Ekranların Güler Yüzü Metin Uca: “RENKLİ ELLERİN DEĞDİĞİ KENT İZMİR”

RÖPORTAJ |  || Ekranların Güler Yüzü Metin Uca: “RENKLİ ELLERİN DEĞDİĞİ KENT İZMİR”
1 Ekim 2020

Ekranların Güler Yüzü Metin Uca: “RENKLİ ELLERİN DEĞDİĞİ KENT İZMİR”

  • 1 Ekim 2020
  • 519 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Röpotaj: Süleyman Gülen

Ekranların Güler Yüzü

Metin Uca:

RENKLİ ELLERİN DEĞDİĞİ KENT İZMİR”

 

Bir dönemin sabah kuşaklarının vazgeçilmez güler yüzlü sunucusu, Passaparola ile bir dönem güzel bilgilere ışık tutan insan, gazeteci ve yazar: Metin Uca. Son çıkardığı “Tanrı Vermiş Pırasa, Hiç Yenir mi Yarasa?” kitabından başlayarak YouTube macerasından, pandemi sürecinden, gülme duygusunu kaybetmemizden ve daha pek çok şeyden bahsettik. Ve tabii ki İzmir’den konuştuk… Bu güzel söyleşimizi keyifle okumanız dileklerimizle…

 

Ülkemizde pandemi dönemini akıcı, samimi ve tarihten örnekler vererek anlattığınız son kitabınız “Tanrı Vermiş Pırasa, Hiç Yenir mi Yarasa?” hayırlı olsun. Nasıl geri dönüşler aldınız?

Olmayan bir zamanda kitabımız çıktı. Salgını anlatan ilk ve tek kitap oldu. Eminim daha sonra edebiyat değeri olan, bilimsel içerikli kitaplar çıkacaktır. Hoş bir kapak, kendini satan güzel bir içerikle şu aşamada geri dönüşler çok iyi. Çok farklı yerlerde farklı insanların ellerinde görüyorum ve bu beni oldukça mutlu ediyor. İlk aşamada 15 bin bastık ve birçoğunun okurun elinde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ancak bundan daha önemlisi tarihe tanıklık ediyor oluşu. Yüz yılda bir kere karşımıza çıkabilecek bir süreci yazıya dökmek gerekiyordu. Bu sadece benim öyküm değil, evde benimle birlikte kalan insanların da öyküsü. Sanayileşmiş ve modernleşmiş insanın doğaya vereceği tepki ile alacağı reaksiyonu sıkmadan anlatan eğlenceli ve bize özgü renklerin bulunduğu bir kitap. Ben böyle anlatmayı seviyorum. Ben amacıma ulaştım. Evde kaldığım ayları boş geçirmediğimi görmenin ürünü. Kitapta aralara koyduğum şiirler de var, bunlar direniş şiirleri. Umudumuzu kaybetmemeliyiz.

 

BİLİMİN DEĞERİNİ HERKES GÖRDÜ”

 

Kendinizce virüs yüzünden evde kaldığınız ayları verimli geçirdiğinizden bahsettiniz. Peki, sizce toplumumuz bu süreyi verimli olarak geçirebildi mi?

Bence en önemli kazanımımız, bilim ve aklın önderliğini hayatımızın her alanında bir kez daha hissetmemiz. Sağlık çalışanlarımızın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anlamış olduk. Birçok sağlık çalışanımızın virüs yüzünden hayatını kaybettiğini ve ne kadar önemli pozisyonlarda olduklarını görmemiz için önemli bir süreçti. Yeniden üretim ve teknolojinin hayatımızın neresinde olduğunu görmemiz açısından da çok önemliydi. Ayağınızı yeni geliştirilen paspasa sildiğinizde Corona’yı öldüren teknolojiyi geliştiren kişi, diğer üretim kişilerinden daha önde olacaktır. Sağlık ve bilime yapılan yatırım çok daha önemli geri dönüşler getirecektir. Normal işlerde de yeni kazanımlar açısından, daha farklı yaklaşmak açısından önemli adımlar attırdı bize. Kazanma ve paylaşma konusunda bizim için nelerin önemli olduğunu gösterdi. Bu açılardan evde kaldığımız süreyi çok önemsiyorum. Ancak bu ayların sonunda hiçbir şey olmamış gibi davranmanın da bize özgü bir tuhaflık olduğunun altını çizmek istiyorum. Kapıdaki poşetlerin yıkandığı günlerden, hiçbir şey olmamış gibi birbirimize sarıldığımız günlere geldik. Üç buçuk ayda ne değiştiğini insanların kendisine sorması gerekiyor. Bu süreçte devleti yönetenlerin yaptığı yanlışlar üzerine düşünmek ve değerlendirmek de evde kaldığımız aylar içerisinde çok önemli oldu. Kelle paça yiyin, sumak tüketin diyen insanların ne kadar boş olduğunu görmüş olduk. Bilim kurulları, TABİP odaları sözü dinlenecek kurumlardır. Aşı geliştirme sürecinde yalan yanlış bilgiler veren sosyal medya fenomenleri yüksek miktarlarda ceza aldılar ve çok mutlu oldum.

 

Ege Life | Ekranların Güler Yüzü Metin Uca: “RENKLİ ELLERİN DEĞDİĞİ KENT İZMİR”

 

YouTube’da “10 Soru Bükücü” isimli program yaparak ünlü kişileri konuk ettiniz ve çok beğenildi. Bunun devamı gelecek mi? Siz YouTube’u nasıl buldunuz?

