Prof. Dr. Ramazan İnci: “Koronavirüs Aramızda; Ancak Kontrol Bizde”

RÖPORTAJ |  || Prof. Dr. Ramazan İnci: “Koronavirüs Aramızda; Ancak Kontrol Bizde”
01 Kasım 2020

Prof. Dr. Ramazan İnci: “Koronavirüs Aramızda; Ancak Kontrol Bizde”

  • 1 Kasm 2020
  • 1027 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Röportaj: Süleyman Gülen
 

Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ramazan İnci, kış aylarına girerken dergimiz için Covid-19'un seyrini yorumladı. Soğuk havalarda kronik hastalığı daha çok nükseden kişiler için de tavsiyelerde bulunan İnci, kontrollü sosyal hayat için ise “Olağanüstülük hiçbir zaman yasaklarla birlikte gitmemeli!” dedi.

 

Ege Life | Prof. Dr. Ramazan İnci: “Koronavirüs Aramızda; Ancak Kontrol Bizde”

 

“ÖNÜMÜZDEKİ AYLAR ZOR GEÇECEK GİBİ”

 

Kış aylarına girerken Covid-19'un seyrini nasıl yorumlarsınız?

Eylül ve Ekim bitti. Güz mevsimi Covid-19 açısından başka ülkelerde olduğu gibi Türkiye açısından da sıkıntılı ve hızını artıran bir seyir izliyor! Sağlık Bakanının açıklamasını dikkate alacak olursak birinci dalganın ikinci pikini yaşıyoruz. Bildiğiniz gibi ilk pik baharda Nisan-Mayıs döneminde idi. Artış eğilimini tetikleyen etmenleri yaşadık hepimiz. Yaz başı “Yeni normal yaşam” dediğimiz sosyalleşme sonrası hareketlilik, sosyal-kültürel ve ticaret alanlarının topluma açılması ayrıca virüse karşı sahte güven hissi uyandıran insanların normalleşme davranışları, güneş ışınlarının virüsü öldüreceği safsatası hepsi virüsün yayılması ve olguların artması yönünde eksen kayması yarattı.

Türkiye 40 haftadan itibaren mevsimsel hastalıkların başladığı zaman! Ta mart ayına kadar süren…Mevsimsel hastalıklar; grip, nezle…bir de pandemi!

Önümüzdeki aylar zor geçecek gibi.
 

 

Ege Life | Prof. Dr. Ramazan İnci: “Koronavirüs Aramızda; Ancak Kontrol Bizde”

 

"YETERİNCE ETKİLİ BİR İLAÇ YOK"

 

Covid-19'u yeterince tanıdık mı?

İlk başlarda hastalığının gripten farkı yok algısı yerleşti! Belki de panik ve korku yaratmamak adına. Oysa pandemi yapan Coronavirüs ile toplumlar ilk kez karşılaşıyordu. Halbuki daha önce aynı aileden olan ve kuzen SARS ve MERS virüsleri endemik/epidemik özellikte salgınlar yapmıştı. Bilim dünyası artık virüsü tanıyor. Hatta aşı yapılma aşamasında. Hastalık halk nezdinde de öldürücü olabildiği, adeta insanı boğarak öldürdüğü konusunda farkındalık oluştu. Hatta her gün Sağlık Bakanının açıklamalarından, sosyal medya ve bilgilendirme anonslarından farkındalık oluştu. Her ay nerede ise bin beş yüz – iki bin canımızı yitiriyoruz. Bu durum bile hastalığın önemini algılamamız için yeterli bir veri. Adeta virüsle savaş halindeyiz. Elimizdeki silahlar belli. Maske, mesafe, temizlik… Aşı ve yeterince etkili bir ilaç elde yok.

 

"BOL SIVI TÜKETİN"

 

Kışın düzenli olarak nezle olan insanlar var, kronik hastalığı kışın daha çok kendini gösteren insanlar var. Peki sayın hocam, bu tip insanlardaki Covid-19 olabilirim korkusu üzerine ne gibi tavsiyeler verebilirsiniz?

