NURAN TAŞHAN: "İNSAN HİKÂYELERİ İLE BESLENİYORUM"

RÖPORTAJ |  || NURAN TAŞHAN:
01 Nisan 2021

NURAN TAŞHAN: "İNSAN HİKÂYELERİ İLE BESLENİYORUM"

  • 1 Nisan 2021
  • 568 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Röportaj: Dilara İlayda Özsoy

 

Anlatmak istediklerini yazarak dile getiren Nuran Taşhan ile okuyucularımızı buluşturduk. Biz sorularımızı sorduk, Taşhan anlattı... Her soruyu hikâye gibi yanıtlayan, yazarlığın çok yakıştığı bir isim olan Nuran Taşhan, kendinden ve bundan sonrası için planlarından bahsetti. İyi okumalar dileriz...

Ege Life | NURAN TAŞHAN:

Nuran Taşhan'ı sizden dinleyebilir miyiz?

Balkan Göçmeni bir aileden geliyorum. Asıl uzmanlık alanım İnsan Kaynakları. 20 yıldan fazla bir süredir kurumsal şirketlere personel seçme, organizasyonel gelişim konularında danışmanlık ve kişisel gelişim eğitimleri veriyorum. Hem mesleğim hem de kendi ilgi alanım gereği Davranış Bilimleri ile ilgilendim. Uzmanlık alanım dışında insan hikâyeleri ile besleniyorum. Onları izlemek, onların meselelerini yazmayı seviyorum. Sanatın her alanına dâhil olmak beni heyecanlandırıyor. Ama sanırım daha çok edebiyat ve müziğe yatkınım. Yazarlık serüvenim dışında film yapımcılığı ve hikâye anlatıcılığı yapıyorum. Ayrıca Onbironsekiz dijital platformu üzerinden Mülakat Odası adından bir podcast serisi yayınlıyorum. Çok yakında farklı türde yeni bir podcast projem daha dinleyici ile buluşacak. İş kadınlığı, yazarlık, annelik ve müzikle iç içe geçe tempolu kalabalık bir yaşantım var. Gençlerle çalışmak çok kıymetli benim için, özellikle bu alanda da Sivil Toplum Kuruluşları ile gençlerin kendilerini tanımaları ve yeteneklerini yürütmelerini destekleyecek çalışmalar yapıyorum.

 

"ZEMRA'NIN GÜZERGÂHINDA AŞK VAR."
 

Ege Life | NURAN TAŞHAN:

Okuyucularla buluşmuş olan iki romanınız "Zemra" ile "Yaşadığım En Güzel Dün" için neler anlatabilirsiniz bize?

“Zemra”, roman türündeki ilk denemem. Bir yol hikâyesi. Güzergâhında aşk var. Aşkı anlatırken genç bir kadının büyüme hikâyesini okuyoruz. Bu büyüme içinde yenidünya ile karşılaşmalar, yüzleşmeler barındırıyor. Hayatında ihtiyaç duyduğu rehberliği alamamış bir genç kadın, sevdiği adamın peşinden ülke değiştiriyor; ama çok kısa bir süre içinde ayrılıkla tanışıyor, gittiği ülkede önce kendini var etmeye, ayakta durmaya çalışıyor. Orada bilmediği pek çok kavramla tanışıyor. Tek başına olması kendini yeniden tanımlamasını sağlıyor. Bir zaman geliyor ve ülkesine dönüyor, değişmiş, artık döndüğü yere de aidiyet hissetmek güç, toplum kadına sürekli yeni roller biçiyor, iş hayatında, evlilikte, aşkta, arkadaşlıkta. Bu rollerin ne kadarını isteyerek alıyoruz, ne kadarını satın alıyoruz, farkında bile değiliz. Zemra’da kadın kahramanımız Meriç bütün bu roller ile kendi dönüşümünü yaşıyor. Bunları pusulamı mizahtan hiç ayırmadan tek tek anlatmaya çalışıyorum.

“Yaşadığım En Güzel Dün” ise öykü türünde bir deneme. İçinde aşk, göçmenlik, sistem eleştirisi, çocukluk, modern insanın karanlık yanı gibi birçok mesele var. Ben özellikle insanların kendilerine söylediği yalanları zevkle izleyen biriyim. Öykülerimde karakterlerimi biraz yüzleştirmeye çalıştım. Görünmüyor, fark edilmiyor sandığımız çelişkilerimiz, olduğumuz ile göstermeye çalıştığımız hâlimiz ve bu uğurda gereksizce tükettiğimiz bir nefes var ya hani, işte o nefesi kamerada göstermeye çalıştım. Buna çare bulmak benim işim değil. Hepimiz aynı şeyleri yaşıyoruz. Yazarak dillendirmek bile bir adım gibi geliyor bana.


