Özel Arşivimizden Yaşamsal Yüklerimize, Yeniden Modelleme

1 Ocak 1970

Özel Arşivimizden Yaşamsal Yüklerimize, Yeniden Modelleme

  • 1 Ocak 1970
  • 516 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Özel Arşivimizden Yaşamsal Yüklerimize, Yeniden Modelleme

İnsanların ortak bilinç paylaşımının ve bunu birbirlerine yansıtmalarının toplam enerjetik hareketi, yeterli seviyede enerji toplayabilen her olguyu, şuurla beslenen yeni bir alana taşır.

Ortak bilinç belleğine işlenen bilgiler ise, capcanlı bir ortak anı deposunda toplanır. Biliyoruz ki, Doğa da; minerallerinden sularına dek, kayıt ve alışkanlık sistemine sahiptir. Durum, tıpkı bir hafıza yönetimi gibi işler. Böylesi bir hafıza yönetiminin, insanlar için geçerli yönü, alışılmış, kökleşmiş edimleri kapsamasıdır.
Örnek olarak; ailelerin hayati olayları ve duygusal bağları, çözülemeyen kilitlere dönerek tekrarladığında, bunun, ayni biçimde oluşabilen bir alanın çekim gücünden kaynaklandığını düşünebiliriz. Aile üyeleri, büyüklerinin empoze ettiği hisleri, düşünceleri, hatta yaşamsal yükleri, zaman zaman, büyük bir kısmı ile benimseyerek hafızalarında tutmaktadırlar. Ayni zamanda, etkileri aktarmaya da aracı olmaktadırlar.

Bu noktada, bir bilinçaltı çekim gücü ve tekrar etme söz konusudur. İnsan bundan kendini soyutlamayı başaramaz ve özgün ruhu ile uyum sağlayamazsa, geçmiş kuşaklarının, rahatsız edici kilitlenmelerine ortak olur, kişiliğini anlamsız uğraşlara savurabilir.

Zihinlerimiz sıklıkla, belli alışkanlıklar yöntemini kapsayan bir topluluk zihni oluşturmaktadır. Zihinler, birbirleri ile senkronizasyon sağlayabilmekle birlikte, bunu belirli bir alana aktarabilmekte etkindirler. Yalnız kimyasal değil, salt fiziksel değil, tinsel bir devinimi de ifade etmekte aracı olduğumuzu unutmayalım.

Egonun birimleri olan gurur, hırs, kin, sahte ben, egoyu doyuran her tür hayal ve davranış; kişiliğin kurgul yönlerine açılır. Arşetipik enerji kalıntılarını ve bilinçaltı formlarını çözümlemek, mental, duygusal, fiziksel bir detoksa kavuşmak ve dengeyi kurmak için, geçmişin kalıplaşmış robot programlarının manyetik bağlayıcılığından uzaklaşılması şarttır.

İnsanın devir aldığı yükleri çözümleyiş ve geri teslim ediş aşamalarında, hafiflemesi, özünü tanıyarak geliştirmesi ezoterik uygulamalara değer verildiğinde hızlanır. Gerçek biz'i bulup, yansıtabilmek, büyük dinlerle, tasavvuf ekolleri ve öğretilerin temelinde yer alan, bilinçli değişim ve programlama önerilerindendir.

Çeşitli kalıp programlar, anımsayamadığımız gizli bir arşivin uzantıları halinde bizi takip ederek, seçimlerimizi  yönlendirebiliyor. Son derece  ısrarcı biçimde, bir olaya veya bir konuya kanalize olmamıza yol açabilen bu durum,  gizli özel arşivimizle bağlantılı.

Geçmişte atalar tarafından bırakılan düğümler; yaşantıların, davranışların akisleri, eğer bir tutku biçiminde kendini çözdürmek istiyorsa, iç sıkıntısı yaratan veya hoş görünen programların üzerimizdeki sınırlayıcı tesirleri başlar. Bu cazibe; sayılarla, şekillerle, imajlarla eşleşebilir.  Seçimlerimizi içsel ilhamlarla etkiler , diğer yandan eğilimlerimizi yanlış yönlendirebilir.

İmaj, sembol, uğurlu rakam, bazı canlılar gibi bize hoş gelen, kimi zaman da tahammül edemediğimiz nesneler bulunur. Sevdiğimiz veya nefret ettiğimiz formlardan bazılarının iç sıkıntısı vermesi, diğerlerinin hoş görünmesi, bizi disiplini altına alan arşivimizin etkisini ifade edişidir. 

