Miras Koruyan Bergama

 |  || Miras Koruyan Bergama
23 Şubat 2017

Miras Koruyan Bergama

  • 23 Şubat 2017
  • 566 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Haber ve Fotoğraf: Mehmet Emin AL


Ege Life | Miras Koruyan Bergama



Bergama'da Gelecek, İnsanlik Mirasi Üzerinde Yükseliyor



Bilinmeyenin derinliklerinden bugüne gelen, çoğu zaman şekil verilmiş bir taş, mağara duvarlarına çizilmiş birkaç resim ya da birkaç parça kemiğin getirebildiği kadarıdır bilebildiğimiz tarih... Yeryüzünün diplerine doğru gömülen geçmişi pek bilinmeyen, geleceği endişelendiren insan türünü, bıraktığı "taş"ın, "resim"in ve "kemik"lerin yanında, hayatta kalmak için savunma amaçlı kaleler, iki nehri ticaret veya başka nedenlerle birleştiren köprüler, hanlar, hamamlar ve inançları için inşa ettikleri havralar, kiliseler, camilerden anlayabiliyoruz...



Geçmişten kalan ve bugün hala ayakta duran bazı tarihi değerler insanlığın ortak mirası olarak evrensel ilkeler doğrultusunda korunuyor. Helinistik dönemden kalma Zeus Sunağı, Roma Dönemi sağlık merkezi olan Asklepion ve Osmanlılardan kalma hamamlar, camiler, köprüler... Yaklaşık 2500 yıldan beri kesintisiz bir yerleşime ve yaşama kaynaklık eden Pergamon, bugünkü adıyla Bergama. Yaklaşık 3 yıldan beri UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde. İnsanlığın ortak mirasını korumanın yolu belki de geçmişin "taş"larına bilinçli dokunmakla aydınlatılabilir gelecek, sonraki kuşaklar ve değerler için...



KAR KOKUSU VE KUŞLARI



Ocak ayının son haftası 26 Ocak 2017 günü Bergama'ya doğru yola çıktığımda havada soğuğun kuzeye özgü kokusu, yere doğru yavaşça hafif birer tüy gibi inen kar taneleri, bir de siyah beyaz benekli kar kuşları vardı. Kestel Caddesi'nden yukarıya doğru alçak damlı evlerin arasından Asklepion'un sütunlarına bakarak yürüdüm. İnsanlığın ortak mirasını koruyan UNESCO'nun, Dünya Mirası Listesi'nde yerini alan Bergama'nın hüzünlü bir yüzü vardı o gün. Havanın soğuğundan mıydı, kentin binlerce yıllık tarihinin altında yatan geçmişin bilgeliğinden miydi, anlamak için Bergama halkının iki dönemdir seçtiği ve sevdiği başkan Mehmet Gönenç'e soracaktık. İlçeye dair başka sorular da sorduk. Örneğin Bergama'nın diğer  belediyeler gibi yol, kaldırım ve temizlik gibi asli görevlerinin yanı sıra UNESCO'nun Dünya Mirası Listesi'nde yeralmanın ağırlığını, sorumluğunu, tarihi miras olarak yapıların restorasyon çalışmaları ve turizm gibi konuları...


Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç öncelikle Bergama'nın UNESCO ile kesişen yollarını ve listeye girdikten sonra neler yaptığına değinerek başladı konuşmasına. Gönenç,  "Aslında Bergama adına gecikmiş bir süreç sayılır UNESCO Dünya Mirası Listesi... Bergama sadece Türkiye'de değil bütün dünyada çok önemli tarihi ve kültürel birkimi olan şehirlerden birisidir. Sık sık dile getiriyorum. Bergama'da neredeyse 2.500 yıllık kesinitisiz bir yaşam var ve dolayısıyla bir çok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Uygarlıkların bıraktığı eserler hep üst üste gelmiş ve muhteşem bir kültürel miras oluşmuş. Tabii hepsinden kalan anıtsal eserler var. Dolayısıyla bundan çok daha önce UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmesi, böyle bir unvanı alması gerekiyordu ancak bu çabalar için kalındığını görüyoruz" diyor.