" YAZAN BEN İLE YAZAR BEN ARASINDA BİR MESAFE VAR."

Ege Life | NURAN TAŞHAN:


Bir romanı yazma sürecinden ve okuyucularla buluştuktan sonraki evreden bahseder misiniz?

Romanı yazma süreci insanın kendisi ile mutlaka yüzleşmek zorunda kaldığı sancılı, eğlenceli, kavgalı, gürültülü ama yaşayan bir süreç. Canlı kanlı bir er meydanı. Hem çok şifalandırıyor hem de yazarken çok ciddi bir öğrenme yaşıyorum. Bütün terapilerden arınmalardan daha güçlü ve etkili. Bir de masama oturduğumda ne yazacağımı hiç bilmiyorum. Yazdıklarım daima bana sürpriz oluyor. Spontane akıyor sözcükler ve bir kartopu gibi büyüyor büyüyor kendi kendine pat diye duruyor. Artık istesem de devam edemiyorum durduğumda. Bu bazen sayfalarca yazmak bazen gerçekten bir cümle yazıp ötesini getirememek. En çok bu kısmını seviyorum. Okuyucularla buluştuktan sonrası beni üzüyor. O dünyaya ait değilim. Yazdıklarımı anlatmaya alışamadım. Yazan ben ile yazar ben arasında bir mesafe var. Daha çok kişiye ulaşması için anlatmak, eserinizin arkasında durmak çok değerli mutlaka ama ben işin bu tarafında mutlu hissetmiyorum kendimi. Okurların benzer duyguları yaşaması, paylaşması çok güzel tabii, bana ulaşıyorlar, ben de okuduğum kitapların yazarlarına benzer duygular yaşıyorum. Bir gönül ortaklığı… Ama o ortaklığı dillendirmeden demlemek bana daha büyük bir haz veriyor.

 

"YAŞADIĞI DUYGUNUN İÇİNDE SAKİNCE DURAN BİR FİGÜR"
 

Ege Life | NURAN TAŞHAN:

Halil Cibran'ı çok sevdiğinizden bahsetmiştiniz. Sizin için ne ifade ediyor?

Yaşadıkları çağa ait olmayan devirsiz, dönemsiz insanlar vardır. Halil Cibran onlardan biri. O ve daha pek çok özel kalemi seviyorum. Halil Cibran benim için sadeliği, sessizliği, durmayı temsil ediyor. Yaşadığı duygunun içinde sakince duran bir figür. O hâl benim için hayranlığın ötesinde. Varmak istediğim yer. Ne bilgisinin ağırlığıyla eziyor beni, ne de elime ezbere bir reçete tutuşturup kurtarıyor. Bu gerçeklik, iddiasızlık ve olgunluğa çok özeniyorum.

"BİZİ BULUŞTURAN ORTAK NOKTALARI, BİZİ AYIRAN KARANLIKLARI"
Ege Life | NURAN TAŞHAN:

Okuyucularınızın merakla beklediği soruya geçiyorum. Bundan sonraki romanınızın taslağı belli mi? Okuyucuları neler bekliyor?

İki taslak hazırladım. Öyküler yazdım. Ve durdum. Çünkü fark ettim ki kendime iş yaşamındaki gibi hedefler belirleyip kriterler koymaya başlamışım. Yazmayı bir performansa dönüştürmeye başlamışım. O yüzden durdum. İçimdeki en temel meseleyi netleştirip onu anlatmam gerektiğini düşünüyorum. Ama duygular sürekli değişiyor. Hele ki bu pandemi döneminde iyice belirsiz... Bu sefer dostluk ya da arkadaşlık kavramını biraz anlatmak istiyorum. Uzaklaşma ve yakınlaşma ihtiyaçlarımızı. Bizi buluşturan ortak noktaları, bizi ayıran karanlıkları. Bir dosta neden ihtiyaç duyduğumuzu. Toksik olan ve olmayan ilişkileri. Kendimizle aramıza giren yapay arkadaşlık kalıplarımızı. Binlerce kez yazılmış şeyler. Her devrin hikâyesi farklı tabii. Bakalım, neler çıkacak? Bana da sürpriz olacak.

  • Dilara İlayda ÖZSOY

Yorumlar

Yorum Yap

500