Teknede Büyüdü, Denizde Yaşlandı

 |  || Teknede Büyüdü, Denizde Yaşlandı
6 Mart 2017

Teknede Büyüdü, Denizde Yaşlandı

  • 6 Mart 2017
  • 513 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Haber ve Fotoğraf: Mehmet Emin AL






BİR ÖMÜR DENİZ MAVİ


Karaburun'da altmış yıldır bütün hayatını denizde geçiren kadın, balıkçı Nermin Güngör ile denizi ve balığı konuştuk, hikayesini dinledik. “Beş yaşından beri denizdeyim. Balığa babamla çıkardım, sonra eşimle çıktım. Eşim vefat edince şimdi de oğlum var yanımda, bana yardım ediyor. Üç gün balığa çıkmasam hastalanıyorum” diyor. 


DENİZİN İYİ İNSANLARI


Rengini o tertemiz fırtınalı denizlerden almış olmalı ki birer deniz feneri gibi ışıl ışıldı masmavi gözleri... Yüzünde patlayan denizlerin gürültülerle dövdüğü kıyıların öğrettiği sahici bir sessizliği vardı. Ağların bırakıldığı mavi suların öfkesiyle bir ömür dans etmiş yaşlı bir balıkçı Nermin Göngür... Hikayesini dinlemek üzere limana gidiyoruz, Kaptan Abdurrahman "Gelir birazdan" diyor. Biraz sonra Karaburun S.S. Karaburun Merkez Su Ürünleri Kooperatifi'ne geliyor. Merhabalaşırken yüzünde kelimelerle arasına koyduğu temkinli, durağan bir mesafe, “Hoş geldiniz” diyor. Tanıştıktan sonra dikkatlice baktım, denizin büyüttüğü insanlarda sözcükler ses olmadan anlamını bulup söze dönüşebiliyormuş meğer... Bir an gazetecilik ilkeleri olmasa hiç konuşmadan bütün hayatını yazabileceğimi hissediyorum bakışlarından, ses tonundan ve yüzündeki tebessümden...


“BEŞ YAŞINDAN BERİ DENİZDEYİM”


Şubat ayının 9'uncu günü, hava hafif dalgalı. Kooperatifte biraz sohbet edip haber için geldiğimizi, kendisiyle konuşmak istediğimi söylediğimde tebessüm ederek “Tamam” dedi. Sohbet havasında geçmesine dikkat ederek “Eskiler, yanlış bilmiyorsam, kadınları 'şansızlık' olur düşüncesiyle denize çıkarmazlarmış.” sözlerine gülerek başlıyoruz. Balıkçı kadın Nermin Güngör tebessümle “Ben beş yaşından beri denizdeyim... Babamla çıkardım çocukken, babam vefat edince eşimle çıktım. Eşim 2001 yılında beyin kanamasından vefat etti. Şimdi ise 16 yıldır oğlum benimle balığa geliyor. Denizden asla vazgeçmedim. Beni gören arkadaşlarım zaman zaman kocalarına “Bizi de balığa götürün.” diye baskı yapmaya başladılar ama tabii onlar ev işleri, çoluk çocuk derken balıkçı olmadılar. Ben oğlum İbo'yu (İbrahim Güngör) denizde büyüttüm. Erkekler kadar kadınlardan da balıkçı olur, neden olmasın?” diyor. 


“DENİZDEKİ BALIĞA TAVA KURULMAZ” 


Hafızama sığınarak Sait Faik'in Dülger Balığı öyküsünü anımsadım bir an... Daha önce balıkçılardan edindiğimiz malumat veya bilgileri hatırlamaya çalışıyoruz soru sormak için... Anne Güngör'ü Karaburun denizinde ne tür balıkların ağlara takıldığını, denizle pazarlık olmaz sözünü hatırlayarak konuşturmaya çalışıyoruz. Bu sözü duyan ve bize kahve hazırlayan tecrübeli ve saygın balıkçı Abdurrahman Akbaş kaptan dönerek bize “Denizdeki balığa tava kurulmaz” diyor. Denizin dibindeki deryadan o gün ne çıkacağı sürpriz olabileceğini anlyoruz bir kez daha.....