Maalesef artık mevsimsel grip aylarına girdik! Influenza ve inflüenza dışı pek çok virüs ve ayrıca bakteriler solunum yollarında hastalık oluşturabiliyor. Grip nezle ile birlikte Coronavirüs de insana bulaşabilir ve ikisi birlikte çok daha ağır tabloya neden olabilir. Çok şükür ki grip aşısı var. Kesinlikle altı aylıktan itibaren her kişi grip aşısı olabilir. Özellikle Sağlık Bakanlığı’nın aşı takviminde belirttiği gibi solunum yolu hastalığı, kanser, şeker hastalığı ve kemoterapi ve ışın tedavisi olanlar hemen grip aşısı yaptırmalı. Bunun yanında son zamanlarda zatürre aşısı konusunda da medyaya yansıyan haberler çıktı. Özellikle 60-65 yaş üstü ve özellikle akciğerlerinde daha önceden hastalığı olan kişiler zatürre aşısı yaptırmalıdır. Yalnız şunu söylemek isterim; zatürre aşısı bir bakteri’ye (Pnömokok bakterisine) karşı yapılır. Hiçbir zaman Covid-19 için değildir. Bunun farkında olmalıyız. Zatürre aşısı oldum deyip Coronavirüse meydan okumamalıyız. Kısacası virüsler için bir güvence oluşturmaz. Mevsimsel grip ve nezle olanlar elbette evde istirahat, toplum içine çıkılmayacak ve bol sıvı tüketilecek. Gerekirse hekime danışılarak gribe karşı ateş düşürücü ve başka ilaçlar alınmasını tavsiye ediyorum.

 

"ÖNÜMÜZÜ GÖREBİLMEK İÇİN GERÇEK VERİLERE İHTİYAÇ VAR"

 

Sağlık Bakanı her hastanın vaka olarak sayılmadığını söyleyerek her gün açıklanan Covid-19 tablosuna ilişkin, halk tarafından verilerin doğru olmadığı algısı oluştu. Siz bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Evet Sağlık Bakanı’nı her akşam ben de izliyorum. Anladığım kadarı ile yetkilileri rahatsız eden ölüm sayıları değil, bulaştırıcı olan kişilerin sayısıdır. Oysa önümüzü görebilmek için gerçek verileri ihtiyacı var her kesimin. Sağlık Bakanı’nın bildiriminde ise; hastalık temelli bir veri paylaşımı söz konusu. Hastanede yatan ağır hastalar, entübe olanlar gibi. Türkiye’de ise epey zamandır filyasyon çalışmalarının da uygulamaya geçmesi ile elli binlerden yüz binlere yükselen bir test sayısına ulaştı. Sağlık Bakanı’nın bildirimlerine göre tahmin edebildiğimiz Coronavirüs saptanan kişi sayısı yüzde 10’un üstünde! Böyle olunca Coronavirüs ile temaslı sayımız günlük 10 bin ve üstünde olması gerekirken, açıklanan rakamlar bin – bin 500 civarında. Güvensizlik de buradan kaynaklanmakta! Dünya Sağlık Örgütü kuralları gereği koronavirüs testi pozitif olan her kişi rapor edilmelidir. Bu durumda ister hastanede yatsın ister belirtisiz ayakta virüs taşıyıcısı/bulaştırıcı olsun bildirimde bulunması zorunlu. Tanıda altın standart da zaten PCR testi. Oysa yetkililer sadece hasta odaklı bir bildirim sistemini işletip, virüs bulaşan ve taşıyanları bildirmeyip (paylaşmayıp) güvensizlik ortamına zemin hazırlamıştır.

Covid-19 hastalık karakteristiği olarak; virüs bulaşan kişilerin yaklaşık %80’i hastalık belirti ve bulguları olmadan ya da hafif belirtilerle yani ayakta hastalığı geçirmekte. Kişi bazen farkında bile olmadan... Geri kalan yüzde 20'lik kesim ise Bakanın da vurguladığı şekilde hasta yani tıbbi tedaviye ihtiyacı olan, hastanede izlenmesi gereken grup. Çoğunluk 60 yaş ve üstü ile kronik hastalığı olanlar risk altında her zaman. Bilimsel olarak da epidemiyolojik olarak da bu bildirilmiştir. O nedenle özellikle 60 yaş üstü kişiler mümkünse topluma fazla karışmamalı, dışarıya çıkacaksa mutlaka maske ve hijyen kurallarına uymalıdır.

