki de bu nedenle çok önemli. Kı-
                                                               yafetime kimse karışmadı. Bazen uzun bazen kısa, bazen şort bazen
                                                               pantolon giymeyi öğrettiler bana. Nerede ne yapılacağını bana an-
                                                               lattıklarında, mantığımın bana verdiği bilgiler de doğrultusunda, ne
                                                               aksileştim, ne de inatlaştım. Çünkü ne yapmam gerektiğini bana za-
                                                               ten yıllar içerisinde göstermişlerdi. Özgür olmanın boyutu ve miktarı
                                                               neydi diye kendime sorduğumda, “yaşamımım her anında kendi ka-
                                                               rarlarımı kendim verdiğim zaman” diyebilirim. Hata yapmış olsam
                                                               da, kazanmış olsam da kararlarımı kendim verdim. Ne kadın oldu-
                                                               ğum için sustum, ne de özgür olmadığım için susturulmadım.

        88   Ege Life EKİM 2017
   85   86   87   88   89   90   91   92   93   94   95