Ben YouTube’u çok sevdim. Orada iş de yapmak istiyorum. Ancak oradaki işin özgün ve yeni olması lazım. Başka yerde yapamadım burada yapayım ucuzluğunda olmaması gerekiyor. 10 Soru Bükücü’yü 100 bölüm yaptık ve onu bitirdik. Şimdi yapacağım işin yeni, heyecan verici ve daha keyifli olması gerekiyor. Format oluşturmak için çalışmalarım devam ediyor. Beni seven ve takip eden kişilerin istediklerini bulacağı ve yeni nesili de kucaklayacak arayışımız devam ediyor. Ben orada sadece izlenme kaygısıyla değil, orada yapacağım işin YouTube’u yenilikle buluşturma derdindeyim. İpucu verecek olursam ağırlıklı olarak eğlenceli yarışma üzerine yapacağız. Bu tür yarışmaları kurumların sosyal medya hesapları üzerinden yapmaya başladım. Passaparola zenginliğinde olmasa bile ona yakın kalitede içeriklerimiz sürüyor.

 

GÜLMECEYİ BELLİ KALIPLARLA SINIRLANDIRDIK”

 

İçerisinde bulunduğumuz süreç, ekonomik kaygılar, iş stresi derken; sizce biz gülmeyi unuttuk mu?

En önemli özelliklerimizden biri olan gülmece duygusunu bu süreçte yitirmiş olduk. Gülmece duygusu belli yerler ve kalıplarda sınırlandırılması durumuna gittik. Bu da bir yanılgı. Sosyal medyanın ironi dolu ve güzel mizahı hayatın her alanına yayılması gerekiyor. Bu süreçte Z kuşağını ciddiye almayanlar bunun sonucunda çok iyi ders aldılar. Bir de onları tavlamak için saçma sapan işlere girişenler de oldu. Demek ki tam ders almadıkları ortaya çıkıyor. Toplumun her kesiminde mizah duygusu ve yüksek bir tepkiselliğin hem daha az acıtıcı olacağını hem bunun o ayrıştırıcı, düşmanlaştırıcılığa karşı da edebilecek en iyi mücadele olduğunu düşünüyorum. Bu yöntemle yapılan mücadelenin çok ses getireceğinin de farkındayım.

 

Siz de geçmişte kişisel gösterilerde bulunan biri olarak karantina döneminde canlı yayından yapılan tiyatro gösterilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabii ki tiyatronun sıcaklığının birebir yansıması söz konusu değil. Ben de çeşitli kurumlarla Zoom üzerinden iş yapıyorum. Eğlence ve iş amaçlı oluşturduğum içerikler oldu. Ancak bunlar oyunun kendisi değildir. Bu platformda tiyatro sıcaklığını yakalamak mümkün değil. Tiyatro tekniğinin kullanıldığı ama paylaşımın sanal olduğu yeni bir ifade alanı olarak tanımlıyorum. Eski günlerden bu günlere neden umudu yitirmemeliyiz üzerine özel bir gösteri yapıyorum. Banka, firma ve kurumlarla buluştum. Kimsenin şu dönemde aklına Zoom gibi görüntülü konuşulan bir platformun, Amerika’daki dört büyük havayolundan daha fazla ciro yapacağı aklına gelmezdi. Yaşanılan bu hızlı değişime ayak uyduranlar her alanda öne çıkacaklar. Ben de bu dijital değişimin dışında kalmamaya çalıştım. Oradan geri dönüşler beni mutlu etti. Benim anlamadığım üç saatlik uçak yolculuğunda dip dibe oturan insanlara bulaşmayan virüs, salonda arada mesafeli oturabilecek tiyatro gösterisinde buluşabileceğini düşünüyorlar.

 

TEK ÖLÇÜTÜM İNANDIRICILIK”

 

Türkiye’de iyi sunuculuğa giden yolunuzdaki yapı taşlarını nasıl sıralarsınız?

Gazetecilik geçmişi ile oyunculuk eğitimi almış olmanın getirdiği bilimsellik neden sonuç ilişkisi ile bana olan katkısı. Kendi ülkenin insanını iyi tanımak, önceliklerini bilmek ve bunu anlatmak. İnandırıcılık da burada en belirleyici unsur. Yılların getirdiği tecrübeyi de göz ardı edemem. Ben hangi alanda olursa olsun anlattığım şeyin inandırıcı olmasını isterim. Tek ölçütüm de budur. İyi okumaya ve iyi anlamaya çalışıyorum.

Ege Life | Ekranların Güler Yüzü Metin Uca: “RENKLİ ELLERİN DEĞDİĞİ KENT İZMİR”

 

Peki İzmir desek…

İzmir benim için çok önemli bir kent. İzmir’i çok seviyorum. Benim için sadece güzelliklerin kenti değil; zarafetin, aklın, kadının elinin değmesinin ve o değen elin yarattığı renklerin kenti. İzmir her zaman hayatımda âşık olduğum kent oldu. Umarım ilerleyen zamanlarda İzmir’de hep beraber buluşabileceğimiz bir ortam olacaktır. Bu zamanlar elbet geçecek ve biz bilimin önderliğinden hiçbir zaman kopmadan yolumuza devam edeceğiz.

  • Süleyman GÜLEN

Yorumlar

Yorum Yap

500