 

Ege Life | Prof. Dr. Ramazan İnci: “Koronavirüs Aramızda; Ancak Kontrol Bizde”

 

Kontrollü sosyal hayata geçtikten sonra birçok insanın sosyal mesafeye dikkat etmediğini gözlemliyoruz. Sizce tekrar devlet nezdinde önlemler sıklaştırılmalı mı? Yasaklar gelmeli mi?

Nedendir bilinmez yaz aylarında özellikle tatil yörelerinde bir boşvermişlik hâli vardı. Hepimiz tanığız. Ancak iyi uygulamalar geliştirildiğini görüyoruz. Toplumsal hareket kontrolünde. Örneğin gezilere ve resmi dairelere giriş artık HES kontrolünde. Olağanüstü zamanlardan geçiyoruz.

Olağanüstülük hiçbir zaman yasaklarla birlikte gitmemeli! Virüsü yayılmasını önleyen topluluk etkinlikleri, azaltılmış kapasiteli mekânlar ve toplu taşıma uygulamaları, filyasyon ve izolasyon uygulamaları ile bulaştırıcı kontrol edilip, bulaşlı kişileri sabit tutabilirsek başarılı oluruz.

Ancak şu da var; kişisel özgürlüklerin, kamusal yararların (zararların) üstünde olmadığının farkında olmalıyız. Yasakla bir yere varılmaz kanaatindeyim.

 

“BEKLEYİP GÖRECEĞİZ”

 

Dünyada ve ülkemizde aşı denemeleri yapılıyor. Sizce bunun için erken mi? Yoksa aşıların sonuç vereceğini düşünüyor musunuz?

Dünya ve Türkiye’de aşı çalışmaları umut vericidir. Bekleyip göreceğiz. Tarihte pek çok salgın ve bulaşıcı hastalık aşılar sayesinde kontrol altına alınabildi ve hatta kökü kazındı. Coronavirüs için yapılan aşılar da grip aşısına benzer bir etki göstereceğini öngörüyorum. Çünkü virüsler her zaman mutasyona uğrayabilir ve aşıların bu doğrultuda yeniden dizayn edilmesi gerekebilir.

 

Ege Life | Prof. Dr. Ramazan İnci: “Koronavirüs Aramızda; Ancak Kontrol Bizde”

 

"GÜVENDE OLMAK ÜZGÜN OLMAKTAN İYİDİR"

 

Şubat ayında katıldığınız bir konferansta "Türkiye, Koronavirüs sorununa karşı hazırlıklı" dediniz. O zamandan bugüne geçen süreci düşünürsek bu düşünceniz hâlâ devam ediyor mu?

Sağlık Bakanlığı’nın geçmiş dönemlerden edinilmiş deneyimlerine dayalı (Kuş gribi salgını, SARS ve hatta MERS) bir salgın yönetimi planı var. Her yıl yeniden gözden geçiriliyor. Salgın yönetimi halk sağlığı ilkelerine göre yürütülür. Öyle de yapıldı ilk zamanlarda. Üstelik ülke olarak da şanslıydık da. Çünkü; genç bir nüfusa sahiptik, virüs ülkemize geç gelmişti (11 Mart 2020) ve evde kal eylem planı ve sınır kapılarının hızlı kapatılması kontrolü sağladı. Öyle ki Ramazan Bayramı’nda herkes evde kaldı. Bu faktörler bizi başarılı kıldı.

Daha sonra Haziran başında yeni sosyal yaşam başladı. Kontrol kayboldu. Hatta bir ara dünya genelinde en çok olgu görülen 7. ülke konumuna bile geldik. Kâbusu yaşadık. Şu anda dünya geneline baktığımızda ilk 10'da değiliz, tabii bildirimleri esas alırsak.

Sonuç olarak; Koronavirüs henüz aramızda, ancak kontrol bizde. Herkes şunun farkına varmalı: Güvende olmak üzgün olmaktan iyidir!

 

 

  • Süleyman GÜLEN

Yorumlar

Yorum Yap

500