Şadiye Deniz: “Haber Alırken Sosyal Medyaya Güvenmemeliyiz”

RÖPORTAJ |  || Şadiye Deniz: “Haber Alırken Sosyal Medyaya Güvenmemeliyiz”
1 Ocak 2020

Şadiye Deniz: “Haber Alırken Sosyal Medyaya Güvenmemeliyiz”

  • 1 Ocak 2020
  • 580 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Sosyal Medyadan Sağlıklı Haberler Alıyor Muyuz?

Şadiye Deniz:

Haber Alırken Sosyal Medyaya Güvenmemeliyiz”

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şadiye Deniz ile sosyal medya ve sağlıklı haber alma ilişkisi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Sağlıklı habere ulaşma konusunda sosyal medyaya güvenmemek gerektiğini vurgulayan Deniz, sosyal medyada yalan haberlerin, doğru haberlere göre daha hızlı yayıldığını söyledi.

Haber alma ile sosyal medya ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sosyal medya, önemli bir haber alma kaynağı hâline geldi, hem gazeteci, hem okur açısından. Bunun nedeni; çok fazla kullanıcının olması ve bu ağlara girmemizi sağlayan cihazlara erişimin kolaylaşması. Son rakamlara göre Türkiye’de 52 milyon sosyal medya kullanıcısı var. Bunların 44 milyonu mobil cihazlar üzerinden sosyal medyaya erişiyor. Bu cihazlar artık bizim vücudumuzun bir organı hâline dönüştü. Diyelim ki telefonumuz bozuldu ya da kayboldu; o zaman paniğe kapılmaya başlıyoruz ve yoksunluk duygusu hissediyoruz. Hayatımızdaki önemi bu kadar büyük. Bugün basılı gazetelerin tiraj rakamlarına baktığımızda en çok satan gazete 200 bin civarında. Sosyal medyada ise, gazetecinin haberini milyonlara ulaştırması mümkün. Bu, işin gazetecilik tarafı. Okur açısından baktığımızda ise; okur, artık sadece haberin tüketicisi değil, üretiminde de yer alıyor. Örneğin ben Twitter’da bir gazetenin paylaştığı haberin altına yorum yapabiliyorum. Gazete bu yoruma dayanarak haberi yeniden düzenleyebiliyor ya da kaldırabiliyor hatta o yorumun kendisi bile haber olabiliyor.

Ege Life | Şadiye Deniz: “Haber Alırken Sosyal Medyaya Güvenmemeliyiz”

Artık haber üretimde rolü olan, muhabir, editör, yazı işleri müdürü gibi eşik bekçilerine “okur’u da eklemek gerekiyor. “Okur” kelimesi bile aslında, sosyal medyadan haber alan kişiyi karşılamakta yeterli kalmıyor, sosyal medya haberlerinde etkileşimlilik esas. Basılı gazete okuyucusu gibi tek yönlü bir iletişim yok. Hiçbir medya organına bağlı olmadan kişiler kendileri de habercilik yapabiliyor.

KAMUOYU HABERİ YARATIYOR”

Sosyal medyadaki baskı, bir olayı haber değilken bile haber olmasını sağlıyor. Yönlendirici unsur da diyebiliriz. Muhabirler ve gazeteler bu tip olayları görmezden gelemiyor. Mesela bir kaza oldu diyelim. Bir gazetenin buraya muhabir göndermesi belirli bir zaman alabiliyor ancak orada olan vatandaş bunu hemen çekip paylaşıyor ve gazeteciler de bundan faydalanıyor. Kamuoyu haberi yaratıyor. Yaratmakla kalmıyor, haberin çerçevesini belirleyerek, hangi haberin manşete çıkacağına da karar veriyor. Şimdi biz sosyal medya özelinde konuştuk ancak dijital medyada ise tıklanma kaygısı var. Hangi haber daha çok tıklanacaksa onu başa koyuyor, haber değeri ve doğruluğu kaygısı güdülmüyor. Bu da ayrı bir tartışma konusu.

 

Sizce sosyal medyadan güvenilir şekilde haber alabiliyor muyuz?

Sosyal medyada yayılan haberlerin büyük bir çoğunluğu tevatür. Kurumsal gazeteler de, tıklanma kaygısıyla yalan haber yapabiliyor. Son araştırmalara göre insanların yüzde 65’i haberleri sosyal medyadan öğreniyor. Tabii okuduğunuz kaynakları filtreleyerek doğru haberlere ulaşabilirsiniz ancak bunların yanında etik dışı uygulamalar da var. Bunu vatandaşlar da yapıyor. “Fake news” dediğimiz sahte haberleri sosyal medyadan hiçbir kaynağa dayandırmadan yayıyor ve haber çok farklı boyutlara gelebiliyor. Mesela basılı gazetede asla göremeyeceğiniz bir başlığı sosyal medyada görebilirsiniz. Üç nokta ile biten merak uyandırıcı başlıklar, öznenin / eylemin olmadığı başlıklar, okurun habere tıklamasını sağlıyor. Bunu büyük gazeteler de yapıyor. Bu nedenle sosyal medyadan edinilen haberlere temkinli yaklaşmakta ve doğrulatmakta yarar var. Hatta bu durumlar nedeniyle, haber teyitlerini sağlayan siteler ortaya çıktı.

