Bir İzmir Beyefendisi: Şerif Remzi Bey

 |  || Bir İzmir Beyefendisi: Şerif Remzi Bey
1 Eylül 2020

Bir İzmir Beyefendisi: Şerif Remzi Bey

  • 1 Eylül 2020
  • 518 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Zamanında Tarihi Asansör şahsi mülkü olan, milli Mücadele’den sonra İzmir ve Türkiye’nin en zengin iş adamları arasında gösterilen incir ve üzüm tüccarı Şerif Remzi Bey (Reyent), İsmet Paşa’nın çok yakın bir dostu olarak zamanında dünyanın dört bir yanına kırktan fazla çeşit incir ve üzüm ihraç ediyordu. İzmir Ticaret Odası Başkanlığı ve İzmir Borsası’nda yönetim kurulu üyeliği de yapan Şerif Remzi Bey’i, Prof. Dr. Engin Berber ve şahsi kütüphanesi, evrak-ı metrukesi ve işletmesinin ticari objelerini elinde tutan koleksiyoner İzmir Antikacılar Derneği Başkanı Cem Üsküp ile konuştuk.

 

Ege Life | Bir İzmir Beyefendisi: Şerif Remzi Bey

 

TİCARETTE EN ÖNEMLİ İSİMLERDEN BİRİ”

 

Şerif Remzi Bey’in erken Cumhuriyet döneminin ticarette en önemli isimlerden birisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Engin Berber nedenlerini şu şekilde sıraladı: “Şerif Remzi Bey, erken Cumhuriyet döneminin Türkiye'sinde ticarette en önemli isimlerinden birisi. Niye çok önemli? Çünkü tek parti yönetimi döneminde tek parti yöneticileriyle yani CHP'nin ağır toplarıyla iyi ilişkileri var. İsmet Paşa ile yakın ilişkileri var. Tek parti yönetiminin ileri gelenleriyle, yönetici kadrosuyla ilişkileri çok iyi olan bir isim. Ticaretin erken Cumhuriyet döneminde en önemli figürlerinden biri. Daha o dönemde yüzden fazla ülkeye üzüm ve incir ihracatı yapan bir isim. Ayrıca İzmir İktisat kongresi yeni Türk Devleti'nin daha adı bile konmamışken Cumhuriyet tabelası yeni devlete daha henüz asılmamışken 1923 Mart’ında İzmir'de bir kongre toplanmış, iktisat kongresi, bu yeni devletin izleyeceği yeni iktisadi rotası tespit edilir. Rotanın tespit edildiği toplantı, Şerif Remzi Bey'in incir tasrif fabrikasında (bugün Kemeraltı’da yakın bir yerde) düzenlenmiş. Şerif Remzi Bey'i ismen Türkiye ticaretinde oynadığı rolle zaten biliyorduk. Ama Hür Efe Müzecilik yakın geçmişte onun evrak-ı metrukesini yani ondan kalan bütün evrakı ve objeleri satın alma şansı buldu. Şimdi bu koleksiyon Hür Efe Müzecilik’in elindedir. Hem Türkiye ticaret tarihi açısından hem de son üç yüz yıldaki yükselmesini tamamen ticarete borçlu kent olarak İzmir açısından bu ismin çok büyük önemi var.

 

Ege Life | Bir İzmir Beyefendisi: Şerif Remzi Bey

 

“TÜM KOLEKSİYON HÜR EFE MÜZECİLİK’TE”

 