Geçmişin acılı anılarının dahi, ilhamlarla ortaya döküldüğü, kimi zaman oldukça sürrealist biçimlerde dışa vurulabildikleri görülür. Gelişimi engelleyen takıntılar, bir senaryoya çocukluktan başlayarak uyumlanılması ile ilişkilidir. Bunu sezinlediğimizdeki kurtulma yöntemimiz; ayni hataları tekrarladığımızı fark etmekle başlar, mesela; ısrarla vazgeçemediğimiz alışkanlara kapılmak bir işarettir. Öyleyse;  bizi sınırlayan şeyleri tespit ederek, yeniden modellemeliyiz. 

Morfogenetik biliş alanına ve kollektif alana dahil bir birim olan insan, yaşam yolunu şekillendirirken, mecburen yanına aldığı özel arşivi çözümleyemez ve kendisini yeniden programlayamazsa, psikosomatik rahatsızlıklara ve ilişkilerinde kalıcı bağlar kuramayarak, başarısız olmasına kendi eliyle yol açmaktadır. 

Yeniden Modelleme

Güçlü ve özel bir yeterlilik doğasına sahip olmak, inancını bütünlemek, çevresindekileri daha iyi moral düzeye yerleştirmek ve bilincini yükselterek, geçmiş yüklerinden kurtulmak isteyen kişi, benzerlerinden farklı bir hipnotik işlevi yürürlüğe koyabilir. Bu işleve, nörolojik ve kimyasal anlamda kendisini çok iyi hissettiren bir süreçle başlar. Mental, duygusal ve fiziksel kontrol ile, büyük bir motivasyon sağlayabilmek mümkündür. Bunu başarabilen için; cesaret, içtenlik, üretici fikirler, gelişen beceriler ve kararlılığın ardında bekleyen esenlik bulunur.

İnsanın, kortikal sinir alanında bağlantı sağlayan nöronlar düzeyinde yeniden paternleyebileceği bu model için, özgün bir hipnotik süreci sağlaması şarttır. Gerek özel arşivimize kayıtlanan, gerekse sonradan kazanılmış sorunlar, ani sinirlenmeler, alışkanlıklar, zanlar, korkular, yanlış davranışlar veya kötücül hisler otomatik çalışır. Tümü de, yeniden gözden geçirilip onarılabilir. Kendini tekrar tasarlama ve modelleme becerisi, zihnini yeniden programlayabilmek, böylece, gerekli düşünme biçimlerine geçiş yapabilmektir.

Çünkü, yeni bir düşünce sistemi kuran kişi, depresyon tehlikesinden, yetersizlikten, sınırlanmışlık duygusundan, daha birçok olumsuzluktan vücut kimyasını hipnotik bir transla, banyo yapar gibi bir akışla değiştirecek olan tasarımcıdır. Sadece, kendi üzerinde kontrol gücüne sahip olabileceğine inanması yeterli bir başlangıçtır.

Örneğin, evine hırsız giren biri, sürekli hırsız korkusu edinmiştir. Bir kez uçağı düşme tehlikesi atlatan, tekrar uçağa binemez hale gelmesine yol açan bir fobi kazanabilir. Eğer, olumsuzluğu yaşamış ve paralelinde fobi kazanmamışsanız,  yeniden modellemeye çok yatkın ve güçlü bir karakter portresine sahipsinizdir. Aslında hepimizde, kontrol gücüne dair bir yeti bulunur ve kullanılmalıdır.

İnsan, olgunlaşma sürecinde iken, öğrenme anlamında çok yoğun bilgi yüklenir. Ne var ki, düşüncesini dağıtmaya sürekli kötü hissetmeye, olmayanı zan etmeye meyillidir. Oysa durumların iyi yönlerine dair hızlıca düşünmek, kendini iyi hissetmeye, doğru karar vermeye yol açar, buna alışmamız yararlıdır.

Yaşamı yaşanası kılmak için, zaman zaman basitçe; ‘’Olması gereken olmalıdır, olmaması gereken olmamalıdır’’ diyebilmek, iyi hissetmeye yönelmek gerekiyor.

Düşünce frekansını, güçlü bir zihinsel modelleme ile kontrol ederek,  olayların olumlu yanlarına odaklanıp kendisini iyi seviyede tutabilmeyi, bunu aklında sürekli bulundurup, konumunu dengelemeyi ve böylece iplerini elinde tutmayı beceren kişi, tekrarlayan yanlışlardan uzaklaşır, yapamayacağını düşündüğü şeyleri huzurlu bir ruhla başarabilir.



11.11.2016

Yorumlar

Yorum Yap

500