Anahtar Kimin Elinde?

1 Mart 2016

Anahtar Kimin Elinde?

  • 1 Mart 2016
  • 534 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Anahtar Kimin Elinde?

Kadınlar, hiç kimseye muhtaç olmadan ekonomik özgürlüklerini kazanarak “Biz de varız” demeye başladı. Onlar çoğaldıkça Türkiye ekonomisi canlanacak. Kadınlar da her alanda erkekler kadar başarılı olduklarını gösterecek...

Türkiye’de 1990’larda başlayarak kamu kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve uluslar arası kuruluşların kadın girişimciliğini geliştirmeye dönük ilgi ve etkinliklerinde önemli artış gözlenmektedir. Bu gelişme, Türkiye’de kadınların ekonomik etkinliklere katılımını geliştirmek çerçevesinde “kadın girişimciliğine” yönelik artan bir ilginin sonucu olarak değerlendirilmelidir.

TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş, Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girebilmesi için 1,2 milyon erkek girişimciye karşı sadece 80 bin olan kadın girişimci sayısının hızla artırılması gerektiğini belirterek, “Şuna inanıyorum ki; Türkiye’de kadın girişimci sayısı artmadığı, ekonomiye katılmadığı sürece bu hayalden öteye gidemeyecektir” sözleri, geçen yıl Manisa ve İzmir’de kadın girişimcilerle yaptığım araştırmayı tekrardan hatırlamama neden oldu.

Araştırmada: “Kadın Girişimcilere Yönelik Strateji Geliştirmede Yerel Yönetimlerle İşbirliği İçinde Olmak, Mümkün Müdür?“ sorusuna yanıt aramaya çalışmıştım.

Ayşe Hanım’ım ya da Fatma Hanım’ım salça ve tarhanasıyla bir köyün kaderini değiştirmenin aslında ne kadar kolay, ancak bir o kadar da zor olduğunu anlamıştım. Engeller sadece kadınların kendi sorunlarıyla ilgili değildi. Çevrenin baskısı, ekonomik özgürlüğün olmaması, satış/pazarlama/üretim ile ilgili detaylı bilgi eksikliği, deneyimsizlik derken, kadın girişimciler her geçen gün bir adım geri, bir adım ileri derken, bir istiridyenin içinden çıkan inci gibi, özenle piyasaya giriyorlar. Hatta bazen dikleniyorlar bile...

Bursa’nın Saitabat Köyü’nde yaşayan Sermin Hanım: “Köyümüzde sadece erkeklerin üye olduğu bir kooperatif vardı, kadın üye almazlardı. Bizim derneğe muhtarımız üye olmak istedi ama biz kabul etmiyoruz. Muhtarı fahri üye olarak aldık” diyebilme cesaretini göstermeye başladılar.

Her girişimci kadının aslında farklı bir hikayesi olduğunu hepimiz biliyoruz. Kadınları iş kurmaya iten ve çeken faktörler de başka… Bunlar arasında kadınların bağımsızlık istekleri, kendilerini gerçekleştirme istekleri, kendi işlerinin patronu olma arzuları… Dikkat ettiyseniz bu isteklerin hepsinin aslında erkek girişimcilerin beklentilerinden de pek farklı olduğu söylenemez. Onlar da aynı duygular ve beklentilerle kozalarından çıkabilme cesaretini gösteriyorlar.

Bu benzerliğe rağmen kadınların işi çok daha zor. Neden mi? Çünkü erkek girişimciler kendi birikimleri yanında yatırımcı ve banka kredilerini kullanırken, kadınlar ise ancak kendi kişisel kaynaklarını yani eş, anne-baba ya da arkadaşlarının birikimlerini kullanıyorlar.

Kadınlar eşlerine “Bugün çocuğa sen bak, ben işe gidiyorum” diyemiyorlar.  Halen kadınların üzerindeki toplumsal baskı, onlara yönelik uygulanan cinsiyet ayrımcılığı ve beklenen rol, kadının kendi ayakları üzerinde durmasını engelliyor. Ayrıca değil eğitim düzeyleri bakımından erkek girişimcilerle aynı kulvarda koşmaları, 'mesleki eğitim' de almadıkları için, her seferinde 50 metre geriden koşmaya başlıyorlar. Koşu ayakkabıları olmadan, evdeki giysileriyle aşmaya çalışıyorlar engelleri..

Bu gruba giren kadınların girişimcilik özellikleri kadar kişilik özellikleri de çok farklı.. Bu kadınlar daha planlı, hırslı, araştırmacı, girişken, realist, dışa-dönük, hayallerinin peşinde koşan, kazanmayı seven, yenilikçi, meraklı, iletişim becerileri güçlü kişiler…

Takım çalışmasına inanıyorlar bu kadınlar, iş bitiriciler, çevreye uyumlular, sorumluluk sahibiler, sanki evlerinde kurdukları aile ilişkilerinde olduğu gibi,  eşlerinin aileleriyle kurdukları diplomatik ilişkileriyle hem evlerini hem de yeni kurdukları işi başarıyla sürdürebiliyorlar.

Kadınlar görülüyor ki ticareti sevdiler...İş hayatının tadını aldılar, hiç kimseye muhtaç olmadan, ekonomik özgürlüklerini kazanarak “BİZ’de VARIZ”  demeye başladılar. Kendi kararıyla reçel atölyesi kuran ve şu anda Four Seasons, Ritz Carlton, Boutique Alkoçlar otellerine reçellerini satan bir genç kızımıza babası: “Kızım, kızlık soyadını kullan” bile demeye başladı ise, ülkemizde pek çok olgu yeniden şekillenmeye ve sorgulanmaya başladı diyebiliriz.  

Sadece köylü kadınlarımız, kasabalı kadınlarımız değil, şehirli kadınlarımız da kendi kurdukları işletmeleri başarıyla çalıştırmaya başladılar. Yemeğin tadına, tuzuna “sevgi” katarak kahvaltı ve yemek evi açan Nehir Hanımlar, annelerimizin geçmiş dönemlerde yaptığı pastaları yaparak bizlere nostalji yaşatan Zübeyde Analar, baklava, börek ve mantılarıyla anneannelerimizi hatırlatan Buket Hanımlar çoğaldıkça, Türkiye ekonomisi canlanacak, kadınlar da erkekler kadar her yerde ve her alanda olduklarını ve başarılı da olacaklarını bizlere gösterecekler….   

Son olarak Apple ve Pixar’ın kurucusu ve özellikle bir çok web girişimcisinin örnek aldığı Steve Jobs’tan girişimcilere vermiş olduğu altın öğütleri bir daha gözden geçirmekte fayda var diye düşünüyorum. Der ki Jobs: “Sürekli olarak öğrenin; hatalarınızdan ders alın;  yenilikçi olun; fikir alın; sonuca odaklanın; pazar lideri olmak için çabalayın; küçük başlayın, büyük düşünün; yaptığınızın en iyisini yapın; sevdiğiniz işi yapın...”

Bence anahtar artık 'kadınların elinde', pek de bırakacaklarmış gibi gözükmüyor…



11.11.2016

Yorumlar

Yorum Yap

500