BURÇLAR - PARLA ŞENOL “Çevrem Sanatçılarla Çevriliydi”

RÖPORTAJ |  || BURÇLAR - PARLA ŞENOL “Çevrem Sanatçılarla Çevriliydi”
01 Mart 2022

BURÇLAR - PARLA ŞENOL “Çevrem Sanatçılarla Çevriliydi”

  • 01 Mart 2022
  • 301 Görüntülenme
  • YORUM

Röportaj: Dilara İlayda Özsoy

Fotoğraf: Ece Oğultürk

BURÇLAR” Filmi, Sizi Güldürmeye Geliyor

Artık herkesin astrolojiye ilgi duyduğu bugünlerde, sizi doyasıya güldürecek, gülmekten karnınızı ağrıtacak bir filmin oyuncularıyla konuştuk. Ve karşınızda Burçlar filmi…

İlgi çeken kadrosuyla ve güncel esprileriyle herkese hitap eden romantik komedi “Burçlar” izleyicilerle, filmin oyuncularıysa Ege Life okurlarıyla buluşuyor! Hem usta oyuncular hem de film hakkında tüm merak ettikleriniz röportajımızda…

 

Kariyeriniz çocukken başladı. Çocuk yıldız Parla'nın kariyeri nasıl başladı ve devam etti?

Sanatçı dolu bir ailede doğdum. 4 yaşımda baleye başladım ve resitalde büyük başarı kazandım. Babam Armağan Şenol kendi orkestrasının solisti idi ve ünlüydü. Ona röportaja gelen bir gazetecinin önerisi ile bir yarışmaya girip birinci olduktan sonra sinema kariyerim başladı. Hemen ikinci filmim, senaryosu üzerime yazılmış bir başroldü.

 

Daha çok ekranlarda tanıdık sizi. Çocukluğunuzdan, gençliğinize ve bugüne Parla Şenol'dan bahseder misiniz?

Oyunculuğu okulların tatil olduğu zamanlarda yaparken, eğitimime önce özel dershane, sonra konservatuvarda bale, solfej ve piyano dersleri ile devam ettim. İtalyan kız ortaokuluna ikincilikle kaydoldum. O dönemde çocuk rolleri için biraz büyüdüğümden menajerliğimi yapan babam, gelen gazino teklifini değerlendirdi. Sahnede şov ağırlıklı şarkılar söylemeye başladım. 12-25 yaşlarım arasında 7 adet 45lik plak kaydı yaptım ve şarkılarımın bir kısmı müzik listelerine girdi; İsmail, İnanmam, Babidi Bibidi Bu, Dam Üstünde Saksağan ve Türkiyem Uğruna Kurban Olayım gibi... Sonradan Dam Üstünde Saksağan Türkiye’nin ilk kadın rap şarkısı olarak değerlendirildi. Çok sevdiğim tiyatro sahnesi ile de buluşmaya başladım ilk gençlik yıllarımda. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünden üstün başarı ile mezun oldum. 1984 yılında evlenince seslendirme dışındaki tüm sanat çalışmalarıma son verdim. Bu suskunluk 16 sene sürdü ve 2000 yılında bir dizi ile yeniden oyunculuğa başladım. İlginçtir, o ilk projede Tümay Özokur ile çalışmıştım, geçen ayki son projemde de yıllar sonra yeniden Tümay Özokur ile çalıştım, çok güzel bir duygu.

Çok yoğun olmayan bir tempoyu tercih ediyorum. Meslek hayatımın bu ikinci döneminde hiçbir strateji uygulamadan, o günkü ruh halime göre değerlendirdim gelen teklifleri; "keşke"lerim oldu, "iyi ki"lerim oldu.

Dolu dolu bir kariyeriniz var. Çocuk yıldız olduktan sonra şarkı söylerken sahnelerde gördük sizi ve daha sonra oyunculuğa devam ettiniz. Sanatçı, sanatın her dalında olmalı mı sizce? Siz bunu nasıl sağladınız?