Şerif Remzi Bey’in tüm şahsi eşyalarının ve tapularının Hür Efe Müzecilik’te bulunduğunu belirten Berber, soyadı yasası çıktıktan sonra Reyent soyadını aldı. Şimdi Şerif Remzi Bey'in bizde tapuları var. İzmir'in değişik yerlerinde iki yüzden fazla gayrimenkulün olduğunu görüyoruz. İzmirlilerin en iyi bildiği gayrimenkulü de Asansör'dür. Yani Asansör'de vakti zamanında Remzi Bey'in şahsi mülküydü. Biraz koleksiyondan söz edeyim. Hür Efe Müzecilik’in elinde olan koleksiyondan. Öncelikle Şerif Remzi Bey'in özel kütüphanesi bu koleksiyonda var. Burada yaklaşık üç yüz kitap var, hemen bu kitapların hepsi yabancı dillerde, beş farklı dilde kitaplar var bu özel kütüphanede. Ayrıca bu kütüphanede beş adet özel hatıratı çıktı defter şeklinde, bu defterlerden bir tanesi Almanca, diğerleri eski Türkçe. Bunlar elbette yayımlanmayı bekliyor. Ben, Hür Efe Müzecilik’e bu sözüne ettiğim anıların yayımlanması kütüphanesi tasrif edilmesi ve elimizdeki evrak-ı metrukenin ne olduğunu anlaşılabilmesi için danışmanlık hizmeti veriyorum. Bu özel kütüphane dışında elimizde onun ihraç faaliyetleriyle ilgili objeler var. Üzüm kutuları, incir kutuları, tanıtım broşürleri, kullandığı mühürler var. Ayrıca fabrikasında kullandığı bu arkamda gördüğün değerli tabloları var, burada olmayanlarda var. Yaklaşık olarak üç bin adet fotoğraf var. Bu fotoğrafların görsellerinin şöyle bir özelliği var İzmir'de üzüm ve incir ticaretine ilişkin bütün ayrıntılar bu fotoğraflardan görülebiliyor. Yani yazılı kaynaklar bizler için elbette çok önemli ama görsellerde hakikaten önemli. Dolayısıyla özel kütüphanesi yayımlanmayan anıları, yüzlerce tapusu, objeleriyle Hür Efe Müzecilik’te. Benim danışman olarak gönlümden geçen İzmir'de kalmasıdır. Yani Hür Efe Müzecilik hem müzeler yapıyor sergiler yapıyor ve aynı zamanda antika bölümü de var. Dolayısıyla Türkiye’de antikanın kalbi İstanbul'da atıyor. Cem Bey bu koleksiyonu parçalamayı asla düşünmüyor ama bir bütün olarak alınıp İstanbul'a veya başka bir yere götürülmesine gönlüm razı olmaz. Bu koleksiyon İzmir'de kalmalı.

 

İZMİR’İN TİCARET MÜZESİNE İHTİYACI VAR”

 

Tarihte çok önemli bir ticaret merkezi konumunda olan İzmir’in şimdilerde ticaret müzesine ihtiyacını olduğunu belirten Prof. Dr. Engin Berber şu şekilde konuştu: “Hatta geçenlerde bir gazete haberinde söylemiştim, İzmir'in acilen bir ticaret müzesine ihtiyacı var. Çok değil bundan dört yüz yıl önce 16. yüzyılın sonunda mütevazi bir kıyı iskelesiydi. Nüfusu beş bini geçen kıyı iskelesiydi. O zamanlar tirenin altmış bin nüfusu vardı. O zaman İzmir bir ticari merkez değildi, Tire'ydi batı Anadolu’da ticari merkez. Birdenbire 17. Yüzyılın başında İzmir yükselmeye başladı ve üç yüz yıl sonra Osmanlı’nın dağılmasından hemen önce Batı Akdeniz’in ticaret metropolü hâline geldi. Bunu yapan da ticarettir. İzmir Ticaret odasına bakıyorsunuz nerdeyse yüz elli yıllık bir geçmişi var. Borsaya bakıyorsunuz keza öyle. Yani kurumlarıyla birlikte İzmir ticaretle var olmuş. Düşünün UNESCO‘nun geçici listesinde olan ve 2700 yıldır yaşayan tek çarşısıyla Kemeraltı’dan söz ediyorum ve ona bağlanan limanıyla. Tüccarların yatıp kalktığı yüze yakın hanıyla, aralarından bazıları ne yazık ki ayakta değil İzmir büyük yangınında yandı yok oldu, hala muhafaza ettiklerimiz var. Burası çok özel bir kent, bu kadar özel bir kenti ticaretle kendisini Akdeniz dünyasına kabul ettirmiş bu özel kenti, bu kenti yönetenlerin Akdeniz dünyasına daha iyi tanıtması gerekiyor. Ben o anlamda ticaret projesini İzmir için gecikmiş bir gereklilik olarak görüyorum. Bir de Türkiye'de burjuva sınıfının tarihi açısından, kendi tarihsel gelişimi açısından Şerif Remzi'nin önemli bir rolü var. Yani daha Türkiye'de Koç'ların duyulmadığı dönemde Şerif Remzi Türkiye'nin en önde gelen ticarette isimlerinden birisiydi. Çok iyi Almanca biliyor olması, Birinci Dünya Savaşı yıllarında İzmir'de Ermeni cemaatiyle yakın ilişkileri, bütün bunları düşündüğümüzde iyi bir burjuva. Sahip olduklarıyla ve verdikleriyle İzmir'e katkıda bulunmuş bir isim olarak karşımıza çıkıyor. Biz Hür Efe Müzecilik olarak Konak Belediyesi’ne yapmış olduğumuz İnönü Anı Evi ve uzmanlık kitaplığının binasını da İnönü Vakfı’na bağışlayan onun evlatlığıdır. Dolayısıyla İzmir'de nereye baksak Şerif Remzi görünüyor, o anlamda çok anlamlı bir figür olduğunu düşünüyorum.”

  • Süleyman GÜLEN

Yorumlar

Yorum Yap

500