Baharda Alerjik Hastalıklara Dikkat!

1 Nisan 2017

Baharda Alerjik Hastalıklara Dikkat!

  • 1 Nisan 2017
  • 527 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Baharda Alerjik Hastalıklara Dikkat!  


         Bahar geliyor, yağmurlu ve soğuk havalardan sonra kendimizi dışarıya atmaya hazırlanıyoruz. Güneşi, yeşili özledik. Tabii güzel şeyin bir karşılığı da oluyor, alerji gibi... Aman dikkat!!

          Bu dönemde ağaç ve çiçeklerin üremesinde rol oynayan polenlerin artması ve rüzgârın etkisi ile yayılması esnasında alerjik bünyeli kişilerde çok ciddi sağlık problemleri oluşabilmekte ve kişinin hayatını cehenneme dönüştürebilmektedir. Alerji, yabancı bir cisim, polen, ev tozu akarı, hayvan atıkları veya ev tozundaki bazı parçacıklara karşı oluşan aşırı enflamasyon yanıtıdır.

          Alerji gelişmesinin nedeni bağışıklık sistemimizin, virüs, bakteri ve parazitlere ait antijenlere karşı reaksiyon verirken tamamen zararsız olan başka antijenlere karşıda tepki vermesidir. Bu antijenler alerjenler olarak bilinir. Alerjenler bağışıklık sistemimiz tarafından yanlışlıkla tehlikeli olarak görülür ve onlara karşı bağışıklık yanıtı oluşturulur. Bu yanıta alerjik reaksiyon denir. Alerji gelişmesinde iki evre vardır. İlk evreye duyarlılaştırma denir. Kişiler yaşamlarının herhangi bir döneminde etken alerjenle karşılaşmış ve zararsız olmasına rağmen ona karşı antikor oluşturmuştur. Duyarlılaşma sürecinde vücut herhangi bir bulgu vermez; ancak bir kez duyarlılaşınca, bu alerjenin çok az miktarıyla bile 2. kez karşılaştığında alerjik reaksiyona yol açabilir.

          Alerjik hastalıklar aralıklı olup, alerjenle temasla artar. Daha sonra yok olur; ancak sık tekrarlar ve bahar mevsimi boyunca devam ederler. Bahar alerjenleri sıklıkla alerjik rinit (saman nezlesi), alerjik konjiktivit (göz nezlesi), alerjik astım ve alerjik deri hastalıkları şeklinde kendini gösterir. En sık gözlenen şekli alerjik rinit ve alerjik konjiktivittir. Özellikle bahar aylarında dış mekanlarda, yeşil alanlarda ortaya çıkar. Nöbetler halinde tekrarlayan hapşırık, gözde sulanma, burun akıntısı, geniz akıntısı, burunda, gözde kaşıntı ve burun tıkanıklığı öncelikli belirtileridir. Bu belirtiler vücuttan aşırı histamin salgılanmasına neden olan alerjenlerle karşılaşma sonucu olur.

Gelin bu hastalıkları daha geniş olarak, tek tek incelelim.

          Alerjik Rinit (Saman Nezlesi):


          Toplumda en sık görülen alerjik hastalıktır. Özellikle anne veya babalarında alerjik eğilim olan çocuklarda sıklığı daha fazladır. Hastalığın başlama yaşı çocukluk döneminde olmakla birlikte ileri yaşlarda da başlayabilir. Bu hastalık hayatı tehdit etmez ancak hastanın hayat konforunu belirgin bir şekilde bozar. Hastanın şikâyetleri genelde baharda duyarlı olduğu bir alerjenle karşılaşınca ortaya çıkar. Alerjik Rinit;
- Yıl boyu süren alerjik rinit
- Mevsimsel alerjik rinit
- Yıl boyu süren ancak mevsimsel akut ataklarla seyreden tip olmak üzere 3 şekilde gözlenebilir.

          Bu tip hastalar alerjenle karşılaştıklarında dakikalar içinde hapşırma, burunda kaşıntı, burun akması ve burunda tıkanıklık olur. Astımla birlikte görülen hastalar da tablo daha da ağırlaşır, tüm bunlara öksürük ve nefes darlığı da eşlik eder. Alerjik rinitli hastalar muayenede burun içi mukozası ödemli şiş ve soluktur. Laboratuvar kan testlerinde IgE yüksektir. Ayrıca kanlarında eozinofil sayıları artmıştır. Ateş bulguları yoktur. Bu özellikleri ile gripten ayrılır.


           Alerjik Astım:


          Astım krizler halinde gelen bir nefes darlığıdır. Kriz bronşların (Akciğere hava götüren borucukların) daralması ile başlar. Özellikle gece ortaya çıkan öksürük ve hırıltı solunum nefes darlığı eşlik eder. Kişi alerjik bir madde ile karşılaştığında kriz ortaya çıkar. Astıma sebep olan alerjenlerin çoğu organik maddelerdir. Bunların başında alerjik rintte sebep olan çiçek tozları (polenler), sigara ve ev tozları gelir. Alerjik astım daha çok Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yaygındır. Alerjik astımın tedavisi önemlidir. Hava yollarını genişletici spreyler ve medikal tedavi uygulanır. Ayrıca uzun etkili koruyucu ilaçlar ve aşılar ile kalıcı tedavi yapılmalıdır. Eğer iyi tedavi edilir ve senede altıdan daha az hafif ataklar geçirirse genelde bluğ çağında iyileşir fakat iyi tedavi edilmezse kalıcı astım gelişir.