Ege Life | Şadiye Deniz: “Haber Alırken Sosyal Medyaya Güvenmemeliyiz”

Bir diğer yandan sosyal medya, bir olayın etkisini, normal değerinin iki katına çıkartabiliyor. Bu hem pozitif hem negatif bir durum. Bazen haber değeri bile olmayan konular abartılırken, bazen de basılı gazetelerde kendine yer bulamayan konuların haberleştirilmesini ve siyasi gündeme girmesini sağlıyor. Sosyal medyanın baskısı bu anlamda o kadar büyük ki, önceden diplomatik yürütülen ilişkiler bile Twitter üzerinden hemen tweet atmak şekline evrildi. Sosyal medyada, kamuoyunun tepkisini sıcak sıcak ölçebiliyorsunuz. Ben bunu destekliyorum çünkü sosyal medyanın doğasında etkileşimlilik var. Kamuoyunun ne düşündüğünü hızlıca ölçebildiğiniz bir alan. Özellikle Twitter özelinde konuşmam gerekirse –daha politize bir yer olduğu için- orada yayılan haberlerin gerçek olup olmadığından çok, insanların o konuda ne düşündüğü meselesi daha öne çıkıyor. Bence Twitter’ın politikacılar ve kamuoyu açısından asıl işlevi insanların ne düşündüğünü öğrenmek. Bu da haberin gerçekliği ile ilgili kaygıyı ikinci plana itiyor. Kendimize yakın gördüğümüz kişi ya da gazetelerin haberlerinin doğruluğuna daha fazla inanıyoruz.

TIKLANIYORUM ÖYLEYSE VARIM”

Sosyal medyaya haber alma anlamında güvenmemeliyiz diye düşünüyorum, en azından temkinli davranmalıyız. Dijitallik, gazeteciliği ciddi anlamda dönüştürdü. Şimdiki gazeteler dijitalle birlikte bizim bildiğimiz habercilikten başka bir habercilik yapıyor. Haberi yapmış gibi yapıyor, tık almak için her yolu mübah görüyor. En azından bu bilgi ile haberlere yaklaşmakta yarar var. Bizim derslerde üstüne basa basa öğrettiğimiz haber değeri kriterleri, maalesef internet ve sosyal medya haberciliğinde geçerli değil. Önemli görülen, haberin kısa sürede yüksek tık almasını sağlayacak stratejiler. Bu nedenle, büyük gazeteler bile güvenilir değil, maruz kaldığımız bir haberi teyit etmeli ve şüphe ile yaklaşmalıyız. Çünkü tıklanma kaygısı her şeyin üzerinde. O yüzden hiç haber değeri taşımayan konular bile, sitede önünüze gelebiliyor. Temiz habercilik yapmaya çalışan gazetecileri tenzih ederek söylüyorum bunları.

Ancak haber alma konusunda karamsar görünen bu tablonun, olumlu bir tarafı da var. O da şu; sosyal medya, işten çıkarılan gazeteciler için, haberciliği sürdürebilecekleri bir alan da oldu. Mesela önceden televizyonda asla yapamayacağı bir yorumu kendi açtığı YouTube kanalında rahatlıkla yapabiliyor.

Ege Life | Şadiye Deniz: “Haber Alırken Sosyal Medyaya Güvenmemeliyiz”

Sosyal medyada vatandaşın anlık bir olayı çekip paylaşması, gazeteciliğin geleceğini nasıl etkiler?

Sosyal medya masaüstü haberciliği oldukça arttırdı, bu bir gerçek. Böyle olduğu için muhabir sayısında bir azalma yaşatacağını düşünüyorum. Habercilik açısından ise; sosyal medya şu an en önemli haber kaynağı. Bugün pek çok gazetenin içinde sosyal medyayı takip eden ekipler var, dev ekranlarda Twitter akışları izleniyor. Görüştüğüm bazı gazeteciler kendileri de, sosyal medya ile bağlantıları koptuğu zaman, ne yapacaklarını şaşırdıklarını söylüyorlar. Dolayısıyla sosyal medya çok ciddi bir haber kaynağı. Bir gazetenin, herhangi bir yere muhabir göndermesi, oradan görüntü alması için zaman ve maliyet gerekli. Oysa o olayı, vatandaşlar anında sosyal medyadan çekip paylaşabiliyorlar ve gazeteler de bu görüntüleri kullanıyor. Bu bakımdan haberciliği herkes için biraz kolaylaştırdı ama bence yaratıcılığı da biraz bitirdi. Haber çabuk tüketildiği ve tıklanmıyorsa değerli görülmediği için, imzanın değerini de düşürdüğünü düşünüyorum.

  • Süleyman GÜLEN

Yorumlar

Yorum Yap

500