Batıl İnançlar

1 Ocak 1970

Batıl İnançlar

  • 1 Ocak 1970
  • 529 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Batıl İnançlar

"Batıl inanç, dini olgularla bağdaşmayan ve maddeye doğaüstü anlamlar yükleyen boş ve sahte bir zan olarak tanımlanabilir."

Çoğu insanın kültür ve bilgi düzeyi ile uyumsuz görünse de, toplumların benimsemiş olduğu bütün batıl inançlar, eskiye ait inanış biçimlerinin ve sembollerin etkisi ile bilinçlerde kök salabilirler. Bir kez dahi, merdiven altından geçmenin kötü bir sonuç doğuracağına inanıp bunu uygulasak, diğerleri de buna eklenebilir, bunun veya birkaç kez tahtaya vurmanın bir zararı yok gibi görünür. Kaderi faydamız için yönlendirmeye çalışmak, mekanik ve elde olmadan tekrarlanan birçok günlük eyleme yol açar.

Dünya halklarının tümünde, mantığa ters gelen evrensel boş inançlar bulunur ve uygulanır, yenilerinin de üretilmesi kaçınılmazdır. Güven duygusu vererek, psikolojik rahatlama sağlayan eylemler gizemlidir, boş inanç sayesinde garip adetler icat olunur.

Batıl inançları kendi dünyasına yön verecek biçimde kullanan insan; sağ ayağı ile adım attığında, tahta bulamazsa kafasına vurduğunda, kapı eşiğine oturmadığında, bir nikah töreninde ellerini bağlamadan (böylece kısmeti bağlanmaz) oturduğunda, bıçak verirken kavga çıkmasın diye tükürür gibi yaptığında, evde şemsiye açmadığında, makası açık bırakmadığında, yola çıkanın ardından temizlik yapmadığında, nazara karşı giysilerinden çektiği ipliği yakıp, ocakta tuz çatlattığında; bütün bu doğru bulduğu eylemleri aracılığı ile, olumsuzlukları uzaklaştırabileceğine iman etmiş olur.

Davranış biçimlerinin yanı sıra, uğur ve şans getirdiğine inanılan nesneleri kullanmak da batıl inançlarla uzlaşabilir. Kötülüğü kovduğu düşünülen materyaller vardır. Diğer yandan irade gücünü sembolize eden, yardım sağlayıcı tılsımlar kullanılır. Şans getirdiği sanılan tavus tüyü, hayvan dişi, taş, kabuk, kurutulmuş denizatı, yonca, maskotlar, semboller hep en olumlu tesiri çekebileceklerine inanıldıkları için kullanılırlar. Kişisel bahta dair bir inançla da bütünleşirler. Gönenç, koruma ve bereket arayışının tezahürleridirler. Bazı şartlı refleksler ise ilginçtir. Kara kedi gördüğünde düşen biri, artık her kara kedi gördüğünde bunu hatırlar ve düşmekten korkar.

Hristiyanlar, ayın 13’ünün Cuma’ya geldiği günlerde temkinli olmak, ilk adımı sol ayakla atmamak, otel odalarında 13 numaralı oda bulundurmamak konusunda sıklıkla hemfikirdirler. Bunların temelinde, insanların kendilerine güç alanları kurma isteği bulunması doğal. Ayna kırılmasına anlamlar yüklemek yersiz olsa da yaygındır. Bir tabak, bardak kırılsa, ardından bir ikincisi daha ayni gün kazaya kurban gitti ise, hemen huzursuz olunur, hele eve uğramış yabancı varsa, nazarı değmiş gibi düşünülür. Sonra da, mutlaka üçüncü bir cam eşya kırılmalı ve bu gerilime son verilmelidir. Kırılanı kendi isteğiyle üçlemek büyük rahatlık sağlamaktadır, zira insan böylece kendi başına olumsuz bir iş gelmesini artık engellemiş sayılır.

Hepimiz de muhakkak ki, batıl inançlarımızı farkına bile varmadan el çabukluğu ile yerine getiririz, hiç birimiz, birbirimizi benzer eylemlerde yadırgamayız. Kaderi kendi faydası için batıl inançlarla yönlendirmek mekanik ve elde olmadan tekrarlanan bir sistem aslında. Korkudan, çaresizlikten, rastlantılardan doğan tüm boş inanlar kişiden kişiye değişse de, sayı sistemlerine dayananları sosyal olarak daha sık paylaşılır.

Koşullanma yoluyla gelişen batıl inanca örnek olarak, gök mavisi silgisi ile önemli bir sınava girerek kazanan biri, diğer sınavlarda da, bu silginin kendisine uğur getireceğine inanabilir ki, eğer batıl inanç süreklilik kazanmışsa, böyle bir inanca dönüşmesi kaçınılmaz. İnsan, boş inanç ve davranışların kendisine yararlı  olduğunu düşündüğü sürece bunları yapmaya devam eder.

Psikososyal açıdan bakacak olursak, her boş inanç türü farklı nedenlerle ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Çok etki göstermiş bir batıl inanç olarak, 13 rakamının uğursuzluğuna dair eğilimin, Hz. İsa ve havarilerinin 13 kişi olmaları ile başladığını görürüz. Havarilerden Yehuda İşkariyot, Romalılarla anlaşarak Hz. İsa’ya ihanet eder. 13. kişidir, ihanetçidir ve ilgili inanç da bu olaydan kaynaklanmış sayılır. Modern toplumlarda yaygınlığını yitirmeyen rakam ve günlere uğur ya da uğursuzluğun yüklenmesi, batıl inanç ve davranışların zaman mekan ayırmadan yerlerini koruduğunu gösteriyor. Hala çoğumuz, giysimiz üzerimizde iken dikiş işlemi yapılırsa kısmetimizin bağlanacağına, seyahate gidenin ardından su dökülmesi gerektiğine dair batıl inanışlarımızı muhafaza ediyor olabiliriz.

Aslında batıl inanış ve diğer tüm hurafeler, İslami açıdan da, dinin kutsal tebliğlerini olumsuz etkilemektedir. Bir hayvan, materyal, gün, rakam veya yer uğursuz sayıldığında, bize bu eğilimi; her şeyi hayra yorma eğilimi ile değiştirmemiz öğütlenmiştir. Her ne kadar negatif enerji barındıran bazı alanlar veya ley hatları bulunsa da,başımıza gelen olumsuzluklar; hırsın, hıncın, acı dilin, sert davranışların, kötü huyların ve isyanın çekimi sayesinde kaza veya uğursuzluk haline dönebilir. Sevgi, anlayış, hoşgörü ve inancımızın bütünlenmesi, batıl olanın getirdiklerine karşı da en iyi savunmamız olacaktır.

Değerli okurlar, ikinci kitabım OKÜLTİZM VE ENERJİ- Geçmişten Günümüze Gizemcilik; İlgi Alanları Tradisyonları, Mart ayı başında kitapçılar ve internet satış sitelerinde okurlarla buluşacaktır. Google üzerinden kitabın facebook sayfasına ulaşabilirsiniz. Sağlık ve huzurla, esen kalın.



11.11.2016

Yorumlar

Yorum Yap

500