Yaşamı Ne Kadar Yakalayabildiniz?

1 Şubat 2015

Yaşamı Ne Kadar Yakalayabildiniz?

  • 1 Şubat 2015
  • 523 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Yaşamı Ne Kadar Yakalayabildiniz?

Önemsiz kararlarda değerlerin ve altında yatan inanç sistemini fark etmek çok kere mümkün olamaz. Değerler, önemli kararlarda ve özellikle baskı altında fark edilir. Ancak bu durumda da değerler konusunda sistematik bir yaklaşımla karşılaşmamış kişiler, kendilerini rahatlatacak bir yoruma yönelirler.

Değerler belirli bir sonucu elde etmek için izlenecek yol konusunda en derinde yatan inançlardır. Değerler davranışlarla dünyaya yansır. “Özü-sözü bir olmak” deyişi, kişinin değerleri ve davranışları arasında bir çelişki olmadığını gösterir. Bir kurumun değerleri, kurumdaki herkesin, liderler ve yöneticiler dahil, nasıl davranmalarının beklendiği konusunda açık bir deklarasyondur.

Yapılan araştırmalar, bir kurumun iş sonuçları ile kurum içinde geçerli olan değerler arasında kuvvetli bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Bireyler inanç ve değerlerini değiştirdikleri zaman, karar ve davranışları da değişir. Eğer belirli sayıda kişinin inanç ve değerlerinde aynı yönde bir değişiklik olursa, topluluğun ve de toplumun karar ve davranışları da değişir.

Değerler esas olarak çalışanlar içindir. R.Baret değerleri kuşların toplu uçuşu ve balıkların sürü olarak yüzmesine benzetir. Kuşlar büyük gruplar halinde uçtuklarında tek bir organizma gibi hareket eder. Bilgisayar simülasyonları, kuşların toplu uçma davranışlarının, her bir kuşta aynı olduğunu ortaya koymuştur. Gerçekten kuşların uydukları kurallar basittir.

Kuşların uçuşlarında uydukları bu davranış kurallarını, bir bakıma onların uyumlu bir birliktelik oluşturmak için uydukları “değerler”e benzetebiliriz. Her çalışan kurumun kurallarına uygun davranırsa, kuş sürüsü örneğindeki gibi uyumlu bir bütün oluşturur.

Değerler ile ilgili yazımın başlangıç noktasında aslında anlatılmak istenen temel amaç şüphesiz sadece kurumların sahip olduğu değerlerin ve temel ilkelerin bir kurumu sürdürülebilir kılmaya yeterli olabileceği gerçeği değildir. Burada kabul gören değerler aslında bireyin de kabul ettiği ilkeler olmalıdır.

Değerlerimizin insan beyninde, kalbinde ve iç dengesinde ne kadar önemli olduğunu keşfettiğimde birden yaşamımda geniş bir yelpaze belirdi. “Ben kimdim, bu dünyaya neden gelmiştim, varlık nedenim neydi?"

Birden gözümde bir pusula belirdi, hani pusula bize yönümüzü gösterir ya, hani bu yönler üzerinde “kuzey, güney, doğu, batı” şeklinde ifadeler bulunur ya, işte insanoğlu için de bu kavramlar yerine bizler kendi değerlerimizi koyabilir miyiz acaba" dedim kendi kendime… Ve bunun olabileceğini hissettiğimde de “yaşam felsefem” ortaya çıktı.

Hani kurumların yaşam felsefeleri vardır, kurum kimliklerini vardır, bunlara uygun kurumsal davranışları vardır ya, benim de yaşamımda bana yol gösteren, yoldan çıktığımda yine beni aynı yöne kanalize edecek değerlerimi bulmuş oldum. Kendi kendime söz verdim bu ilkelerime uymak için ve bu ilkelerim doğrultusunda yaşamak için, her şeyden önce de ilkelerime ve değerlerime uyarak bir “model” olmaya…

Neydi bu temel değerlerim, neydi bu kavramları somutlaştırdığım alfabetik harfler:

D: Doğruluk, dürüstlük (asla yalan söylememeye çalışacaktım)

K: Kararlılık, kalite (bazen istediğimi yapamadığımda, ümidim kırıldığında, kendime dönecek ve hani sen kendine söz vermiştin, haydi ayağa kalk diyecektim)

H: Hedef (hep hayatımda hedeflerim oldu, hedeflerim olmadan yaşayamam ki; hayallerim beni güçlendirdi, hayallerim beni bir amaca ulaştırdı)

PS: Paylaşım ve sevgi (ben bir bilgi işçisiyim, pek çok insandan tek farkım bir akademisyen olmam ve daha çok kitap okumam, işte bu nedenle de bilgiyi paylaşıyorum. Ya sevgi, sevgi olmadan yaşam olmaz ki; tanrı sevgisi, doğa sevgisi, insan sevgisi, insanı da yaradandan dolayı sevmiyor muyuz ve de üstelik bilgi ve sevgi paylaşıldıkça büyümez mi?)

Sonuçta nasıl kurumların değerleri, aynı kuş sürüleri gibi, kuşları belirli bir yöne sürüklüyorsa, insanları da kendilerine ait değerleri ve ilkeleri onları bu hayat yolunda belirli bir yöne sürükler.

Yaşamda önemli olan uzun ya da kısa yaşamış olmak esas değildir. Önemli olan bu yaşamınızda, yaşamı ne kadar içinize sindirebilmiş olmanızdır.

“Carpe Diem - günü yaşa doya doya…”

Geldik ve gidiyoruz, siz yaşamın neresindesiniz? Yaşamadım diyorsanız, geç kalmadan haydi yakalayın yaşamı… 



11.11.2016

Yorumlar

Yorum Yap

500