Yaşayan Müzik Efsanesi Gülsin Onay “MÜZİĞİN RUHUNU ANLAYABİLMEK İÇİN İNSANLIĞI ANLAMAK GEREKİYOR”

RÖPORTAJ |  || Yaşayan Müzik Efsanesi Gülsin Onay “MÜZİĞİN RUHUNU ANLAYABİLMEK İÇİN İNSANLIĞI ANLAMAK GEREKİYOR”
1 Ağustos 2019

Yaşayan Müzik Efsanesi Gülsin Onay “MÜZİĞİN RUHUNU ANLAYABİLMEK İÇİN İNSANLIĞI ANLAMAK GEREKİYOR”

  • 1 Ağustos 2019
  • 564 Görüntülenme
  • 0 YORUM

 Klasik müzik denildiği zaman Türkiye’de akla gelen sayılı insanlardan biri; 80 ülkede 2 binin üzerinde konser veren, 6 yaşından beri piyano ve müzik ile iç içe olan bir sanat ustası: Gülsin Onay. İlk verdiği konserdeki heyecanıyla müzik yaşamına devam eden Onay, dergimize verdiği keyifli röportajda örnek aldığı kişiler, klasik müzik ve hocası Ahmet Adnan Saygun üzerine değerlendirmelerde bulundu. Müzikle ilgilenen gençlere de “Sabırla ve azimle çalışın” diyerek tavsiyeler verdi.

 

Piyano ve müzik hayatınızın büyük bir kısmını kaplıyor. Peki piyanoyla verdiğiniz ilk konseri sorsak nasıl bir duyguydu?

İlk konserimi 6 yaşındayken TRT İstanbul Radyosu’nda verdim. Küçük yaşta olmama rağmen, sanıyorum ilk konser olduğu için bugün gibi aklımda. Müthiş bir istek ve mutlulukla oturmuştum piyano taburesine. Hazırdım ve çok sevdiğim eserleri seslendiriyordum. Bittiğinde seyircilerin alkışları beni inanılmaz mutlu etmişti. Ama bitti diye de üzülmüştüm. Başka parçalarım da var, onları da çalmak istiyorum dedim. Tabii benimle birlikte başkaları da vardı konsere çıkan. Dolayısıyla mümkün olmadı. Bugün hâlâ 6 yaşımdaki sevinç ve heyecanla çıkıyorum sahneye.

 

Ülkemizin önemli bir değeri olarak onlarca ülkede konserler verdiniz. Buna istinaden Türkiye’de piyano kültürü konser verdiğiniz ülkelere kıyasla ne durumda? Nasıl değerlendirirsiniz?

Evet bugüne kadar 80 ülkede, 2 binin üzerinde konser verdim. Klasik müzik Avrupa ve Amerika da dahil olmak üzere, dünyanın hiçbir yerinde popülerlikte birinci sırada değil. Bunu göz önüne aldığınızda, ülkemizde klasik müziğe duyulan ilgi, klasik müzikle ilgilenen, meslek edinen kişi sayısı hiç de az değil. Üstelik her geçen yıl, niteliği ve niceliği artan bu kitle çok umut verici.

 

Türkiye’de sanatla ciddi derecede uğraşmak isteyen gençler neden ilk olarak yurt dışına gidiyor?

Her meslekte olduğu gibi, bir meslekte ustalaşmak için dünyayı takip etmek, ekolleri, teknikleri tanımak, çevre edinmek ve bağlar kurmak gerekiyor. Dünya standardında bir müzikal icraya kavuşmak için yurt dışına gitmek, yabancı dil hâkimiyetini geliştirmek, uzun süreli bir eğitim imkânı olmasa dahi, kısa süreli masterclasslara ve yarışmalara katılmak, hocalara kendini dinletmek, diğer müzisyenlerle tanışmak, oradaki konserleri izlemek çok çok önemli.

 

GÖNÜL İSTER Kİ HER KESİMDEN DESTEK ARTSIN”

 

Ülkemizde sanata verilen önemi nasıl değerlendirirsiniz?

