İzmir ve Biz...

1 Ekim 2017

İzmir ve Biz...

  • 1 Ekim 2017
  • 541 Görüntülenme
  • 0 YORUM


İzmir ve Biz...


20 Ekim 2010 tarihinde kurulan ve başkanlığını yaptığım “İzmir Platformu”, İzmir’de; “Yurttaşlık”, “Kentli olma”, “Hukukun üstünlüğü ilkesinden yana olma” bilincinin daha da yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi amacıyla yola çıkmıştır. İzmir platformunun İzmir kentine yönelik projelerinin başlıkları şunlardır: Taşıt trafiğine yönelik sosyal projeler, Uyuşturucu, “Naylon Torba” projemiz, Engelsiz Projemiz, Vatandaşlarımıza yönelik sosyal projeler, Köylere yönelik sosyal ve ekonomik proje.


Platformumuzun, çalışmalarına ortak olmanız özlemiyle, Taşıt Trafiğine Yönelik önerilerimizi, açıklıyoruz.


İzmir’de İBB’ne ait Konak, Alsancak (Liman) ve İkiçeşmelik’te katlı otoparklar, Fuar ve Alsancak’ta yer altı otoparkları bulunmaktadır. Bunun dışında ücreti yüksek yasal veya gayri yasal birçok özel otoparklar bulunmaktadır.


Alsancak çevresinde yaşanan en büyük sıkıntı, yeterli otopark olmasına rağmen, yol kenarlarının otopark olarak kullanılmasıdır. Herkes bu bölgeye aracıyla gelmeye çalışmakta ve bunun sonucu olarak mevcut taşıt trafiğinde ilave sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, yayaların ve iş için gelen vatandaşların, araçları ile bu bölgede dolaşmaları olanaksız hale gelmektedir.


Otopark Konusunda Çözüm Önerilerimiz: Alsancak (Atatürk Kapalı Salonu Önü), Fuar ve Karşıyaka Bahriye Üçok caddelerinde olduğu gibi İzmir’de yer altı otopark sayısının artırılması gerekmektedir. Yeni yapılan binaların altına, uygunsa birden fazla katlı otopark yapılmalıdır. Yapılan iş merkezlerinin bitişiğindeki yolların altına da otoparklar uzatılabilir. Bu şekilde yer altından da semt içi yaya ulaşımı gerçekleşebilir.


Belediyelere ait otoparklarda gün içinde ucuz ve sınırsız giriş yapma olanağı sağlanabilirse, iş yeri sahipleri ucuz otoparka kavuşacak ve kendi işyerlerinin önünü işgal etmemiş olacaktır. Bu uygulama, alışveriş için gelen vatandaşların iş yerleri önünde araçları için kısa duruş yapma olanağı sağlayacaktır.


Kaldırımlar, araçlarla yoğun olarak işgal edilmektedir. Bunun için, caydırıcı olması bakımından çok yüksek cezalar veya trafikten uzun süreli men cezaları uygulanmalıdır.


Ticari Taksi ve Minibüsler: Trafik kurallarına uymayarak, adeta şehir içinde araçlarıyla trafik terörü yaratan ve sürekli korna çalmayı alışkanlık haline getiren ticari taksiler, şehir trafiğinde aşırı yoğunluk yaratmaktadırlar.


Birçok hatta çalışan şehir içi minibüslerinin de, yolcu alırken 5-10 Km/saat hız yaparak trafiği felç ettiğini ve yolcu aldıktan sonra da sürat rekorları kırdığını biliyoruz. Ticari araç şoförlerinin davranış bozukluğuna bağlı, sürekli kural tanımaz davranışları konusunda, Şoförler Cemiyeti ve Trafik Şube Müdürlüğü ile iş birliği yapılarak eğitim verilmesi gerekmektedir.


Banliyo ve Metro: Aliağa–Selçuk banliyö hattı (İZBAN) devreye girdikten sonra, şehir içi trafiğinde hissedilir bir rahatlama olmuştur. Metro hattının, 9 Eylül Tıp Fakültesi ve Otogar’a ulaşması, platformumuzun özlemidir. Önerimiz, şehir içindeki resmi daire servislerinin de kaldırılmasıdır. Sadece okul araçlarının şehre girmesine izin verilmelidir.

Üçkuyular’dan başlayıp, Halkapınar’a ulaşacak Tramvay hattı ile, tamamı bitmek üzere olan Karşıyaka tramvay hattının İzmir trafiğine büyük katkısı olacaktır.


Karşıyaka’da yaşanan ve eleştiri konusu olan trafik çalışmasına değinerek, yazıma son veriyorum. Tramvay, İzmir’de, yüzyıllar öncesinden beri vardır, önce atlı tramvay sonra elektrikliye geçiş... Troleybüsü de hatırlarız. Onları trafikten kaldırıp, denize balık yuvası olarak atacağımıza, modernleştirsek, nasıl olurdu? Bu gün yaşanan yapım sıkıntısı olmazdı. Evet, 2-3 taksiciyi, yüz minibüsçüyü savunmak yerine kenti savunalım... Ne dersiniz? İzmir Platformu’nun tanıtımına, önümüzdeki sayılarda devam edeceğim.


www.izmirplatformu.com




01.10.2017

Yorumlar

Yorum Yap

500