Ariadna Castellanos: “Müzik Hep Benimle”

 |  || Ariadna Castellanos:  “Müzik Hep Benimle”
1 Şubat 2019

Ariadna Castellanos: “Müzik Hep Benimle”

  • 1 Şubat 2019
  • 517 Görüntülenme
  • 0 YORUM


Ariadna Castellanos: “Müzik Hep Benimle”


Özgün, renkli kişiliği, üretkenliği zarifliği ve güzelliği ile karşınızda İspanyol piyanist Ariadna Castellanos… Çeşitli müzik türlerini birleştirerek ortaya özgün eserler çıkaran sanatçı 'Müzik hep benimle' diyerek hayatının her alanında müzikle birlikte olduğunu söyledi. Fazıl Say için 'Çok yetenekli' diyen sanatçı, ileride İzmirli müzikseverlerle de buluşacağını vurguladı.




Sanatçı kişiliğinin dışında Ariadna Castellanos’u biraz tanıyabilir miyiz?

Ben yeni şeyler öğrenmeye çok hevesli, bir şeyleri heyecan duyarak yapmayı seven, dünyayı daha iyi bir yere dönüştürmek üzere elinden geleni yapmaya çalışan bir insanım. İnsanın zulmüne, çevreye verdiği zarara, cehalete ve kendini beğenmişliğe tahammül edemem. Başkalarına esin vermeyi, eğlenmeyi, hayal kurmayı, spor yapmayı, teknolojiyi, doğayı, sanatı, insanları ve mizahı çok severim. 

Müziğe yeteneğiniz olduğunu ne zaman keşfettiniz?

Müzikle haşır neşir olmaya 5 yaşında başladığım için, müzik kendimi bildim bileli hayatımdaydı. Hayal dünyası geniş, küçük bir kızdım. Yeteneklerimi ve hayallerimi gerçeğe dönüştürmek konusunda da bana destek olan bir aileye sahip olduğum için çok şanslıyım. 




Bestelerinizi yaparken ilham aldığınız neler var? Kimler var?

Birçok şeyden ilham alıyorum. Filmlerden, girişimcilerden, diğer sanatçılardan, müzikten… Günlük hayatta karşılaştığım rastlantısal hikâyelerden… 

Sahnede gösterinizi sunarken neler hissediyorsunuz? O anlardan biraz bahseder misiniz?

Adrenalinin en yüksek olduğu sihirli anlar benim için… Zaman duruyor ve bir yandan insanlarla bağ kurup onlara keyifli anlar yaşatırken bir yandan da elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. 




Türk piyanist Fazıl Say hakkında neler düşünüyorsunuz?

Çok yetenekli ve özgün bir sanatçı. 

Defalarca Türkiye’de piyano konserleri gerçekleştirdiniz. Türkiye hakkında neler düşünüyorsunuz? Türkiye’nin klasik müziğe ilgisi nasıl sizce?

Türk ve İspanyol geleneksel müziğinde birçok benzerlik var. Bence bu yüzden İspanyol sanatçılar Türkiye’de çok seviliyor. Bu öyle bir sevgi ki bize de yansıyor ve en ufak bir yabancılık hissetmiyoruz. Bu duygu her gelişimizde artıyor. Geçen gelişimde İstanbul’a bayılmıştım, bu kez şehrin tadını çıkarmak için biraz daha zamanımız olacak. O yüzden çok heyecanlıyım, bence İstanbul dünyanın en güzel ve yaşayan şehirlerinden. 

“MÜZİKAL DİLLER DEĞİŞSE DE ÖZÜ BANA AİT”





Flamenko ve cazı birleştirme fikri nereden çıktı?

Kariyerim boyunca çok farklı türlerde çalışmalar yaptım; klasik, caz, Flamenko, elektronik… Albümleri fotoğraflara benzetiyorum ben. Hayatınızın farklı dönemlerinde aynı albümleri, şarkıları yapmanızın imkânı yok. Her albüm, her şarkı çıktığı o döneme özel.  Flamenco Black & White albümümü etrafımın tamamen Flamenko ile sarılı olduğu bir dönemde yapmıştım. MJU:ZIK’te ise caz ve elektronik müzik radarımdaydı. Şimdi de Monster’ı hazırlıyorum.  Monster’da daha az enstrümantal şarkı var, daha popüler bir tarzı var. Ama günün sonunda bu şarkılar, bu albümler beni yansıtıyor. Benim müzikteki dönüşümümü, değişimimi… Müzikal diller değişse de özü aslında hep bana ait. 

Küçükten büyüğe herkeste klasik müziğin çok güzel etkileri var. Sizin klasik müzik ile tanışmanız nasıl gerçekleşti?

İspanya’da başladığım klasik müzik eğitimime, Londra’da Guildhall School of Music’te devam ettim. Klasik müzik kulağım olsa da kendi tekniğimi geliştirsem de ve piyano repertuvarının en güzel besteleri klasik olsa da sadece klasik müziğe odaklanmak istemedim. Yeni şeyler denemekten her zaman keyif aldım, bir şeyler hayal etmek, yaratmak ve doğaçlamak beni her zaman çok mutlu etti. Bu yüzden konservatuvarda klasik müzik çalışırken aynı zamanda flamenko ve caz da çalıştım, kendi kendime kulaktan öğrendim ve müthiş keyif aldım. 





Bundan sonraki kariyer hedefleriniz, gelecek planlarınız nedir?

Monster’ın mümkün olduğunca çok kişiye ulaşmasını, insanların ruhuna dokunmasını istiyorum. Bu şarkıları birçok festivalde dinleyenlerle paylaşmayı umuyorum.  

Bunun yanı sıra İspanya’daki ilk sanal gerçeklik (virtual reality) stüdyosunu açtık. Play Station için soundtrack’ler hazırladık. Burada yapmak istediğimiz daha birçok proje var. Müziği teknolojiyle buluşturduğumuzda sonsuz bir deneyime ve olasılığa ulaşabiliriz ve bence bu inanılmaz heyecan verici. 

Son olarak Ege Life okuyucularına bir mesajınız var mı?

Herkesi konsere bekliyorum. Bir gün İzmir’deki müzikseverlerle de buluşmayı ümit ediyorum. 


Röportaj:Süleyman Gülen


Yorumlar

Yorum Yap

500