Prof. Dr. Funda Barlık Obuz: “Türkiye Virüse Hazırlıksızdı”

RÖPORTAJ |  || Prof. Dr. Funda Barlık Obuz:  “Türkiye Virüse Hazırlıksızdı”
1 Haziran 2020

Prof. Dr. Funda Barlık Obuz: “Türkiye Virüse Hazırlıksızdı”

  • 1 Haziran 2020
  • 557 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Röportaj: Süleyman Gülen

İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Funda Barlık Obuz Türkiye’deki Covid-19 salgınını ve Türkiye sağlık sisteminin virüse karşı durumunu değerlendirdi. Sağlık sisteminin virüse karşı hazırlıksız olduğunu söyleyen Obuz, “Türkiye’de son 17 yıldır uygulanan sağlık politikaları ile daha çok tedavi edici sağlık hizmetleri ön plana çıkarıldı, koruyucu sağlık hizmetleri daha geri planda kaldı” dedi.

 

Bu virüs dönemine Türkiye sağlık sistemi hazır mıydı? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Covid-19 salgınına Türkiye’nin hazırlıklı girdiğini söylemek mümkün değil. Geçtiğimiz Nisan ayında Sağlık Bakanlığı tarafından Pandemik Influenza Hazırlık Planı yapıldığını, ancak bunun ilgili kurumlara bile gönderilmediğini biliyoruz. Türkiye’de son 17 yıldır uygulanan sağlık politikaları ile daha çok tedavi edici sağlık hizmetleri ön plana çıkarıldı, koruyucu sağlık hizmetleri daha geri planda kaldı. Türkiye’ye hastalık nispeten geç ulaşmasına karşın bu süre iyi değerlendirilemedi. Hazırlıklar, hangi testin kullanılacağı gibi konular çok geç tamamlandı.

 

Ege Life | Prof. Dr. Funda Barlık Obuz:  “Türkiye Virüse Hazırlıksızdı”

 

Sağlık çalışanları bu dönemde yoğun bir çalışma temposu ve çalışma baskısındaydı. Sağlık çalışanları bu dönemi nasıl geçiriyor?

Sağlık çalışanları salgın döneminde yoğun bir çalışma içindeler. Pek çok sağlık kuruluşunda çalışma programları değiştirildi. Türk Tabipleri Birliği’nin Covid-19 salgını sürecinde sağlık çalışanlarındaki riski değerlendirdiği çalışmada, sağlık çalışanlarının yaklaşık yarısı çalıştıkları kurumda triyaj işlemi yapılmadığını, yüzde 44’ü kendilerine Covid-19’dan korunmak için yeterli eğitim verilmediğini, yüzde 44’ü iş organizasyonu bilgisi verilmediğini, yüzde 50’si de tanı ve tedavi rehberi ile ilgili bilgilendirme yapılmadığını bildirmektedir. Kişisel koruyucu donanımlara ulaşım konusunda da sorunlar olduğu, en çok siperlik-gözlük, tek kullanımlık önlük ve N95 maskeye ulaşmada sorun olduğu ifade edilmektedir. Yine sağlık çalışanlarından nöbet sürelerinin uzun olması, çalışanlar arasında eşit ve adil bir çalışma planı yapılmadığı gibi sorunlar iletilmektedir.

 

“BİR KİŞİNİN BİLE HASTA OLMASININ RİSK OLDUĞUNU ANLADIK”

 

Ege Life | Prof. Dr. Funda Barlık Obuz:  “Türkiye Virüse Hazırlıksızdı”

 

Sizce Türkiye bu virüs döneminde kişisel sağlık ile alakalı en önemli neleri anlamış oldu?

Sağlık sadece bireylerin kişisel çabalarına bırakılamayacak kadar önemli. Sağlığı sadece hasta olmamak değil, fiziksel, ruhsal ve toplumsal iyilik hâli olarak tanımlıyoruz. Burada kamuya büyük bir görev düşüyor. Çünkü sağlıklı olmak en temel insan haklarından biridir ve sosyal bir devletin her yurttaşına eşit, ulaşılabilir, ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmetini sunması gerekir. Öncelikle koruyucu sağlık hizmetlerine önem verilmesi gerektiğini, hasta olmamak için gerekli olan temiz çevre, temiz su ve toprağın olmazsa olmaz olduğunu, yeterli, dengeli beslenme ve uygun koşullarda barınmanın da bir o kadar önemli olduğunu salgın süreci bizlere bir kez daha hatırlattı. Kişisel hijyen koşullarına, yeterli besinlere, uygun çevre ve barınma koşullarına sahip olmayanların hastalıklara daha kolay yakalanabildiğini, toplumda bir kişinin hasta olmasının bile çok sayıda kişi için risk oluşturduğunu yine görmüş olduk.

 

“PANDEMİDEN SONRA SAĞLIK HİZMETLERİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİ”

 

Pandemi döneminden sonra sizce Türkiye sağlık sisteminde neler değişecek ya da değişmeli?

Son 17 yıldır uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı sağlığı bir meta hastaları da müşteri olarak görüyor. Kamu hastanelerinde bile hastalar çok sayıda katkı ve katılım payları ödemek durumunda kalıyorlar. Aile hekimliği sistemi bölge tabanlı değil, bireysel kayıt sistemi ile sürdürülüyor. Bunda da koruyucu sağlık hizmetine ayrılan süre azalmış durumda. Birinci basamakta yeterli iyileştirmeler sonrası uygulanacak sevk zinciri ile ikinci ve üçüncü basamakta hastaların yığılması önlenebilir. 

 

Ege Life | Prof. Dr. Funda Barlık Obuz:  “Türkiye Virüse Hazırlıksızdı”

 

Yine bu dönemde uygulanan Genel Sağlık Sigortası primini ödeyemeyen yaklaşık 10 milyon kişi, her yıl çıkarılan ertelemeler ile ancak sağlık hizmeti alabiliyor. Şehir hastaneleri ise Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın son evresini oluşturdu. Şehir dışına ve devasa boyutlarda inşa edilen, kamunun 25 yıl dövize indeksli kira ödeyeceği hastaneler bunlar. Yatak kapasiteleri 2 bin ile 4 bin arasında değişen bu hastanelerin salgın gibi olağanüstü dönemler için de uygun olmadığı görülmüş oldu. Pandemi dönemini atlattıktan sonra şehir hastanelerinin ve özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinin yeniden gözden geçirilmesi ve düzenlenmesi gerekecek.

Bu dönemden önce pek çok sağlıkta şiddet haberi duyuyorduk. Sizce bu dönemden sonra sağlık çalışanlarına yönelik şiddet tutumu olacak mı?

Sağlıkta şiddet yapısal bir sorun. Yukarıda anlatmaya çalıştığımız Sağlıkta Dönüşüm Programı ile gündemimize yerleşen ve günde ortalama 50 sağlık çalışanını etkileyen bir sorun. Pandemi günlerinde de sağlıkta şiddet olaylarıyla karşılaşıyoruz. Bu dönemde sağlık çalışanlarını alkışlamaktan öte, caydırıcı bir sağlıkta şiddet yasasının çıkarılması çok önemli. Bu yasa ile sağlıkta şiddet sona ermeyecek belki ama sağlık çalışanları kendini daha az yalnız hissedecekler. Daha sonra da kışkırtılmış bir sağlık talebi oluşturan sağlık politikalarından vazgeçmek, toplumcu bir sağlık sistemi kurmak gerekiyor.

  • Süleyman GÜLEN

Yorumlar

Yorum Yap

500