Üreterek Geçen Koca Bir Hayat: “DR. M. TALİ ÖZGENÇ”

 |  || Üreterek Geçen Koca Bir Hayat: “DR. M. TALİ ÖZGENÇ”
1 Nisan 2020

Üreterek Geçen Koca Bir Hayat: “DR. M. TALİ ÖZGENÇ”

  • 1 Nisan 2020
  • 573 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Röportaj ve Fotoğraf: Süleyman Gülen

Nahif, mütevazı, duygulu ve sanatsal… Tüm bu kelimelerin tek bir vücutta toplandığı, şimdiye kadar birçok insanın hayatını kurtarıp çok güzel eserler bırakan insan: Dr. M. Tali Özgenç. 93 yıllık hayatına onlarca nakış, tablo gibi eserler sığdırmış ve sığdırmaya devam eden Özgenç, geçtiğimiz günlerde bu eserlerinden oluşan sergisini İzmir Ticaret Odası’nda sanatseverlere sundu. Sanat yolculuğunun nasıl başladığını gelin bir de bu üretken insandan öğrenelim.

Güzel sanatlara çocukluğundan beri çok meraklı olan Dr. M. Tali Özgenç, çocukluğunda gittiği misafirlikte gördüğü nakışlar ilgisini çekti. Bu, zamanla üniversitede daha da ilgi duyduğu bir hâl aldı. Sonra mecburi doktorluk görevi olarak gittiği Kütahya Domaniç’te, 1950’li yıllarda gaz lambası ışığında boş zamanları için iğne ve iplik aldırarak ilk eserlerini orada çıkarmaya başladı.

 

Ege Life | Üreterek Geçen Koca Bir Hayat: “DR. M. TALİ ÖZGENÇ”

 

“NAKIŞ YAPMAK RUHUMU DİNLENDİRİYOR”

 

Bu el emeği sanat eserlerinizin yolculuğu nasıl başladı?

1979 yılında hastaneden emekli olduktan sonra bu uğraşlarımı daha ciddi bir şekilde yapmaya başladım. Konak’ta bulunan resim heykel müzesinde kumaş boyama ve resim öğrendim. Sulu boya, yağlı boya, kumaş boyama ve sonra da karakalem çalışmaları yaptım. Yıllarca Amerikan Kültür Derneği’ne gidip geldim ve eserlerimle her sene karma sergilere katıldım. Bunların yanında çok fazla sergi gezerek kendi görüş zevkimi de besledim. Müzikle hikâyem ise çok daha eskiye dayanıyor. Fırsat buldukça korolara giderdim. Nakış yapmak ise ruhumu dinlendiriyor. Müzik ve nakış benim meslek zamanımdaki keşmekeşten kurtarırdı. Bu şekilde dinlendirirdim kendimi.

Yemek yerken durduk yere ağladığım çok olmuştur. Kurtaramadığım hastalara gider hep aklım… Yoksa bu uğraşlar olmasa belki de bu zamanlara gelemezdim. Nakış yaptığımı o zamanlar utandığım için eşime bile evlendikten bir sene sonra söyleyebilirdim. Belki ayıplar diye. Ancak sağ olsun hiç öyle karşılamadı, çok beğendi. Geçtiğimiz aylarda İzmir Ticaret Odası’ndaki sergimde de yastıktan, çeşitli masa örtülerine kadar işlediğim nakışları sergiledim. Bunlar benim hayat sevincim oldu. Gördüğüm desenlere kendi yorumlarımı katarak ürettim. Bu konular hakkında ders almadım. İçimde bulunan duyguya izin verdim ve o kendiliğinden dışarı çıktı ve eserlerime yansıdı.

 

Ege Life | Üreterek Geçen Koca Bir Hayat: “DR. M. TALİ ÖZGENÇ”

 

Herhangi bir eserinizi bitirdikten sonra ona dışarıdan bakınca neler hissediyorsunuz?

Büyük bir huzur. Ben bunu becerdim. Böyle diyorum; ancak bir model aldım önüme. Çoğu ressam da böyledir, olandan üretir. Şimdi ise internet benim çok işime yaradı. Rus ressamların resimlerine bakıyorum. İşçiliklerini inceliyorum. Onların yaptıklarını incelerken kendimden de bir şeyler ekliyorum. Diyorum buraya gölge çok güzel gider. Resim tablolarımı internetin gücü sayesinde oluşturdum. İnterneti doğru kullanırsanız çok müthiş bir araç. Zamanında beni ağır eleştirenler de oldu, benden iyi yaptıklarında hiçbir şey demedim ve eleştirilerini not ettim ancak benden kötü yapan da varsa ben de fikirlerimi söylemekten geri durmadım. Doktorluk zamanımda da bu böyleydi. Hasta gelir yüzüme pat pat her şeyi söylerdi, hiçbir şey demeden not alırdım.

 

“SULU BOYADAN HİÇ ZEVK ALMADIM”

 

İlk yaptığım çalışmalar sulu boyaydı ancak sulu boyadan hiç zevk almadım. Yağlı boyayı hiç sevmedim, kokusunu hiç sevmedim. Karakalem çalışması olarak birkaç tane yaptım. İlk resmettiğim ise Bülent Ecevit’in annesiydi. Akrilik boyayı çok sevdim, kokusu hiç yok. Kuruması kolay. Kalın Amerikan bezleri alıp onları denedim birkaç defa. Baktım güzel oldu o şekilde yapmaya devam ettim. Bezi sert bir cismin üzerine iğneliyorum, üzerine beyaz boya döküyorum o tahta gibi oluyor. Tahtadan bir farkı olmuyor. Üzerine her şeyi yapabiliyorum ve her şeyi değiştirebiliyorum.

  • Süleyman GÜLEN

Yorumlar

Yorum Yap

500