Selin Altay: “İzmir, Mutlu Olmasını Bilenlerin Şehri”

RÖPORTAJ |  || Selin Altay: “İzmir, Mutlu Olmasını Bilenlerin Şehri”
1 Eylül 2019

Selin Altay: “İzmir, Mutlu Olmasını Bilenlerin Şehri”

  • 1 Eylül 2019
  • 706 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Selin Altay:

İzmir, Mutlu Olmasını Bilenlerin Şehri”

Beyaz Gelincik’in Maria’sı ile başladı yolculuğu, sonra Cennet Mahallesi’nin Helga’sı ile tanındı. İzmirli, İzmir âşığı: Selin Altay. Kendisiyle; oyunculuğu, yaşamı, hayalleri üzerine çok hoş bir söyleşi gerçekleştirdik. En güzeli de bu güzel söyleşide bol bol İzmir’den bahsettik.

Ege Life | Selin Altay: “İzmir, Mutlu Olmasını Bilenlerin Şehri”Ege Life | Selin Altay: “İzmir, Mutlu Olmasını Bilenlerin Şehri”

Sosyoloji mezunusunuz. Neden oyuncu olmayı tercih ettiniz?

Üniversitede okuduğum yıllarda bir ajansa kayıtlıydım. Reklamlarda oynamaya başladım. İlk başlarda sadece harçlık kazanmak için vakit ayırırken, zamanla sevdim ve profesyonel olarak yapmaya karar verdim.

ÇOCUKLUK HAYALİM YAZAR OLMAKTI”

Oyuncu olmasaydınız hangi mesleği yapardınız, neden?

Oyunculuğa başlamasaydım niyetim akademik kariyer yapmaktı. Bölümümü, okumayı ve araştırmayı çok sevdiğim için o yıllarda beni en çok mutlu edeceğini düşündüğüm işti. Ama bazı şeyler “yolculuk” esnasında netleşiyor. Üniversite son sınıftayken ilk kez bir dizinin ana cast’ında oynamaya başladım. Çocukluk hayalim ise yazar olmaktı. Okumayı ve yazmayı her zaman çok sevdim, o yüzden bu hayali gerçekleştirememiş olsam da düşünmek bile hâlâ hoşuma gidiyor.

İlk oyunculuk deneyiminizi Beyaz Gelincik dizisi ile yaşadınız. Yolun başında zorlanıp oyunculuğu bırakmak istediniz mi?

Beyaz Gelincik’e başladığım sırada üniversite son sınıf öğrencisiydim ve dizi Adana’da çekiliyordu. Daha önce hiç dizi setinde bulunmamıştım, hem yeni başlamanın deneyimsizliği hem de okulumun devam ediyor olması başlarda biraz zorladı. Ama insan adaptasyonu yüksek bir canlı sonuçta. :) Ben de yaşımın avantajıyla hem seyahatlere hem işin hem de okulun sorumluluklarına kısa sürede alıştım. Ayrıca seti ve çalışma arkadaşlarımı çok seviyordum. Farklı ve güzel bir şey deneyimlediğim için de ekstra mutluydum.

Ege Life | Selin Altay: “İzmir, Mutlu Olmasını Bilenlerin Şehri”Ege Life | Selin Altay: “İzmir, Mutlu Olmasını Bilenlerin Şehri”

Film çekecek olsanız kendinizi nasıl bir rolde oynatırdınız?

Film çekecek olsaydım sanırım çekme görevime odaklanmak isterdim. O yüzden herhalde kendime rol vermezdim. Ama illa bir rolüm olacaksa filmde, ters köşe bir rol isterdim. Dışarıdan insanlara çok saf, temiz iyi görünen bir kötü ya da çok acımasız olarak bilinen ama kimsenin bilmediği iyi tarafları da olan birini oynamak güzel olurdu.

USTA OYUNCULARLA AYNI SAHNEYİ PAYLAŞMAK GURUR VERİCİ”

Müjdat Gezen ve Melek Baykal gibi usta isimlerle aynı dizide yer almak nasıl bir duyguydu?

Usta oyuncularla hem dizilerde hem Devlet Tiyatroları sahnelerinde çalışma fırsatı bulduğum için çok şanslıyım. Onları, yarattıkları karakteri hayata koyarken izlemek, hem çok güzel hem de öğretici bir deneyim. Melek Abla’yı sette izlemeyi her zaman çok severdim. Ne yazık ki Müjdat Gezen’le Cennet Mahallesi’nin sadece son bölümünde çalışma fırsatım oldu. Çünkü dizinin kadrosuna dahil olduğumda kendisi ayrılmıştı. Ama Cennet Mahallesi’nin yeri benim için her zaman çok ayrıdır. Erol Günaydın, Zihni Göktay, Zeki Alasya, Melek Baykal gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşmış olmak gurur verici.

Yabancı uyruklu insanlara benzerliğiniz göze çarpıyor. Nitekim Cennet Mahallesi'nde yabancı uyruklu bir kadını oynadınız. Sizce böyle görünmek sizin için bir avantaj mı?

Avantaj da dezavantaj da olabilir. Kast direktörleri bazı rollere oyuncu seçerken, görüntünüz nedeniyle size daha çok şans verdiği gibi tam tersi sizi uygun da bulmayabiliyor. Oyuncu, görüntüsünden bağımsız olarak birçok farklı karakter yaratabilmelidir elbette. Bunu yaparken makyaj ve kostümden de yardım alır. Ama en nihayetinde tabii ki en çok iş; oyuncunun karakteri nasıl ortaya koyduğundadır. Ama şu da bir gerçek ki sahip olduğunuz fiziksel özellikler, bazı rollerin inandırıcılığı konusunda size yardımcı oluyor.