Ben bir sanatçının sanatın her dalında olmasını hiç garip bulmuyorum, zaten konservatuvarda oyunculuk öğrencileri pek çok diğer dalda da eğitiliyorlar ve öyle de olmalı; ama bu dediğim gerçek sanatçılar için geçerli. Şarkıcılığa yeteneğiniz varsa, hiç değilse belli bir seviyeye kadar oyunculuk da yapabilirsiniz mesela. Ama sadece fiziki özellikler dolayısı ile kamera karşısına geçmişseniz, aynı görüşün geçerli olduğunu söyleyemem elbette. Ben hep çok meraklı idim öğrenmeye, artı çevrem sanatçılarla çevrili idi, sahip olduğum yeteneklerdeki potansiyelimi gerçekleştirme fırsatlarını hiç kaçırmadım ve hepsini zevkle yaptım. Bence anahtar kelime yaptığını "sevmek". Ama hayatta her şeyde olduğu gibi bu sevme işi kendini sevmekle başlamalı. Kendimi sevmek için gerçekçi sebeplerim olarak dünyaya gelmem büyük şanstır benim için. Bir de ben hâlâ en iyi yaptığım işi bile bir adım daha ileri götürebilmek için öğrenmeye devam ediyorum ve değişime de her zaman açığımdır.

 

FİLMDEKİ SEVGİLİ BOĞA; HER BOĞA GİBİ BOĞAZINA DÜŞKÜN”

 

Filmdeki karakterinizi okuyucuya anlatır mısınız?

Filmdeki sevgili boğa; her boğa gibi yemeye yani boğazına çok düşkün ve biraz da -hadi cimri demeyelim de- eli sıkı.

Astroloji hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Ben burçlara inananlardanım. Bu öyle "tüm insanlığı nasıl 12 karaktere sokarsınız" meselesi kadar basit değil. Kişinin doğduğu anın onun genleri gibi doğuştan gelen bir özellik, yani naturası olduğunu değil; kişiliğini yönlendiren "çevre" koşullarının başlıcası olduğunu düşünürüm. Çevre deyince yıldızların durumunu, doğulan gündeki iklim koşullarını falan kast ediyorum. Çok uzun konu...

 

Burçlar, romantik komedi bir film olarak izleyiciyle buluşuyor. Burçların karakterler üzerindeki etkisini ve bir ilişkiye nasıl yansıdığını izleyeceğiz. Film hakkında sizin yorumunuz nedir?

Film en klasik anlatımla, bence insanı güldürürken düşündürüyor. İnsan hayatına, ilişkilere, yapılan hatalara burçlar vasıtası ile dokunuyor. Müzik, görsellik süper. Sevilen ünlü isimlerle dolu. E daha ne olsun? Biz oynarken çok mutlu olduk, eminim seyirci de izlerken mutlu olacak.

 

Sette yaşadığınız bir anıyı paylaşır mısınız?

Sette kamera önü çalışmalar dışındaki bekleme anları genelde sanatçılar için en sıkıcı anlardır, oysa bu filmde tam aksiydi, çünkü aralarda şahane sohbetler yapıp çok eğleniyorduk. Bunda burçları oynayan bizlerin pek çoğumuzun birbirini epey uzun zamandır tanıyor olmasının da etkisi var sanırım. Yapımcı, yönetmen ve kastı oluşturanların ta en başından beri bizim için yarattıkları pozitif ortam için çok teşekkür ediyorum.

 

Burçlar masası gerçek hayatta olsaydı neler mümkün olurdu?

Burçlar masası gerçek hayatta olsaydı, bence bire bir filmin vardığı noktaya varırdı; eh onun ne olduğunu da filmi izleyerek öğrenin derim.

 

  • Dilara İlayda ÖZSOY

Yorumlar

Yorum Yap

500