Raven - Kuzgun

1 Ocak 1970

Raven - Kuzgun

  • 1 Ocak 1970
  • 580 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Raven - Kuzgun

‘’Kuzgun, karanlığa girmeden aydınlığı taşıma işini üstlenemez. İçindeki karanlığa hakim olarak, ışıklanmayı irade edenlerin erki de böyledir; uzlaşma ve bütünlük zihinlerini evcilleştirir’’    -Ferda Ercan Uyulan-

Şamanik güçleri sembolize eden totem hayvanlardan olan Kuzgun; şifa, koruma, sihir, bütünleme, içsel yolculuk ve hayvan ruhları dönüşümünün ifadesidir. İngilizce Raven, Eski İskandinav dilindeki ‘hrafn’dan gelerek, tarih öncesi Germanik ‘khraben’ sözcüğü ile eşleşir. Eski Türkçe’de ‘kuz’; karanlık, gölgeli yeri anlatan sözcüktür ve Kuzey sözcüğü ile özdeşleşir.

Keltler’de ölüm tanrıça Morrigan’ın başlıca formu, yaşlı bir kadının siyah kuzgun tüylerinden bir pelerine sarılı halidir.  Şekil değiştirme, Savaş,  Kehanet ve Ölümün Keltik Tanrıçası, Kuzgun haline dönüşerek; şifacıları, durugörü sahiplerini, nehirleri, gölleri, tatlı suları gözetir. Karanlığa giren kuzgun, bu yolla aydınlığı taşıma işini üstlenir.

Bir şaman, öncelikle farklı boyutların kapısını aralayarak totem hayvanını bulmak için eğitsel işlerine başlar. Eğer erk hayvanı kuzgun ise bu hayvan, şamana gereksinimi olan cesaret, gözlem ve değişme önceliğini aktarıcı olur. Keltlerde savaş esnasında, Morrigan ürkütücü yıkım için bir dizi asker çağırabilirdi, onun bu amaçla davet edildiğinde, bir kuzgun şeklinde çığlık çığlığa uçtuğuna inanılır.  Onurunu anımsamak isteyen takipçileri, kapalı bir kavanozda kana bulanmış kuzgun tüyleri saklarlar.  Bu tüyler, gizemi ve öte aleme gidecek yolu gösterir.

Bir totem olarak, Raven sırlar öğretmenidir. Bilinçsiz boşluktan, karanlığın içinden bilince anlayışa ve iç karanlıktan kurtulmaya yöneltir. Geçmişte cadı olarak bilinen kişilerin, peşindekilerden kaçmak için kuzgunlardan yardım aldığı, sonra onlara dönüşebildiği öngörülürdü. Çünkü, güç ve yeteneklerini yalnızca güvenilir bir tanıdık ile öte alem rehberi  kuzgun ile bir arada sınamaya özen göstermişlerdi. Raven ile ilgili öğretileri anlamak için, belli bir seviyede bulunmaları gerektiğine inanırlardı. Böylece sihirli dünyalarına, yeraltından gelen dönüşüm sırrını getiren kuzgun; bazen gerçek, bazen vizyon halinde ancak, önemli bir alametti.

Biri öldüğü zaman kuzgun, onun ruhunu ölüler diyarına götürür, eğer korkunç bir üzüntü de ruhla beraber buraya giderse, o ruh hiç dinlenemez, işte o zaman; tamir olunacak şeyler adına, kuzgun, onun ruhunu geri taşıyabilirdi. Böylece, o, iki dünya arasında bir semboldü. Hayattakiler için ölümün, ölüler için yaşamın temsili sayılırdı. Kızılderili mitolojisinde de, ruhu huzura kavuşmamış, ya da son dileği gerçekleşmemiş insanın yaşama bakakalan hali olurdu. Kuzgun biçimine girerek, isteğini yerine getirecek olan kişilerin evlerinin önünde bekler ve onları uyarırdı. Müthiş bir zeka, kurnazlık, hilekarlıkla bir araya gelmiş bir tür bilgelik gizleyen kuzgunun, bir papağan gibi konuşabilmesi, insan dillerini tekrar edebilmesi ile bütünleşmiştir.