           Alerjik Deri Hastalıkları:


           En sık rastlanan deri hastalıklarıdır. Cildin dış ortamla teması olan bir organ olması bu durumun başlıca sebebidir. Genetik yatkınlığı olan kişilerde alerjik deri hastalıkları daha kolay gelişir. Büyük bir bölümü bağışıklık sistemini ilgilendiren immünolojik ve alerjik mekanizmalarla ortaya çıkar.
Alerjik Deri Hastalıkları; Ürtiker (Kurdeşen), alerjik temas egzamaları (alerjik kaontaktdermatit), atopik dermatit ve güneş alerjisi olarak gruplandırılabilir.

          Ürtiker:


           Alerjik mekanizma ile derinin her tarafında soluk pembe renkli kaşıntılı kabarıklıkların ortaya çıkması ile meydana gelir. Kabarıklıklar birkaç saat içinde kaybolur ancak tekrarlayan ataklarla devam eder. Burada en tehlikeli durum ağız ve boğaz mukozasında ani ödem gelişimi sonucu nefes almada zorluk yutma güçlüğü ile seyreden tiptir. Buna anjionörotik ödem denir. Anafilaktik şokla ölüme neden olabilir.

ÖNERİLER:


- Bahar aylarında polenlerin yoğun olduğu saatlerde özellikle günün erken saatlerinde (04.00-08.00 arası) ve rüzgârlı günlerde dışarı çıkmamaya çalışın. 
- Açık havada spor yapmayın. 
- Güneş gözlüğü kullanın. 
- Evinizi öğleden sonra havalandırın. Sabah saatlerinde pencere açmayın. 
- Polen mevsiminde çamaşırları ev içinde kurutun.


TEDAVİDE:


           İlk yapılması gereken hastanın duyarlı olduğu alerjenle teması önlenmelidir. Ancak her zaman bu mümkün olmaz çünkü nefes aldığımız havada var olan bu alerjenlerle ne kadar teması kessek de, bazen etkisiz kalırız. Bu nedenle bu bulguları kontrol altına almak için ilaç tedavisine ihtiyaç vardır. Ancak bu kararı vermek için mutlak uzman doktora danışılmalı ve onun önerisi doğrultusunda ilaç tedavisi planlanmalıdır.


           Bu ilaçlar alerjinin bulgularına göre değişmektedir. Örneğin; saman nezlesinde anti alerjik ilaçlar (antihistaminik) ve burun spreyleri, astımda hava yollarını genişleten spreyler ve oral tabletler derideki lezyonlar için ilaçların yanı sıra kremler uygulanmaktadır.
Bir diğer tedavi yöntemi aşı tedavisi olarak bilinen immünoterapidir. Aşı tedavisi dünya sağlık örgütünün (WHO) onayladığı bir tedavidir. Bu iki yöntemle hastanın duyarlı olduğu alerjenler, gittikçe artan dozlarda halinde kişiye enjekte edilerek ya da dil altına damlatılarak uygulanır. Böylece vücudun o alerjene karşı duyarsızlaşması sağlanarak alerjik olduğu madde ile karşılaştığında reaksiyon oluşturması önlenir. Aşı tedavisi ile yaklaşık olarak %85 başarı sağlanabilir.


           Aşı uygulanmasından önce sorumlu alerjeni saptamak için cilt testleri içerisinde duyarlılığı en yüksek olan test ön kol iç yüzeyine uygulanan PRİCK (Delme) testidir. Bu test ile ön kol üzerine bir damla alerjen ekstresi damlatılır ve üzerinden deride ince bir iğne ucu ile küçük bir delik açılır. 15 dakika sonra ciltte oluşan kızarıklık ve kabarıklıklar ölçülürek kayıt edilir. Test yapılırken pozitif ve negatif kontrol mutlaka yapılmalıdır. Pozitif kontrol için histamin, negatif kontrol için serum fizyolojik kullanılır. Test pozitif diyebilmek için en az 3 mm kabarıklık gözlenmelidir. 


          Polen alerjileri için günümüzde 2 farklı aşı uygulanmaktadır.

          Birincisi; Klasik uzun süre uygulama gerektiren ve oldukça etkili aşılardır. 3 ila 5 yıl sürer, doz artırma rejimi uygulanır.
          İkincisi; Sadece alerjinin başlayacağı bahar mevsiminden önce uygulanmaya başlanan ve her yıl tekrarlanması gereken (yedi hafta gibi) aşı tedavisidir. Aşılama ile kişinin alerjik astımdan korunması da belirgin şekilde önlenir.

01.04.2017

Yorumlar

Yorum Yap

500