“DENİZDEN BOŞ DÖNMEDİM”


Güngör'e ne tür balıkların bulunduğunu soruyoruz. Bize “Denizi, hangi balığın hangi mevsimde ve nerede olabileceğini bilmek gerekiyor. Zamanla denizin huyunu-suyunu öğreniyorsunuz tabii. Bu denizden hiç boş dönmedim, minnettarım. Yaklaşık 40 yıldır bu denizde balığa çıkıyorum. Babam ve eşim de iyi balıkçıydı, şimdi de oğlum geliyor benimle. Oğlum babasından daha iyi balıkçıdır. Boş dönmüyoruz çünkü denizi, mevsimi ve hangi balığın nerede olabileceğini bildiğinizde eliniz boş dönmezsiniz genelde. Bizim bu Karaburun'da her mevsim genelde kefal olur. Kefalle beraber fangri, sinarit, mercan ve barbun buranın en güzel balıklarıdır. Para kazanıyor muyuz? Günlük hayatımızı karşılayacak kadar kazanıyoruz havalar düzgünse. Ama balıkçılık, para kazansak da kazanmasak da bizim için bir hastalıktır” şeklinde anlatıyor denize olan tutkusunu. 


“HAYDİ DENİZE ÇIKIYORUZ”


Karaburun'da kırk yıldan beri 7-10 ölçülerindeki teknesiyle balığa çıkıyor kadın balıkçı Güngör. Beş yaşından beri o temiz denizin tuzunu, iyotunu solusa da profesyonel olarak tam 40 yıldır sadece balıkçılık yapıyor. Bugün 65 yaşında, beş yaşından beri çıktığını ve dolayısıyla altmış yıldan beri suda olduğunu söylüyor. Kendisine kaç yıl daha denize çıkacağını, ne zaman denizden fiilen emekli olacağını soruyoruz. Balıkçı anne Nermin Güngör “O kadar seviyorum ki bu denizi... Havalar bozuyor kışın bazen, birkaç gün çıkamıyorum ve sırf bu nedenle hastalanıyorum. Hasta gibi yatıyorum evde. Oğlum İbo'ya haydi denize çıkıyoruz diyorum. Tekneyi limandan çıkarır çıkarmaz kendimi çok iyi hissediyorum” sözleriyle belirtiyor denize olan bağlılığını. 


“GÜZEL YAŞADIM DENİZ SAYESİNDE” 


Emekli olduğunu ancak denizden kopamadığını söyleyen altmış yaşındaki balıkçı kadın Güngör “Emekliyim ancak denizden kopamıyorum. Denizin karşısındaki şu evde oturuyorum ama denize çıkmasan hastalanırım, çökerim biliyorum. Burada hayatımın sonuna kadar, sağlığım el verdiği sürece balıkçılık yaparak yaşayacağım. Mutlu ve güzel bir hayat yaşadım deniz ve balıkçılık sayesinde. Zorluğuna gelince elbetteki özellikle kışın çok zor oluyor ama eziyet olmuyor” sözleriyle aktarıyor yaşadıklarını.


“NERMİN ABLANIN SÜLALESİ BALIKÇI”


Karaburun S.S. Karaburun Merkez Su Ürünleri Kooperatifi'ne kayıtlı diğer balıkçılar, vefat eden eşinin ve kendisinin arkadaşları. Çoğu oğlu yaşlarında ve anne Güngör'ü çok sevdiklerini ifade ediyorlar. Kooperatif Başkanı Kadri Aycan Yavaşoğlu'na soruyoruz Nermin Hanım'ı. Yavaşoğlu “Nermin ablamız çok iyi bir balıkçıdır. Rahmetli eşi ile beraber yapıyordu. Eşi vefat etti kendisi devam ediyor. Zaten denizde büyümüş Nermin abla. Oğlu İbrahim yardım ediyor. İyi balıkçıdır, burada abla kardeş çalışıyoruz. Bizim burada Nermin abladan başka kadın balıkçı yok. Olsun isteriz tabii fakat Nermin ablanın durumu farklı, onların sülalesi balıkçı.” sözleriyle Göngür'ün hikayesine tanıklık ediyor.


BALIK MEZATI AÇILIYOR 


Başkan Yavaşoğlu'nun verdiği bilgilere göre limanda kooperatife kayıtlı kırk adet tekne var ancak bizim mülakat yaptığımız gün 23 adet olduğunu söylüyor. Bir haber de veriyor bize. Başkan Aycan Yavaşoğlu “Kooperatif olarak mayıs ayında balık mezatımızı açacağız. Balıkçılar arasındaki birliği ve beraberliği sağlamak, ürünü değerinde satmak adına mezatı yaptık. Bundan sonra balığı yok pahasına değil değerinde satacağız. Örneğin Nermin abla denizden 20 kilo levrek ile döndü. Bunu getirecek, mezatta açık artırma ile değerinde satışı olacak. Balığın fazla olması durumunda da sevkiyat yapacağız” diyor.





Yorumlar

Yorum Yap

500