Bunun dışında her tür sesi taklit edebilirler. Kuzey Amerika yerlileri, bazen erkek bebeği Kuzgunun dilini öğrenmesi için onunla bir arada bulundururlardı. Uzun ömürlü kuzgun, (en fazla 35 yıl) tek eşlidir, üstün zekası ile çevredeki objeleri alet gibi kullanabilir. Kuzgunlar, insan yüzlerini tanır ve unutmazlar.  Eskimolar, kuzgunların güçlü hafızalarında kötü yer edinmenin gereksiz olduğunu düşünürek onlara saygı beslerlerdi.  Romalılar, ötme sesini, ‘ cras,cras’ yani Latince ‘yarın, yarın’ biçiminde, ‘umut’ olarak yorumlamışlardı. Vikingler, kuzgunların ölüm habercisi kahin kuş olduğunu düşünürlerdi, evin önünde sürekli öterse, ölümden şüphelenilirdi. Othello’da Kahraman şöyle der : ‘’ama kuzgunlar nasıl vebalı evin damına üşüşür, bu da gelip aklıma takılıyor.’’ Evet, aslında kuzgunlar öngörülemez biçimlerde davranmaktadırlar. Charles Dickens, bir romanında, Barnaby adlı saf kişiye,  evcil kuzgunun verdiği kehanet dolu anlamlarla yüklü bilgilerden söz etmiştir.

Mükemmel şiirlerden The Raven /Nevermore; Edgar Allan Poe’ya ait. Şiir, sevgilisini kaybetmiş genç aşığın yaslı, hiç bitmeyen arayışının simgesi olan kuzgunla diyaloğudur. Kuzgun, kendisine yöneltilen her soruya “nevermore” (bir daha asla) (hiçbir zaman) cevabını verir.

Kuzey Amerika, Sibirya, İskandinav ve Kelt mitolojisinin en güçlü totem hayvanı olarak; yenilenme, karanlıkta ışık bulma yeteneği, kendini yansıtma cesareti, iç gözlem, kehanet gücü, bilinç değişimi ve kararlılık ifadesidir.  Cherokee şamanları, kuzgunun şekil değiştirme gücünü almaya çalışırlardı. Alaska efsanelerinde denizleri, nehirleri yaratan kuzgundur. Özellikle Alaska’da bir kuzgunu öldürmek tabudur, öldürene zarar getirdiğine inanılır. Sihirin kuşu, Kış dönencesinde en güçlü haline bürünür. İlyas Peygamber’in kendisini takip eden kraldan saklanırken bir kuzgun tarafından beslenmesi İncil’de yer alır. Kur’an’da Maide Suresi’nde, kardeşinin ölüsünü gömmeyi bilemeyen Kabil’e, toprağı eşeleyen karga öğretici olarak gönderilir. Tevrat, Eski Ahit/Tekvin/BAP 8; 6 ve 7’de ise kuzgun şöyle geçer: ‘’Kırk gün sonra Nuh yapmış olduğu geminin penceresini açtı. Kuzgunu dışarı gönderdi. Kuzgun sular kuruyuncaya kadar dönmedi, uçup durdu. ‘’ Böylece ilk olarak gemiden salınan hayvan olduğu düşünülmüştür. İskandinav efsanelerinde Kuzgun, son derece zeki olduğu bilinen önemli bir hayvandı. Norveç ‘te tanrı Odin’in, adları ‘Düşünce’ ve ‘Hafıza’ olan olan iki kuzgunu ona elçilik yaparlardı. Odin’in de, Kuzgun’la karşılıklı şekil değiştirme özelliği bulunurdu. Kuzgun, ruhani alemlerin elçiliği görevini de bu anlamda üstlenmektedir.



11.11.2016

Yorumlar

Yorum Yap

500