Yeni Yıl Dileği

1 Ocak 2017

Yeni Yıl Dileği

  • 1 Ocak 2017
  • 527 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Yeni Yıl Dileği

Başlangıçlar güzeldir, umut doludur. İnsanı her şeyin iyi olacağına inandırır. Sabırsızlıkla saatin 12'yi geçmesini bekleriz; türlü türlü hazırlıklar yaparız, anlamlar yükleriz, hedefler koyarız. Ne kadar yaş aldığımızın önemi yok, hepimizin farklı istekleri vardır yeni yıldan. Bu yüzdendir ki yeni bir yıla girişi biraz abartırız. 

İşte bizim evde de yeni yıl hazırlığı, yeni yıla daha iki ay kala başlar. Biraz çocukları eğlendirmek, biraz da bu havayı doya doya yaşamak için olabildiğince abartırım yeni yıl hazırlıklarını. Ağacımızı kasım ayında hazırlarız. Aralık başında evimizi yılbaşı objeleriyle donatırız. Kültürümüzde olmasa da çocuklar büyülü hikayeleri sevdiği için bol bol Noel Baba'dan konuşuruz, aktiviteler yaparız. 

Bu sene bunları yaptıktan sonra, kendimizi tutamayıp bahçeyi bile süsledik. Büyülü gün geldi. En güzel kıyafetlerimizi giydik, soframızı kurduk. Yelkovanın akreple saat tam 12'de buluşmasını bekledik. Büyük bir coşkuyla girdiğimiz yeni yılın ertesi sabahı ise, elimde poşetler yılbaşı ağacını toplamaya kalkıştım. Beni süsleri toplarken gören kızlarım hayal kırıklığına uğradılar. 

“Ağacımızı neden kırıyorsun anne?” dedi masum bir ifadeyle iki numara. (Ağacı ikiye ayırınca haliyle onun için ağaç kırılmış oluyor haliyle.)
“Dün yeni yıla girdik. Bugün ağacı toplama günü. Seneye tekrar hazırlayacağız.” dedim göz kırparak. 

Açıklamam onu tatmin etmiş olmayacak ki, gelip yılbaşı ağacının süslerini almaya çalıştı. Küçük ellerini tuttum. Yüzünden ne kadar üzgün olduğu anlaşılıyordu. Ablası ise kollarını önde birleştirmiş, yaptığım işe karşı tepkisini koyuyordu.

Baktım ki, bu iş zorlu olacak, hemen ilgilerini dağıtmak için “Şimdi mum üfleme zamanı.” dedim. İkisi de şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. Ufaklık elindeki topları fırlatıp hemen mutfağa koşturdu. Ablamız ise daha mantıklı bir açıklama bekliyordu.

“Neden mum üfleyeceğiz ki?”
“Çünkü yeni yılın ilk günü bir dilek tutacağız.”
Hep beraber renkli mumlarımızı alıp sehpanın başına toplandık. İkisi de küçük parmaklarıyla mumlarını sıkıca tutuyordu.
“Şimdi bana söylemeden, içinizden en çok istediğiniz şeyi dileyin.” 
Gözlerini sıkıca yumdular.  Mumlarını yaktıktan sonra ufaklığın gözleri açıldı. Ellerindeki mumları alıp kaseye diktim. Beraber mumların bitmesini bekledik. Bu arada tabi ki iki numaramız defalarca mumları üflemeye kalktı.

Ablamız sinirlendi: 
“Senin yüzünden dileğim olmayacak!” diye çıkıştı.
Üç yaş çocuğunun ilgisini uzun süreli kılmak pek mümkün değil, o yüzden hemen ona başka bir aktivite bulmak zorunda kaldım. Bu arada Neşe hala mumunun başındaydı. 
“Ne diledin?” diye sordum munzurca.
“Söylersem gerçekleşmez.” dedi ciddiyetle. Hak verircesine kafamı salladım. Bir süre sonra beklemekten sıkılmış olacak ki, “Bence ikimiz de aynı dileği tuttuk.” diye kıkırdadı. 

Gülümsedim. 
Sırrını daha fazla tuttamayacak gibiydi. 
“Sen de bütün gün boyunca çiftlikte olmayı diledin değil mi?” dedi sırıtarak.
Şaşkınlıkla kafamı salladım. Benim dileklerim bitmek bilmezken, o her pazar yaptığı gibi yine çiftliğe gidip hayvanlarla oynamayı seçmişti. Ne yeni bir oyuncak, ne de elbise. Halbuki gözlerini kapadığında başka bir şey istediğine neredeyse emindim. 

Mumun eriyip gitmesini beklerken düşündüm. Bir bir sıraladığım dilekler birden önemini yitirmişti. İnsanın yaşadığı güzel anların tekrarını istemesi kadar güzel bir dilek olabilir miydi? Böyle bir dilek ancak bir çocuğun tok gözlü, saf düşüncelerinde olabilirdi. Bir kez daha gözlerimi kapattım. Bugüne şükrettim. Yeni yılın bu günlerimizi aratmamasını, güzel anılarımı tekrar yaşatmasını diledim…



01.01.2017

Yorumlar

Yorum Yap

500