1 Temmuz Kabotaj Bayramı Mesajı Yusuf Öztürk: “Bu Bayramın Değerini Bilmemiz Lazım”

RÖPORTAJ |  || 1 Temmuz Kabotaj Bayramı Mesajı Yusuf Öztürk: “Bu Bayramın Değerini Bilmemiz Lazım”
1 Temmuz 2019

1 Temmuz Kabotaj Bayramı Mesajı Yusuf Öztürk: “Bu Bayramın Değerini Bilmemiz Lazım”

  • 1 Temmuz 2019
  • 557 Görüntülenme
  • 0 YORUM


1 Temmuz Kabotaj Bayramı Mesajı

Yusuf Öztürk: “Bu Bayramın Değerini Bilmemiz Lazım”


1 Temmuz 1926. Denizcilik tarihimizin milatlarından sayılan bir gün. Kabotaj Kanunu ile  “Türkiye Limanları ve sahilleri arasında yük ve yolcu taşınması ile kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri, Türk Vatandaşları ve Türk Bayrağı taşıyan gemilerce yapılır” ibaresi geldi. Yani denizlerimizdeki tüm faaliyetlerde yapılan hizmetlerin parası da ülkemizde kalmış oldu. Konu ile ilgili söyleşi gerçekleştirdiğimiz Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, bu bayramın değerini bilmemiz gerektiğini ve gelecek nesillere aktararak önemini vurgulamamızı belirtti.



Kabotaj Bayramı’nın önemi nedir?

Kabotaj Bayramı sadece Türkiye için değil, dünya milletleri için de önemli bir bayram. Çünkü herkes kendi bayrağı altında deniz ticaretini özgürce yapabilir. Kabotaj Bayramı bizim için çok önemli. Biz bu bayramı her sene hak ettiği gibi kutlamaya gayret gösteriyoruz. 

Dünden bugüne Türkiye’deki deniz ticaretini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Deniz ticaretinde 2008 yılı her şey için bir milat niteliğinde. Neden? Çünkü 2001’de bir kriz oldu, 2008’de de bir kriz oldu. 2008’e kadar deniz ticaretimiz yükselme gösterirken global bir kriz yüzünden Türkiye’nin denizcilikle ilgili birtakım kayıpları söz konusu oldu. Tüm dünyada da kayıplar oldu. Tüm dünyada yük hareketinin yüzde 88’i deniz yoluyla yapılıyor. Eğer ticarete bir darbe vurulursa ilk etkilenen deniz taşımacılığı olur. Bu etkiyi uzun zamanda üzerinden atabilen yine deniz ticaretidir. Türkiye, dünya sıralamasında 17. büyük denizcilik ülkesi olarak değerlendirilir. 30 milyonluk datawait filoya sahip. Bunun yaklaşık 8-9 milyonluk kısmı Türk bayraklı ve Türk sahiplidir. Geri kalan kısmı da yabancı bayraklı Türk sahiplidir. Türkiye’nin geçtiğimiz yıllarda yaşlı gemi ortalaması çok yüksekti. Her geçen yıl bu yaş ortalaması gençleşerek devam ediyor. Hem Deniz Ticaret Odası’nın hem de hükümetimizin bu gemilerin gençleşmesi ve çağa uygun hâle getirilmesinde birtakım çalışmaları var. İleride de bu artarak devam edecektir.  



“İskandinav ülkeleri için gemi inşa ediliyor”

Gemilerimizin bazıları yurt dışındaki tersanelerde yapılıyor. Türkiye’de de 77 tane tersanemiz var. Bu tersanelerimiz özellikle İskandinav ülkelerine özellikli gemi inşa ediyorlar. Geri kalan tersanelerimiz bakım ve onarıma odaklanmış vaziyette.  Denizcilik sadece gemi ticaretiyle sınırlı değil. Limanlar da çok büyük bir öneme sahip.  Türkiye’de 180 civarında liman var. Bu limanlarda toplamda yaklaşık 450-500 milyon ton yükleme yapılabiliyor. Limancılıktan balıkçılığa kadar tüm bu faaliyetler Türkiye’nin denizciliğini oluşturuyor. 



