Hierapolis’ten Pamukkale’ye

 |  || Hierapolis’ten Pamukkale’ye
1 Ocak 1970

Hierapolis’ten Pamukkale’ye

  • 1 Ocak 1970
  • 508 Görüntülenme
  • 0 YORUM



Hierapolis’ten Pamukkale’ye

Denizli bölgesine her gittiğimizde mutlaka uğramadan yapamadığımız antik kent Hierapolis’e uğradık. O kadar büyük bir alan ki, bir gün içinde ancak gezebiliyor insan. Kazdıkça fışkırıyor Hierapolis, her karış toprağın altında bir hazine yatıyor ve kazı işleri durmaksızın devam ediyor. Tarihi kentte çok büyük bir alanda kazı işlemleri tamamlanmış gibi görünse de arkeologlar kazıp duruyor.



Ege Life | Hierapolis’ten Pamukkale’ye

Sütunlar, odalar, yollar, çarşılar, dükkanlar, caddeler, kesme taşlar, heykeller… Bakmaya doyamıyor insan. Bu gezimizde Japon turistlerin çokluğu karşısında şaşırdık kaldık. Antik kente otobüs dolusu Japon turist geliyor ve saatlerce kalıp geziyorlar, inceliyorlar ve alışveriş yapıyorlar. Yine bol bol fotoğraf çektik, minik alışverişler yaptık sevdiklerimize götürmek için.



Ege Life | Hierapolis’ten Pamukkale’ye

Hierapolis’e; Turgutlu yolunu takip ederek, Ahmetli, Alaşehir, Sarıgöl ve Buldan üzerinden ulaştık. Denizli’nin 18 kilometre kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin arkeoloji literatüründe “Holy City” yani ‘Kutsal Kent’ olarak adlandırılması, kentte bilinen birçok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanıyor.









Biraz da minik bilgiler vermek istiyorum. Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından MÖ. II. yüzyıl başlarında kurulduğu ve Bergama’nın efsanevi kurucusu Telephos’un karısı Amazonlar kraliçesi Hiera’dan dolayı, Hierapolis adını aldığı biliniyor. Hierapolis, Roma İmparatoru Neron dönemindeki (M.S. 60) büyük depreme kadar, Hellenistik kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüş. Deprem kuşağı üzerinde bulunan kent, Neron dönemi depreminden büyük zarar görmüş ve tamamen yenilenmiş. Üst üste yaşadığı bu depremlerden sonra kent, tüm Hellenistik niteliğini kaybetmiş, tipik bir Roma kenti görünümünü almış. Hierapolis Roma döneminden sonra Bizans döneminde de çok önemli bir merkez olmuş. Bu önem, MS. IV. yüzyıldan itibaren Hristiyanlık merkezi olması (metropolis), MS. 80 yıllarında, Hz. İsa’nın havarilerinden olan, Aziz Philip’in burada öldürülmesinden kaynaklanıyor. Hierapolis, XII. yüzyıl sonlarına doğru Türklerin eline geçmiş.







Hierapolis’de oldukça uzun bir zaman geçirdikten sonra Pamukkale’ye geçtik. En son gittiğimde travertenler kararmaya başlamıştı, yıllardır da uğramıyordum. Öyle sıkı önlemler almışlar ki, bembeyaz olmuş Pamukkale baştan aşağı. Travertenlere giriş yasaklanmış, yürüyüş yolları yapılmış, elektrikli araçlar hizmete alınmış, otopark alanları düzenlenmiş ve örnek bir ören yeri olmuş Pamukkale. Yine burada da çok Japon turist vardı, aslında sadece Japon turist var demek daha doğru olur.



Ege Life | Hierapolis’ten Pamukkale’ye

Aslında Denizli ne kadar şanslı, antik kent ve ören yerleri saymakla bitmiyor: Pamukkale, Hierapolis, Leodikya, Tripolis, Tabea, Colossae, Eumania, Heraklia Salbace, Stadyum, Herakleia Hieronu, Dionysopolis, Apollon Lairbenos Tapınağı, Sebastopolis, Mossyna Antik Kenti, Motello Antik Kenti, Sala Antik Kenti, Aetos Antik Kenti…




Ege Life | Hierapolis’ten Pamukkale’ye

Pamukkale’den dönüşte Denizli’ye uğradık, Bağbaşı Yaylası’ndaki tesislerde konakladık; dönüşümüzü tekrar eski Denizli yolundan yaptık… Gezmeler bitmez, yollar tükenmez…




01.03.2018

Yorumlar

Yorum Yap

500