"MEKANI KORUYAN BİLİNÇ OLMALI"



UNESCO'nun listesine girmenin bilincinde olmanın, kenti bir bütün olarak geliştireceğini hatırlatan  Gönenç, "UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde olmanın en büyük katkısı bence, burada yaşayan insanlara Bergama'da olmalarının, burada yaşıyor olmalarının ne kadar farklı ve ayrıcaklı olduğunu anımsatmasıdır. Ne kadar birikimli bir kentte olduklarını, kentin bilgilerini anlatmalı ve o bilinci kazanmalıyız. İnsanlarda bu bilinci oluşturabilmeliyiz. Bergama'nın en büyük kazanımı bize göre bu olacaktır. Bu değerler bilinmediğinde buna sahip çıkmak, korumak zor. Kendisinden sonraki kuşaklara sözkonusu mirası taşıma yükünü omuzlarında hissetmeleri önemli. Bu durum için bizim bir bilinç oluşturmamız da elimizi güçlendirecek bir katkıdır. Halk Bergama'nın UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmiş olması nedeniyle gurur duyuyor. Belki gelişim ve değişimlerin yeterli olmadığı konusunda eleştiriler olabilir ama bütün bunlara rağmen Bergama'da insanların bunun bir kazanım olduğunu düşündüklerini biliyorum" şeklinde aktarıyor.



"UNESCO'DAN EKONOMİK BEKLENTİ DOĞALDIR"



UNESCO tarihi bir miras olarak turizm gelirlerinden çok daha fazlasını ifade ediyor kuşkusuz; Ancak esnafın para kazanırsa bu sıfatı sahipleneceği gerçeği var. Bergama Belediye Başkanı Gönenç'e bu gerçekliği sorduğumuzda; "Tabii ki gerçekçi somut "fayda" anlamında bakıldığında böyle bir beklenti var. Kendilerinin yararlanmadığı ya da ekonomik açıdan kendisine ekonomik katkı sunmayan şeylere sahip çıkma ya da onları benimseme konusunda bir eksiklik, bir sıkıntı olabiliyor. Yani UNESCO'ya girmenin aynı zamanda insanlara para da kazandırması gerekiyor. Bunun yolu da turizmden geçiyor. Listeye girmekle beraber buradaki turizmin gelişmesi hareketliliğin artması, ivme kazanması beklenen bir durum." diye cevap verdi.



ŞANSSIZLIKLAR PEŞ PEŞE GELİNCE



UNESCO'ya girmenin uzun ve yoğun bir çaba gerektirdiğini belirten Gönenç, 2014 yılında listeye girdiklerini ancak ardından 2015-2016 yıllarında Türkiye'nin dış politikası, terör ve darbe girişimi gibi gerekçelerle turizmin bütün ülkede sıfırlandığını hatırlattı. Yaşanan şanssızlığa dikkat çekerek, "Bizim maalesef şöyle bir şanssızlığımız oldu. 2014 yılında listeye girdik. Bizim turist oranlarında artış beklediğimiz, kentte turizm açısından sonuçlarını beklediğimiz yıllar 2015-2016'ydı. Ne yazık ki bu tarihler aynı zamanda Türiye'de güvenlik sorunu, terör, Suriye politikasının getirdiği olumsuz bazı sonuçlar itibariyle ülkenin çok ciddi anlamda güvensiz ülke olarak algılandığı zamanlar oldu. Beklediğimiz değerlere ulaşamadık bu yüzden." şeklinde anlattı yaşadıkları durumu.



"BERGAMA SENİ ÇAĞIRIYOR"



UNESCO'dan bağımsız olarak, terörün zaten kanayan bir yaramız olduğunu belirten Gönenç, yerli turizmi ilçeye getirmek için planladıkları projelere dikkat çekerek "Tabii bu gelişmeler karşısında yabancı turistlerin olmayışı nedeniyle, özellikle yerli turistlere yönelik çalışmalara ağırlık verdik. Bu doğrultuda birkaç yıldan beri İzmir Ticaret Odası (İZTO) ile sürdürdüğümüz "Bergama Seni Çağırıyor" projesi var. Bunu devam ettiriyoruz. Bununla beraber geçen yıl I. International Bergama Retro Motofest motorsiklet festivalini yaptık. Yine Selçuk ile Bergama arası "Unesco Dünya Mirası Yolu" bisiklet projemiz vardı. Foto maraton yapıyoruz... Olabildiğince çok insanı Bergama'ya  çağırıyoruz. Festivallerle, BerKM (Bergama Kültür Merkezi) ve diğer yerlerde yapılan etkinliklerle turistleri getirmeye, ilçeyi tanıtmaya çalışıyoruz. Bütün bunlar aslında daha çok insanı Bergama'ya çekmek, burayla tanıştırmak ve buluşturmak için yapılan çalışmalardır" diyor.



