Mustafa Seven: “Benim İfade Biçimim Fotoğraf”

RÖPORTAJ |  || Mustafa Seven:  “Benim İfade Biçimim Fotoğraf”
1 Eylül 2019

Mustafa Seven: “Benim İfade Biçimim Fotoğraf”

  • 1 Eylül 2019
  • 521 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Mustafa Seven:

Benim İfade Biçimim Fotoğraf”

Instagram’da bir buçuk milyondan fazla takipçisi bulunan; Günaydın, Sabah, Hürriyet, Milliyet, Akşam gazetelerinde toplam on sekiz yıl foto muhabirliği yapmış fotoğrafçı Mustafa Seven, gittiği gezilerde çektiği fotoğraflardan ve fotoğraf çekme tekniklerine kadar birçok konuda dergimize görüşlerini sundu.

Ege Life | Mustafa Seven:  “Benim İfade Biçimim Fotoğraf”

Fotoğrafla tanışmanız nasıl oldu?

Fotoğrafla tanışmam ilk defa 1994 yılında oldu. Öğrenciyken bir kafede çalışıyordum. Orada bir tane Zenit analog makine unutulmuştu. Sahibi gelirse verirsin diye makineyi elime tutuşturdular. Bir hafta on gün bekledim, sahibi gelmedi. Bende kaldı, sonra gidip film alıp makineyi elime aldım ve bu zamana kadar hiç bırakmadım. Günaydın gazetesi için karikatürler çiziyordum. Oraya gidip gelirken elimde makinemi de gördüler. Sonra bizim için fotoğraf çek dediler ve foto muhabirlik serüvenim de bu şekilde başlamış oldu.

Fotoğrafta oluşturduğunuz kadrajı neye göre belirliyorsunuz?

Bunun tek bir cevabı yok. Bütün hayatın bir bütünü. Ben neysem ve hayata nasıl bakıyorsam bunların toplamı. Çerçevelediğim fotoğraf benim hayatımı yansıtma biçimim. Benim için ne kıymetliyse onlar kadrajıma giriyor. Kendime dert edindiğim ne varsa bunları fotoğrafla anlatarak bu şekilde var olmaya çalışıyorum.

Renkler hikâyede yanıltıcı olabiliyor”

Ege Life | Mustafa Seven:  “Benim İfade Biçimim Fotoğraf”

Instagram hesabınızda çoğunlukla siyah-beyaz fotoğraflar paylaşıyorsunuz. Bunun nedeni nedir?

Göründüğü kadar çok sosyal medya kullanıcısı değilim. Instagram fotoğraf odaklı bir mecra olduğu ve benim de tek uğraştığım şey bu olduğu için orayı aktif bir şekilde kullanıyorum. Neden siyah-beyaz sorusuna gelirsek insanlara anlatmak istediğim şeyin insanlarla baş başa kalmasını istiyorum. Siyah-beyaz çekiyorum çünkü insanların konu üzerindeki renklerin oluşturduğu manipülatif etkisine maruz kalmasını istemiyorum. Çektiğim fotoğrafı izleyenin kendi hikâyesini yaratmasını istiyorum. O fotoğraftaki gerçek hikâyenin ne olduğunu zaten söylemiyorum. Fotoğrafın bu şekilde insanların kendi yaratarak daha da zenginleşeceğini düşünüyorum. Bu yolda insanların fotoğrafa bakarak kendi hikâyesini yazmasında renkler yanıltıcı olabiliyor. O yüzden renklerden arındırmayı seviyorum. Siyah-beyaz fotoğrafın nostaljik etkisinden de haz duyuyorum. Analog makine ile çektiğim eski dönemden gelen bir alışkanlığım da var, o zaman da siyah-beyaz fotoğrafı çok severdim.

İyi fotoğrafı nasıl tanımlarsınız?

İyi fotoğraf konusunu kendi fotoğrafım açısından söyleyebilirim. Bir derdi ve hikâyesi olan, estetik olarak da güçlendirilmiş her fotoğraf benim için iyi fotoğraftır. Benim için öncelik olan hikâye. Fotoğrafın hikâyesi varsa, tek başına ayakta kalıyorsa ve izleyeni zenginleştirebiliyorsa o iyi fotoğraftır. İyi fotoğraf kişiye şarkı söyletir, şiir yazdırır, hayallere daldırır. Kendimce fotoğrafta bir tekniğim var ancak benim için ikinci planda geliyor. İlk planda hikâyesi var.

Her hücremde fotoğraf var”

Ege Life | Mustafa Seven:  “Benim İfade Biçimim Fotoğraf”

Güzel bir an gördünüz ve bunu fotoğraflayacaksınız. Deklanşöre basacağınız kritik anı nasıl seçiyorsunuz?

