Evrensel Kayıtlar

1 Ocak 1970

Evrensel Kayıtlar

  • 1 Ocak 1970
  • 552 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Evrensel Kayıtlar

İnsanın yaptığı her eylem, ağzından çıkan her söz kaybolmadan kaydediliyor. Bu yüzden yerdeki çamurlara bakmak yerine yıldızlara bakmalı, karanlığı ışıkla değiştirmeliyiz…

Dertlerimizi saymak yerine, bize bağışlanmış olan şeyleri saymamız; görüyor olmamızın şartlarından biri. Sahip olduğumuz şeyleri az, kendisinden yoksun olduğumuz şeyleri ise sürekli düşünürüz. Yoksun olduklarımızın düşüncesi, denizin dalgalı yüzeyi gibi zihnimizde gürültüler yaratırken, diğer yandan da geçmişle hesaplaşıp, geleceği detaylandırmaya çalışmak son derece yorucu ve iç karartıcıdır. Her günün yeni bir hayat olmaya aday olduğunu ve sağlığımızı bozmamanın bir yolunun, olumlu düşünce ve eylemlere yönlenmekten geçtiğini biliyoruz.

Paracelsus, kötü bir zihinsel tutumu olan kimsenin kendi eterik (aura) doğasını zehirleyebileceğini ve bunun da, yaşam gücünün doğal akışını engelleyerek, fiziksel hastalık halinde belireceğini savunmuş. Bu yaşam gücüne Arkeus adı verilmiş. Canlı yaşam gücü, eskilerin evrensel esir’inin gizli astral ışığıdır. Metallerde parlayıp, bitkileri onurlandıran, yıldızları mücevherleştiren görünmez bu ışık; eterik eşimizdir. Ne var ki, yaşam gücümüzü karartmak veya parlatıp nurlandırmak, cüzi olarak bizim irademize de bağlanabiliyor. İç yapılarının barışını ve sakinliğini korumayı başaranlar, ruhsal ve fiziksel hastalıklardan daha fazla korunabiliyorlar.               

Aristo'nun 5. elementi,  Hint felsefesinde Akaşa (Akasha) denilen element olarak adlanmış. Onsuz Ruh’un ve bir sihir gibi algılanabilecek her türden etkileşimin eksik kalacağı öngörülmüş. Fizik ötesi duyular, materyallerin içinde gizli olan esirle özünü bulmaktadır. Ayrıca Akaşa, evrensel bir bilgi alanı olarak görülür.

Teozoflara göre Akaşik kayıtlar, kainatta oluşan olayların izlerinin kayıt altına alınmasıdır. Nasıl ki, madde yok olmayıp sadece dönüşüyorsa, olaylar zinciri de ayni biçimde yok olmaz ve akaşik bir cevhere etiketlenir. Diğer yandan, İslami bilgilerde "İlliyyun yeşil zebercetten bir levhadır, arşa asılmıştır, Müminlerin amelleri ona yazılmıştır."denilmektedir ki bu akaşik cevhere etiketlenmenin, hatta yeşil zebercet sözü de cevherin belirgin ifadesi olur. Bu bilgi aslında bir ayetin yorumlanışıdır, ayet ise, el-Mutaffifin suresinde yer alır:

"İyilerin kitabı (amel defteri) İlliyyundadır. İlliyyun'un ne olduğunu sen nereden bileceksin? Yazılmış bir kitap vardır,  Mukarrap melekler ona şahit olurlar" (El-Mutaffifin, 83/18-19-20-21. ayetler)

Budizm,  kayıtlanma olayını bireysel ve maddi dünya ile ilgili olarak iki kısımda gerçekleştirildiğini savunur. Akaşik kayıt,  eylemlerin, düşünün, ışığın, titreşimlerin duyuların, seslerin, kısacası tüm tesirlerin hızla, an be an tüm yoğunluk derecelerinde kayıt altına alınıp arşivlendiği sonsuz bir kayıt düzeninin ifadesidir. Madam Helena Blavatsky, ünlü bir teozof olarak, Batı’ya Akaşa’yı tanıtırken, bireysel akaşik kayıtlar dışında, gezegenlere ait, gezegensel akaşik kayıtların varlığından da söz etmiştir.     

Kur'an’daki Levh-i Mahfuz kavramı, bu bilgi ile bağlantılı olarak yorumlandığında; olmuş ve olacak her olayın, Allah’ın ilmi ve tasarrufu altında takdir olunan bir yazının varlığını gösterecektir:

“Allah o yazıdan dilediğini siler, dilediğini de sabit bırakır. Ana kitap (olan Levh-i Mahfuz) ise O’nun katındadır” (13/Ra’d suresi 39. ayet)

Bu durumda, Allah’ın, dilediği hükmü yürürlükten kaldırıp, dilediğini de yürürlükte tutacağı aktarılır ki, İmam Rabbani Hazretleri, Mektubat’ında Kaza’nın değişebilir olan ve bir de, hiçbir şartta değişmeyecek olan yönünü anlatır. Ona göre de, tüm canlıların düzen programı Levh-i Mahfuz’da kayıtlıdır. Mevsimlerin döngüsü, hücrelerimizin faaliyetleri, nerede, kimin çocuğu olarak doğacağımız hükümdendir. İnsan, kendi hayatını hafızasına kaydeder, Kainat da, olayları kaybetmez ve külli bir hafıza olan arşa asılı Hafiz isminin tecellisi olan o kitaba kaydeder.

Birçok iş, tamamıyla kısmet ve kader işi olarak anlamlandırılıyor. Oysa insanın söz ve davranışlarının olayları şekillendirme gücü önemli. Yusuf (A.S), su üzerindeki güzelliğine bakarak; köle olsam acaba kaça satılırdım, sözlerini sarf etmiş, bu türden bir sözlü önerme nedeniyle, olayı gerçekten yaşamıştır.

Olumsuz bir haber ya da farklı bir olay duyup, gördüğümüzde yaptığımız sözlü yorumlar adeta ağzımızla imzaladığımız bir senede dönüşebilir. Düşünce yerine sözlü olması, sesin de kayıt altına alınması nedeniyle, kadere verilen güçlü önermeler gibidir: ‘’Ben asla böyle yapmazdım. Kesinlikle ondan hiçbir iyilik beklemem. Benim çocuğum hayatta böyle şeyler yapmaz. Bu duruma düşmektense sürünürüm daha iyi. Şu hayvan ne kadar da gereksiz ve iğrenç.’’ Bunlar kesin fetva verici cümle örneklerindendir, tıpkı bir dua imiş gibi işlem görüp, kaderde benzer olaylarla yüzleşerek, sözlerimizin tersini yapmaya mecbur olmamıza yol açabilirler.

Zaferimiz ve yıkımımız cüssemizle, paramızla, unvanımızla doğru orantılı değil elbette, içimizde hiç kullanılmamış kaynaklar var, yerdeki çamurlar yerine yıldızlara bakmamız daha kolay; affetmemiz, kuşkuyu imanla, ümitsizliği ümitle ve karanlığı ışıkla değiştirmemiz, Evrensel Kayıtlar’a da böylesi güzel enerjilerle akmamız gerekiyor… 



11.11.2016

Yorumlar

Yorum Yap

500