İKİ ÜNİVERSİTENİN YÜKSEK OKULU OLAN TEK İLÇE



Göreve geldiği 2009 yılından bugüne ilçeye kalıcı projeler katan Başkan Gönenç, "Kalıcı  olarak çevre projesini yaşama geçirdik. Bunlardan biri Bergama Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi, İzmir'deki ender ruhsatlı atık sahasıdır. İkincisi henüz İZSU'ya devrolmadan önce yapımını tamamladığımız atık su artıma tesisi. Bu iki önemli proje 2009 ile 2014 yılları arasında hayata geçirildi. Böylelikle Bergama'nın bilinen çevre duyarlığına da katkı oldu. Sadece lafta değil projelerle de yapıldığını ortaya koymuş olduk. Bunların yanı sıra gençlerin sportif faliyetlerini yapabileceği bir yüzme havuzu, aqua park, kapalı spor salonu ve sentetik bir futbol stadyumu yapıldı belediye tarafından. Bunlarla beraber eski Sümerbank dokuma alanı Dokuz Eylül Üniversitesi iş birliği ile meslek yüksek okuluna dönüştürüldü. Bu çok önemli bir proje ve bununla beraber Bergama İzmir'in ilçeleri arasında şöyle bir ayrıcalığa sahip, hem Dokuz Eylül Üniversitesi'nin hem de Ege Üniversitesi'nin birer meslek yüksek okulu var. Dokuz Eylül Üniversitesi Bergama Meslek Yüksek Okulu kampüs alanı tamamen belediyenin olanakları ile hayata geçirildi. Eski idari binalar okula lojmanlar da öğrenci yurduna dönüştürüldü. Önemli hizmetlerden biri de kent içindeki trafik ve otopark sorununu çözdük. 350 araç kapasiteli otopark hizmete girdi.

Bunlarla beraber tarihi kentsel restorasyon çalışmaları var çok sayıda. Eski yapı restore edildi ve çalışmalar devam ediyor. Özellikle eski deri fabrikaları tabakhaneler belediye tarafından kamulaştırıldı bunlardan bir tanesini parşömen müzesi ve atölyesine dönüştürülmesi gündemde.  Serinos Çayı ile ilgili projemiz tamamlandı. Dere ıslah projesi ise çok önemli bir proje. Üzerinde 3 tane Roma dönemi köprüsü bulunuyor" şeklinde anlattı.



BÜYÜKŞEHİR'E DESTEK ÇAĞRISI



Gönenç restore edilen tarihi yapılara ilişkin ise "Restorasyon çalışmaları zaman alan şeyler. Eski yapıların rölövelerinin çıkarılması, ona ilişkin restorasyon projelerinin çıkarılması, hazırlanması, hazırlandıktan sonra kurul onayı gibi prosedürler var. Ancak belediyemiz artık bu işlerde deneyim sahibi olduğu için, yıllardır yaptığı için çok büyük problemlerle karşılaşmadık henüz. Burada en büyük sorun para-finans sorunu çünkü restorasyon işi pahalı bir iş. Yeni bina yapmaktan daha masraflı ve daha uzun sürüyor. İnce işçilik ve emek gerektirdiğinden daha pahalı bir iş. Belediye emlak vergileriyle toplanan, valilikteki fonlardan kültür varlıklarının korunmasına katkı payından yararlanarak yapılıyor. Tabii ki buradaki kaynaklar sınırlı, biz istediğimiz oranda yararlanamayabiliyoruz. Özellikle belediyelerin emlak borçları vs. olduğu zaman valilik fonlarından da yararlanmaları zorlaşabiliyor. Bu nedenle İzmir Büyükşehir Belediyesi bundan sonra Bergama'da restorasyon konusunda, tarihi kentsel çevre koruma alanına yönelik projelerini  biraz daha desteklerse bu iş Bergama'da ivme kazanabilir, yoksa sadece ilçe belediyesinin katkı paylarından sağlayacağı gelirle biz çok fazla yol alamıyoruz. Bergama'da gerçekten çok yer var insanlara kazandırılması gereken ve bunlar artık zamana yenik düşüp bir süre sonra yıkılabiliyorlar. Tabii sevindirici tarafı şu, son yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı bizim UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmemizle buradaki restorasyon çalışmalarını artırdı. Osmanlı eserlerinden iki önemli yapı olan Şadırvan ve Kulaksız Camii ve bazı mescitlerdeki restorasyon çalışmaları devam ediyor. Bergama UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne Asklepion ve Akropol ile beraber bütün tarihi yapılardan sorumlu olarak girdi. Kentin neredeyse üçte biri Osmanlı döneminden hanlar, hamamlar, cami ve mescitlerden oluşuyor." şeklinde ifade etti.