Bu aslında tarif edilebilecek bir şey değil. Ben şimdi 25 yıldır fotoğraf çekiyorum. Fotoğraf hayatım oldu, her hücremde fotoğraf var. Bazı şeyler bunca yılın üzerine otomatikleşmeye başlıyor. Yılların getirdiği bir el becerisi var, yılların verdiği bir zamanlama duygusu var. Bunun cevabı aslında duygularla yön bulan bir durum. Çok kafa yorarak yaptığım bir şey değil. Saliseler içerisinde birden gerçekleşiyor.

O zaman siz o anın peşinden gidiyorsunuz…

Evet, çoğunlukla ben hikâyenin peşinden gidiyorum. Bu peşinden gitme durumu karşılıklı bir şey aslında. Ben ne kadar heyecanla onu arayıp peşinden gidersem o da bana kendini o kadar gösteriyor diye düşünüyorum. Aramızda paslaşıyoruz, güzel bir ilişkimiz var.

Ege Life | Mustafa Seven:  “Benim İfade Biçimim Fotoğraf”

Türkiye’de olsun, yurt dışında olsun pek çok yere giderek insan portreleri çektiniz. İnsan portresi çekmeden önce onlarla nasıl bir iletişim kuruyorsunuz?

Benim açımdan nerede insan portresi çektiğimin bir önemi yok. Çünkü insan Van’da da, New York’da da, İstanbul’da da, Viyana’da da insan. Peşinden gidilmeye ve derdini anlatmaya değer olan insan. Doğru anlaşılmaya da ihtiyacı olan bir insan. Burada da sezgilerime güvenerek iyi hikâyesi olan insanları bulup onları fotoğraflamaya çalışıyorum. Tabii ki birinci koşul iletişim kurmak. Bir insana gidip senin fotoğrafını çekmek istiyorum dediğinde alacağın tepki genelde olumsuzdur. Sonuçta karşında senin bilmediğin ve ilk defa gördüğün bir insan senin fotoğrafını çekmek istiyor. Bu tip sorunları giderebilmek için gittiğim yerlerde insanlarla önce sohbet etmeye çalışıyorum. Onlara sorular soruyorum, onlarla vakit geçiriyorum. Birbirimize alışmaya çalışıyoruz. Bir de bulunduğum her şehrin kendine özgü birtakım dinamikleri var. Kültürel kodları var. O kodları da öğrenmem gerekiyor. Burada biri ile iletişim kurarken kullandığım kod New York’da geçerli değil. Orada başka kod bulman lazım. Onu da sokakları tanıyarak ve kültürü ile haşır neşir olarak sağlıyorum. Çünkü ben insanlara çok yakın fotoğraflar çekiyorum.

Kodunu en iyi bildiğim yer İstanbul”

Şimdiye kadar gittiğiniz yerlerde en keyif alarak çekim yaptığınız şehir hangisiydi?

Politik bir cevap gibi gelebilir ama benim için İstanbul. Kodunu en iyi bildiğim yer orası. Benim büyüdüğüm yer; sokağın dilini, güzelliğini, küfrünü en iyi bildiğim yer orası. Bunlara ne kadar hâkimsen fotoğrafını çekebilme gücün de o kadar gelişiyor. Kendimi var edebildiğim en güzel yer İstanbul.

Ege Life | Mustafa Seven:  “Benim İfade Biçimim Fotoğraf”

Ara Güler hakkında neler söylemek istersiniz?

Ara Hoca hakkında şimdiye kadar ne söylenecekse hepsi söylendi zaten. Daha fazla bir şey söyleyemem. Kendisi bir üstat, bizim pirimiz. Türk fotoğrafı açısından yeri doldurulamayacak büyük bir usta. Kişiliği ve Türk fotoğrafına kattıklarıyla binlerce insana rol model olmuş bir insan hakkında ne söylenebilir ki? Şiir gibi fotoğraf çekiyor.

Fotoğrafa ilgisi olan ve bu konuda kendisini geliştirmek isteyen gençlere neler tavsiye edersiniz?

Şimdilerde fotoğraf üretmek çok ucuz ve kolaylaştı. Cebimizdeki telefonla tek tuşla fotoğraf üretebiliyoruz ancak hikâye yok bu zamanda. Hikâyeler güçsüz. Gençlerin buna ağırlık vermesi gerekiyor. İyi hikâye arayışında olsunlar. Bunun birinci kuralı ise kendini keşfetmek. Neyin fotoğrafını çekmek istediklerinin cevabını vermeleri gerekiyor. Çok kitap okuyun, çok film izleyin ve çok fotoğraf çekin.

 

 

  • Süleyman GÜLEN

Yorumlar

Yorum Yap

500