Bir Asırlık Meslek Aşkı

RÖPORTAJ |  || Bir Asırlık Meslek Aşkı
1 Nisan 2019

Bir Asırlık Meslek Aşkı

  • 1 Nisan 2019
  • 551 Görüntülenme
  • 0 YORUM


BİR ASIRLIK MESLEK AŞKI


İzmir Konak’ta tarihi Agora Antik Kenti’nin karşısında küçük bir dükkânda, Yaşa Ailesi babadan oğula müzik aletleri yapıp satıyor. Şimdilerde oğul İlhan Usta işleri devam ettiriyor. Baba Ali Usta ise 5 yaşında o dönemlerin usta bağlamacılarının yanına çırak olarak girmiş ve 65 sene kadar imalat ve satım işleri yaptıktan sonra meslek bayrağını oğlu İlhan’a devretmiş. İlhan Yasa ise babasının mesleğini bıraktığı yerden alarak 35 senedir devam ettiriyor. Bir aşırı geçen bu meslek aşkı İlhan Yasa bu işten emekli olunca bitecek mi?




“BENİMLE BİTECEK GİBİ GÖRÜNÜYOR”

Ne kadar süredir bu mesleği yapıyorsunuz?

12 yaşından beri bu işi yapıyorum. Babadan gelen bir meslek. 35 sene kadar babam bu mesleği Agora katlı otoparkın orada dükkânında icra etmiş. Orası yıkılınca biz de Agora karşısında 30 seneden beri aynı mesleği devam ettiriyoruz. Babam yaşlandığı için meslek bayrağını çoktan beridir ben taşıyorum, o sadece vakit geçirmek için yanıma geliyor. Bizim ailenin meslek aşkı 100 seneyi geçiyor. Babamı 5 yaşında o zamanların ünlü ustalarının yanında çırak olarak vermişler; o da o şekilde bu zamanlara kadar gelmiş. Bu işi sevginizi katarak yapmanız gerekiyor. Babam o zamanlarda bütün İzmir’in okullarına mandolin yapıp satarmış. Şimdilerde yaşlandığı için imalat işlerine son verdi. Başka yerde imalat yerimiz var, orada ustalarımız bağlama yapıyor. Allah erkek evlat nasip etmedi o yüzden bu meslek benimle bitecek gibi görünüyor. Kızımı bu mesleği yapması için teşvik ettim; ancak yapamayacağını söyledi. Zaten pek kadınlara göre bir meslek de değil. Belki torunlar olursa onlardan isteyen olduğu zaman bu meslek devam edebilir. Olmazsa kaybolup gidecek gibi görünüyor. 





Eski zamanlardaki müzik aleti yapımı ile şimdikilerin arasında ne gibi farklar var?


Eskiden gerçekten buna usta eli değmiş derdiniz. O zamanlarda ustalar yaptıkları icraatlarının içerisine duygularına katarlardı. Bağlamalar, utlar, kemanlar adeta cana gelirdi. Sanki onu oraya koysanız kendiliğinden konuşacak hissine kapılırdınız. Şimdilerde ise fabrikasyon ürünler çoğalmış durumda. Tabii ustalar da var; ancak çoğu ya vefat etti ya da emekliye ayrıldı. Bize bağlama yapan hâlâ eski ustalar var ve farklarını hemen belli ediyorlar. Müzik aleti çalmak ne kadar sanatsa, onu yapmak da bir sanattır bence. Çünkü gönülden yaptığınız bir iş söz konusu. Ortaya bir eser çıkarıyorsunuz. Eski ustaların yaptığı müzik aletleri çok pahalı diye insanlar yakınıyor. Aslında az bile. Adam bağlamaya resmen can veriyor. Öyle bir ahenk içerisinde yapıyor ki başka dünyadanmış gibi sesler çıkartıyor, büyülüyor insanı. 





“GENÇLER TÜRKÜ DİNLEMELİ”


Müzik aleti yapmanın bir sanat olduğunu söylediniz. Peki şimdilerde sizce gençler türkülere gereken değeri veriyor mu?


Bunun için önce toplum yapısına ve ilişkilere bakmak lazım. Teknoloji iyice yaygınlaştıktan sonra insanlar selamı sabahı kesmiş durumda. Herkes hemen bir şeyleri tüketeyim derdinde. Müzik zevkleri de bunlarla birlikte farklı hâller almış. Bizim değerlerimiz olan türküler, şarkılar yerine rap’ler, pop’lar tercih ediliyor. Tarkan çıkıp dans ediyor kız burada deli oluyor onun için. Sonra yetişemediğinden ve değerlerinden uzak kaldığından çocuk da mutsuz yetişiyor. Gençler muhabbet yerine “hey yo” diyerek rap yapıyor. Halbuki muhabbet etseler kendi değerlerini de görecekler. Özentilik de almış başını gitmiş. Bir kere şimdiki şarkılarda rap’lerde yaşanmışlık yok. Bizim türkülerimizin ise hep bir hikâyesi vardır, gerçeğe dayanır. Umarım gençler türkülerimize daha fazla değer verir de kültürümüzün ne kadar güzel olduğunun farkına varırlar.


Röportaj ve Fotoğraf: Süleyman Gülen



Yorumlar

Yorum Yap

500