Ege Life | Selin Altay: “İzmir, Mutlu Olmasını Bilenlerin Şehri”Ege Life | Selin Altay: “İzmir, Mutlu Olmasını Bilenlerin Şehri”

EN KEYİF ALDIĞIM PROJE NURİ DİZİSİYDİ”

Oyuncu olarak yer aldığınız en keyifli proje hangisiydi?

Sanırım ben yer aldığım işler arasında çok ayrım yapmıyorum. Hepsinin hem keyifli hem yorucu tarafları oluyor. Ama birini seçecek olsaydım “Nuri” dizisinin setini her zaman çok eğlenerek gittiğim bir set olarak hatırlarım. Uzun çalışma saatleri ve yorucu bir temposu olmasına rağmen yönetmenimiz Tayfun Güneyer’in ve setteki tüm çalışma arkadaşlarımın sayesinde çoğu zaman işe gider gibi bile hissetmiyordum.

SICAK AİLE DİZİLERİNİ ÖZLÜYORUM”

Eski dizilerin samimiyetini şimdiki dizi sektörü için söyleyebilir misiniz?

Dizi sektörü de tüm diğer sektörler gibi bulunduğu döneme ayak uyduruyor ve değişiyor. Her döneminde kendine göre sorunları, öne çıkan konuları oluyor. Bir dönem konaklarda geçen töre konusu işleyen diziler tutarken, bir dönem yalılarda zengin ailelerin hikâyelerini anlatan işler popüler oluyor. Ama sanırım biraz insanın kendi çocukluğuna duyduğu özleminde etkisiyle, ben en çok “Süper Baba” gibi kalabalık, sıcak aile dizilerini özlüyorum.

GÜZEL BİR DİZİ PROJESİNDE YER ALMAK İSTERİM”

Uzun süredir sizi ekranlarda göremiyoruz. Yeni bir proje var mı? Yakında dizi tekrar ekranlarda görecek miyiz?

Şu anda yönetmenliğini Saygın Delibaş’ın yaptığı I-kız (aykız) isimli bir komedi oyununda yer alıyorum. Oyunda yapay zekâlı bir robotu oynuyorum. Gelecek sezonda oyunumuz devam ediyor. Ama tabii ki yine güzel bir dizi projesi içinde yer almakta isterim.

Ege Life | Selin Altay: “İzmir, Mutlu Olmasını Bilenlerin Şehri”Ege Life | Selin Altay: “İzmir, Mutlu Olmasını Bilenlerin Şehri”

Yaz aylarınızı Yunanistan'da geçiriyorsunuz. Türk ve Yunan kültüründe en sevdiğiniz özellikler nedir?

Son 4-5 yıldır senenin 4,5 ayı Yunanistan’da yaşıyorum. Yunanistan’ı çok seviyorum. İzmirli olduğum için sanırım hiç yabancılık hissetmiyorum. Bizimle birçok konuda ortak özellikleri var ama birçok konuda da çok farklılar. Genel olarak neşeli ve stresten uzak bir toplum olmasını seviyorum. Onlar da bizim dizilerimizi çok seviyorlar. Türk dizileri başladığı zaman derbi maçı varmış gibi hayat duruyor adeta. Türkiye’den geldiğimi duyan herkes, dizilerden öğrendiği kelimelerle sohbet etmeye çalışıyor. Türkiye’ye karşı çok büyük sevgi ve ilgi var. Ayrıca her iki kültürün de yemekleri çok güzel ve insanları yemeye düşkün. :) Yemeklerin birçoğu da ortak. Bu açıdan Türkler ve Yunanların bir arada oldukları sofralar her zaman çok keyifli.

İZMİR HEM GÜZEL HEM HUZURLU”

Sizin için İzmir'in değişmezleri arasında neler var?

Üniversite’ye başlayana kadar tüm hayatım İzmir’de geçti. Çocukluğumun geçtiği şehir olduğu için, İzmir’in yeri bende apayrı. Tüm çocukluk özlemlerim, anılarım, ailem, dostlarım demek İzmir. İzmir her zaman hem güzel hem huzurlu. Yeri geldiğinde haksızlığa sesini çıkarmasını da bilen, başkasına yardım elini koşulsuz uzatan, eğlenmesini, mutlu olmasını bilen insanların şehri benim için İzmir.

Gelecekteki kariyerinize dizi mi, yoksa film ağırlıklı mı devam edeceksiniz?

Benim için böyle bir ayrım yok. Sinemayı çok seviyorum ama aynı şekilde tiyatro sahnesinde ve dizi setinde de mutluyum.

Ege Life | Selin Altay: “İzmir, Mutlu Olmasını Bilenlerin Şehri”Ege Life | Selin Altay: “İzmir, Mutlu Olmasını Bilenlerin Şehri”

Bir İzmirli olarak Ege Life okuyucuları için neler söylemek istersiniz?

İstanbul’da yaşıyorum ama ailemi ziyarete İzmir’e geliyorum. Her gittiğimde de ayrılmak benim için daha zor oluyor. İzmir’in İstanbul’a kıyasla çok daha az kaotik ve kolay bir şehir olduğunu düşünüyorum. İzmirlilerin sokak hayvanları konusunda da çok hassas olduklarını görüyorum ve bu beni çok mutlu ediyor. Umarım ileride birçok sponsorun desteğiyle kurulan ücretsiz hayvan hastaneleri de olur. Çünkü bu tip bir konuda hep İzmir’in Türkiye’ye öncü olabileceğini düşünmüşümdür.

Fotoğraf: Aylin Erdoğan

 

  • Süleyman GÜLEN

Yorumlar

Yorum Yap

500