Klasik müzik popüler olmadığı için, tüm dünyada devlet ve özel sektörün, sivil toplum örgütlerinin destekleriyle yaşar. Ülkemizde de durum böyle. Elbette gönül ister ki, her kesimden aldığı destek artsın. Her çocuk ilerde meslek olarak seçmese de bir klasik müzik konseri dinleme, piyanoya, kemana, çelloya dokunma imkânı yakalasın.

Çok yetenekli olanlar erken yaşta tespit edilebilsin ve ihtiyacı olan eğitimi alabilsin. Özellikle bu, devletin imkânlarıyla organize edilebilecek bir konu. Okullarda tarama yapılarak, müzik öğretmenlerine düzenli ve devamlı kurslar verilerek, müzik dersleri ve dersliklerinin sayısı arttırılarak ulaşılabilecek bir şey.

Müzisyen olmasa da her insanın klasik müziğin dönüştürücü pozitif etkisinden yararlanmaya hakkı var. Bu da ancak temasın arttırılmasıyla mümkün.

 

En unutamadığınız konserinizden biraz bahseder misiniz?

Her konserin yeri başka ve farklı nedenlerden ötürü unutulmazlar arasında yer alıyor. Ancak belki şu konserleri sıralayabilirim; Vladimir Ashkenazy ile Türkiye ve Yunanistan’daki konserlerimiz, Esa Pekka Salonen ile konserlerimiz, Rahmetli Benyamin Sönmez ve oğlum Erkin Onay’la, Uluslarası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali’nde verdiğimiz konser…
 

SAYGUN, DÜNYA ÇAPINDA, OLAĞANÜSTÜ BİR BESTECİ”
 

Değerli sanatçılarımızdan Ahmet Adnan Saygun sizin hocanızdı. Rahmetli Ahmet Bey ile çalışmak nasıl bir duyguydu?

Saygun ile ilk çalışmaya başladığımda daha çocuktum. 10 yaşımdan 12 yaşıma kadar birlikte çalıştık, sonra Paris’e gittim. Bir çocuk gözüyle kendisini çok ciddi ve büyük bir insan olarak algıladım. Biraz ürktüm açıkçası. O kadar çok bilgisi vardı ki… Bende, “Öğrettikleri karşılığında ona layık olabilecek miyim, bunun altından kalkabilecek miyim?” sorularıyla tarif edebileceğim bir his uyanmıştı. Sonrasında çok gayret gösterdim, kendisi bana hız verdi. Ben daha çok çalışarak seviyemin üzerine çıkmayı, ona layık olabilmeyi istedim. Size bu duyguyu verebilen bir büyüklüğü vardı. Saygun, sizi kendinizi aşmaya yönlendiriyordu; bu tablo, çocukluk çağı açısından düşünülünce müthiş bir şey.

Sonrasında Paris’e gittim; fakat çalışmalarımız kendisi vefat edene kadar çok sıkı bir şekilde devam etti. Ben kendisinden onun bana vermeyi hedeflediklerinden farklı şeyler almayı arzu ettim. Şöyle ki; eserlerine yaklaşmak istedim. O hiçbir zaman bana eserlerini vermek istemedi. Kendisi müziğin kültürüne, temeline ve müzik için gerekli olan tüm yaklaşımlara ilgimi uyandırmaya çalışıyordu. Felsefeye, edebiyata, heykele, tiyatroya ve diğer tüm sanat dallarına… Aktarmak istediği ise şuydu: Bu iş sadece tekniği aşmakla ilgili değil; müziğin ruhunu anlayabilmek için insanlığı da anlamak gerekiyor. Saygun’un tevazu ve müziğe hizmet ile ilgili görüşleri de vardır. Müzisyen, parlamak, meşhur olmak için değil, yaptığı müziğe layık olmak ve ona en iyi şekilde hizmet edebilmek için çalışmalıdır.

