Resimlerden Kalanlar…

 |  || Resimlerden Kalanlar…
1 Mayıs 2019

Resimlerden Kalanlar…

  • 1 Mayıs 2019
  • 554 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Resimlerden Kalanlar…

Yıl içinde kutlanan en sevdiğim iki resmi bayramdan biri, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklarımıza hediye ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı… Çocukları çok sevdiğini çok iyi bildiğimiz Ata’m, en özel kutlamayı da onlara emanet etmiş. O saf, mutlu, rengarenk dünyalarıyla geleceği en güzel şekillendirecek küçük insanlar için de bugünün anlam ve önemi hep farklı olmuştur. Yöneticilerin koltuğuna oturmaktan fazla olan bu anlam, okullardaki kutlamalarla, içinden hiç çıkamadığımız seçim maratonuyla her yıl artarak çoğalıyor. Bu özel gün, tüm diğer özel günlerde olduğu gibi alışveriş ve pazarlama çılgınlığına alet olmaya başlasa da bu indirimleri gerçekten ihtiyacı olan çocuklar için kullanmaya gayret edebiliriz. İndirimden baharda kış montları alıp, doğudaki okullara göndermek de bir 23 Nisan kutlaması olabilir aslında… Ya da kitap ihtiyacı olan okullara destek yaratmak. Veya çocukların dahil olduğu bir sosyal sorumluluk projesi yapmak gibi...

Ege Life | Resimlerden Kalanlar…

Kadınsal Hareketler Platformu bu yıl Karşıyaka Çocuk Esirgeme Kurumu’ndaki fizik tedavi rehabilitasyon merkezi ihtiyacını karşılamaya çalışıyor. Sosyal medya üzerinden e-kermes yapabilen Türkiye’deki tek Facebook grubu olan KHB, bu büyük yatırımı paraya el sürmeden organize edebiliyor. Çünkü arkasında birbirinden harika kadınlar var. Yürüyemeyen çocuklara bundan güzel bir 23 Nisan hediyesi olamaz diye düşünüyorum. Grubun kurucusu sevgili Filiz Akın ve değerli üyelerine ne desek az kalır…

Ege Life | Resimlerden Kalanlar…

Ben de bir süredir, çalıştığım özel hastane adına İzmir ilinde bir resim yarışması organizasyonu telaşındaydım. Niyetimiz her gün hastane koridorlarında ağlarken gördüğüm çocukların resim yoluyla doktor korkusunu aşmalarını sağlamaktı. Biliyorum canınız yanarken doktoru sevmek kolay değil... Ama inanın hastanede çalışınca şunu anladım ki, doktorlar en az anneler kadar, hatta belki daha da fazla çocukların canının yanmasını istemiyor. Yoğun çalışma koşulları bile bu tavırlarını değiştirmiyor. Yine de bazen hasta yakınları tarafından şiddete maruz kalıyorlar. 

Ege Life | Resimlerden Kalanlar…


Bu ay içinde Bornova’da Yunus Emre Aile Hekimliği çalışanlarına yapılan saldırı nedeniyle birçok sağlık personeli ve doktorun yaralandığını duymuşsunuzdur. Doktorun burnu kırılırken, yanındaki öğretmen de doktoru korumaya çalışırken kafasına darbe aldı. Oysa doktorun tek yaptığı etik davranarak, görmediği hastaya ilaç yazmamasıydı…

Bu ve benzeri şiddeti sadece çocuk yaşta vereceğimiz eğitim ile önleyebiliriz. O yüzden özellikle ilkokul öğretmenlerine çok iş düşüyor. “Doktorumu Seviyorum Sağlığımı Koruyorum” konulu resim yarışmamızın ana fikrinin de sağlıkta şiddetin önüne sevgiyle geçebilmek olduğunu anlayan değerli öğretmenler sayesinde yarışmamıza birçok öğrenci katıldı. Katılanların içinde hastane çizen de vardı, kalpler içinde ameliyathane de… Değerli resim öğretmenlerinden oluşan kurul çok zorlanarak ilk 3’e giren resimleri belirledi. Seçilen ilk 50 resim de Özel Eraslan Okulu’nda ödül töreni ile sergilendi. Bu süreç içinde umudun hiç bitmeyeceğini bir kez daha öğrendim. Hastanede yatarken, yarışmaya resim yapan çocuklardan tutun, Torbalı’dan, Kuşçular köyünden, Çeşme’den Foça’dan kısaca İzmir’in birçok ilçesinden yarışmaya birçok çocuk katıldı. Hastanenin telefonları ilk kez resim yapan çocukların velileri ve öğretmenlerinin aramalarıyla yoğunlaştı. “Benim resmim geldi mi? Benim kızım kazandı mı? Benim öğrencim aslında…” diyen birçok kişiyle görüşmenin keyfini yaşadık. Hastaneler genelde bu tür şeyler için aranmaz bilirsiniz, bizim çağrı merkezi bile çok mutlu oldu.

Ege Life | Resimlerden Kalanlar…

Resimlerin hiçbirinde korku, şiddet, umutsuzluk yoktu. Sadece sevgi ve sağlık vardı. Ben en çok resminde ameliyathanede metalcilerin yaptığı el işareti yapan doktoru sevdim. Bir de tüm doktorların melek olduğuna inanan bir çocuğun melek resmini… Ama şu bir gerçek ki hepsi birbirinden güzeldi…

Anneler Günü ve Hemşireler Günü Aynı Gün

Anneler günü de bu yıl hemşireler günü ile aynı güne denk geldi. 12 Mayıs Pazar günü… Hemşire aslında kız kardeş, bacı anlamından geliyor…Geçen acil koridorunda elinde serum şişesi olan bir bebeği, ağlamasın diye koridor boyunca gezdiren yeni doğan hemşiremizi gördüm. İşte o an dedim ki, bazı meslekler de annelik merhameti kendiliğinden oluyor. Üstelik gördüğüm hiç evlenmemiş bir genç kızdı…
Dolayısıyla ben bu anneler gününde sadece anneleri değil, hayatını çevresindeki herkese, hatta tüm topluma iyiliği ve güzelliği sorgusuz sualsiz, karşılıksız sunmaya adayan tüm annelere adıyorum. Elbet herkesin kendi yavrusu en özel… Ama marifet aslında sizin yavrunuz olmayan çocuklara da dokunabilmek değil midir? Örneğin yıllarını resim öğretmenliğine adamış sevgili Tülay Apaydın… Çiğli’de çocuklara ücretsiz resim dersi veriyor. Güzelbahçe’de Nurşen öğretmen bir devlet okulunda çocuklara haftanın iki günü resim dersi veriyor. Çünkü ilkokullarda kadrolu resim öğretmeni yok. Hatta beden öğretmeni, müzik öğretmeni de yok. Oysa onların en hareketli, en çok öğrenmeye hazır oldukları dönem… Sanatsız, hareketsiz, oyunsuz kalan çocuklar, elbette yarının vizyonsuz, hayalsiz, işsiz ve umutsuz yetişkinleri olmaya adaylar. O yüzden sosyal kulüpler aracılığıyla bu boşluklar doldurulmaya çalışılıyor. Tüm özel kurumlar, anne yürekli insanlar buna ne kadar katkıda bulunursa, geleceğe kalan umut ormanı için bir tohum atmış olacak. 


Resimlerden bana kalanlar sadece rengarenk dokunuşlar değil, büyük umutlar…

 


Yorumlar

Yorum Yap

500