Sizce Türkiye, tersane ve limanlarından yeteri kadar faydalanabiliyor mu?

Açıkçası tüm bu liman ve tersanelerden yararlanmak sadece bizim elimizde olan bir şey değil. Ben size faydalanabiliyoruz da diyebilirim faydalanamıyoruz da diyebilirim. Dünyaya baktığımızda her ülkenin böyle yatırımları var. Şartlar her zaman eşit olmuyor. Mesela Çin tersane bakımından çok gelişmiş bir ülkedir. Bunun yanında devlet katkıları da var. Bu devlet destekleri eşit pozisyonda olursa rekabet edebilirsiniz. Bizde devlet desteği var ama az. Tersanelerin 49 yılında kiralanması, cirolarından belli bir miktar kira alınması bunlar aslında bir destek. Hiç yapılmadı demek mümkün değil. Belki daha fazla olabilir ama bu tür durumlarda global düşünmek zorundasınız.



İzmir limanlarında son durum nedir?

İzmir’i sadece İzmir limanı olarak düşünmek yanlış olur. İzmir’i çevre limanlarla birlikte düşünmek zorundasınız. Çeşme feribot limanıdır. Özel bir konuma sahibidir. Çeşme Limanı Çeşme’yi neredeyse yaz kış ayakta tutan önemli noktalardan bir tanesidir. İzmir limanında yük yerleştirmesi söz konusu ama Aliağa limanları önemli bir yol kat etmiştir. Aliağa limanlarındaki yatırımlar ve gelişmeler daha hızlı gerçekleşiyor. İzmir Limanı’nın devlet limanını olması yatırımların daha geriden gelmesine neden oluyor. Aliağa Limanları koşarken İzmir Limanı yürüyerek gidiyor.  Çünkü İzmir Limanı devlet protokollerine tabi.  Yavaş ilerler ama emin ilerler. Dolayısıyla Çandarlı Limanı önemlidir ve bir vizyon projesidir. Yarınların limanı olarak planlandı ve yarınların limanı olarak değerlendirilecektir. 



Kabotaj Kanunu’nun olmadığını düşünürsek ne olurdu?

Kabotaj Kanunu olmasaydı burada yabancı bayraklı gemiler rahat rahat Mersin Limanı’ndan İstanbul Limanı’na yük taşırdı ve bunun parası yabancı bayraklı devlete kalırdı. Bunu Türkler yaptığı için para bizde kalıyor.

“GENÇLERİN LOJİSTİKTE YER ALMASINI ÇOK İSTERİM”



Gençler deniz ticaretinde aktif rol alıyor mu?

Dünyada Çin’den sonra en büyük ikinci denizcilik ve gemi adamları eğitim mekanizması Türkiye’de. Önemli bir miktarda her kademeden gemi adamı yetiştirme olanaklarımız oldukça yüksek. Şu aşamada dünyadaki en önemli konu lojistik. Lojistiğin önünün açan ve kolay yapılmasını sağlayan ülkeler daha ön planda ve o ülkeler dünya pazarında daha rekabetçiler. Dolayısıyla biz gençleri ne kadar iyi yetiştirirsek gelecekte lojistiği iyi uygularız. Eskiden biz A noktasından B noktasına yük götürünce iş orada biterdi. Artık multimodal devreye girdi. Malı üretip varacağı noktadaki vitrine kadar bir lojistik sistemi iş yapıyor artık. Bugün dünyada internetle başka bir kıtadan kapınıza kadar ürün getirtebiliyorsunuz. Bu bir lojistik işidir. İnsanlar artık beklemek istemiyor. Bekleme süresini azaltan önlemleri alan bu konuda daha avantajlı pozisyona geçiyor. Bu yüzden yeni jenerasyonun lojistiğin A veya B dalında yer almasını çok arzu ederim.

Röportaj: Süleyman Gülen




Yorumlar

Yorum Yap

500