Saygun’un aktardığı bu fikirlere ilave olarak eserlerini yavaş yavaş keşfettim; çok çok severek çalıyorum. Saygun, dünya çapında, olağanüstü bir besteci. Ve bugüne kadar tüm konserlerimde mutlaka ya bir eserine yer verdim ya da bis olarak çaldım.

 

DİNLENİRKEN YİNE MÜZİK YARDIM EDİYOR”

 

Onlarca ülkede konserler verip bunun için enerji harcamak çok zor olsa gerek. Bu tip konserlere nasıl hazırlanıyorsunuz?

6 yaşımdaki ilk konserden bugüne, her gün konser vermeye hazırım. Müziğin kendisi bana enerji veriyor. Yoran sadece seyahatler oluyor. Dinlenmek için yine müzik yardımıma yetişiyor.

 

Piyanoda kendinize rol model olarak kimi/kimleri alıyorsunuz?

Öğrenciliğimde Sviatoslav Richter, Walter Gieseking, Wilhelm Kempff gibi ustaları örnek alırdım.

 

Müzikle iç içe olan bir ailede dünyaya geldiniz. Bu durumun piyanist olmanıza katkısı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Şüphesiz. Bu sayede yeteneğim çok erken yaşta keşfedildi. Gelişmem için ideal ortam sağlandı. Genlerimdeki müzik, içine doğduğum müzikal ortam ve aldığım eğitimle birleşince, güzel bir sonuca ulaşmak mümkün oldu.

 

Müzikle iç içe olmayan bir ailede dünyaya gelseydiniz yine de piyanist olmak ister miydiniz?

Evet, kesinlikle.

 

Konser veremediğiniz ancak imkân olursa konser vermek istediğiniz ülke hangisi? Neden?

Çin’de konser vermek istiyordum, bunu 2020’de gerçekleştireceğim. İrlanda’da da çalmak istiyorum.

 

GENÇ MÜZİSYENLER, YOLUN SONU ÇOK GÜZEL!”

 

Piyanoya ilgi duyan ve bu alanda kendini geliştirmek isteyen gençlere neler tavsiye edersiniz?

Öncelikle bu mesleği seçtikleri için kendilerini tebrik etsinler. Dünyanın daha güzel bir yer olması için yapılabilecek en güzel işlerden biridir müzisyenlik. Çünkü müzik insanın içindeki iyiliği arttırır.

Şunu bilsin genç müzisyenler; yolun sonu çok güzel. Müzik insanı olağanüstü zengin bir müzik alemine taşıyor. Bu yolda harcanacak her çabaya değecek. Etrafınızda bu konuda size destek verebilecek insanları toplayın. Köstek olanları hayatınızdan çıkartın. Muhakkak dünyayı takip edin. Farklı hocalarla çalışmanın yollarını araştırın. Size en uygun olanı bulun. Zihninizi size zarar veren olumsuz düşüncelerden arındırın. Hayat dünyanın her yerinde zor. Siz olağanüstü bir yeteneğin sahibisiniz. Bunu ziyan etmeyin. Ve şunu bilin; o muhteşem müzik âlemine ulaşabilmek için çalışmaktan başka, kestirme bir yol yok. Sabırla ve azimle çalışmak gerekiyor.

 

MÜZİĞİ HAYATINIZDA TUTUN”

 

Son olarak Ege Life Dergisi okuyucularına neler söylemek istersiniz?

Sanat Danışmanı olduğum 16.Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali başladı. 6 Eylül’e kadar devam edecek. Bodrum’da olan bütün sanatseverleri bu festivalde yer alan 17 konsere davet ediyorum. Festivalin Sanat Yönetmeni Eren Levendoğlu ile, sizlere harika bir program hazırladık.

Detaylar www.gumuslukfestival.org’da yer alıyor.

Müziği hayatlarında tutsunlar, mümkünse amatör olarak müzikle ilgilensinler. Dünya müzikle çok daha güzel.

 

  • Süleyman GÜLEN

Yorumlar

Yorum Yap

500