"RESTORASYON ÇALIŞMASI BİTİNCE YENİDEN ÇÜRÜYECEKLER"



Başkan Gönenç ilginç bir duruma dikkat çekiyor. Restorasyonu biten tarihi yapıların kapısına kilit vurulmasıyla, yapıların yeniden çürümeye yüz tuttuğunu ifade ediyor. İçinde insan yaşamayan veya herhangi bir hareketliliğin olmadığı mekanların daha çabuk yıkıldığı, çürüdüğü gerçeğini hatırlatarak "En kritik durum da bu sanırım. Yapıların restorasyonu yapıldıktan sonra işlevlendirmek çok önemli. Siz bu binları restore edip yani tamir edip yeniden kullanıma kapatıp, kapısını penceresini kapattığınızda ve bunun içinde insan yaşamadığında, bir canlılık olmadığında bu yapılar yeniden yok olmaya veya çürümeye başlıyor aslında. Bu nedenle bu yapıların işlevlendirilmesi ve insanla buluşması gerekiyor. Aslında bu işe başlarken hangi işe hangi işlevi yükleyeceğinizi de aslında önceden proje aşamasında belirlemek lazım. Bizim bu konuda olumsuz birkaç deneyimimiz oldu. Örneğin Küplü Hamam... Restore edildi ama şu anda hamam olarak kullanma olanağımız yok çünkü kentte şaunda başka bir tarihi hamam var çalışıyor. Ekonomik olarak Bergama'da iki hamamın aynı anda çalışması mümkün değil. Bu nedenle restore edilen Küplü Hamam'ın kapısı senede birkaç kez açılıyor. Dolayısıyla bu yapıların özgünlüğünü bozmadan restore edilmesi gerekiyor. Bir kafe olarak, restoran olarak da bu tarz yapıların kullanılabilmesi gerekiyor.  Özgün mimarisini ve yapısını bozmamak kaydıyla tabii." şeklinde ifade ediyor.

Siyasetin, özellikle dış politikaların turizmi nasıl etkilediği yönündeki sorumuzu ise Mehmet Gönenç şu şekilde yanıtlıyor:

"Elbetteki siyaset turizmi etkiliyor. Öncelikle ülkedeki bu olumsuz durum hepimiz için öncelikle can güvenliği, var olma sorunu, ekonomi, turizm vs. konularında kaygı verici. Bu kaygılarımızın son sıralarında para ve turizm kısmı tabii ama şöyle bir gerçek de var. Turizm sektöründe çalışan yüz binlerce insan, bu sektöre büyük küçük yatırımlar yapmış olan insanlar, kaderi adeta turizme bağlı olan şehirler de var ülkemizde. Bu süreçten çok olumsuz etkilendiler. Biz Bergama'da bunu gözlemleyebiliyorsak, ki bizdeki otel, konaklama İstanbul, İzmir veya Antalya kadar elbette değil. Şüphesiz daha düşük, buna rağmen biz bunu ağır şekilde hissettik. Özellikle yurt dışı fuarlara gittiğimizde bunu daha iyi gözlemleyebiliyoruz. Geçtiğimiz yıl Tokyo ve Almanya'daki turizm fuarlarına katıldık, önceki yıllarda karşılaştığımız ilginin nerdeyse yüzde onunu bile göremedik. Örneğin Japonya'da yaptığımız Bergama UNESCO tanıtımı... Sunumdan sonra insanlar çok etkilendi birikiminden, tarihinden Bergama'dan. Sunumun bitiminde gelen soru ise şu "15 Temmuz darbe girişiminde Bergama'da da askerler insanların üzerine ateş etti mi?" Sen istediğin kadar Asklepion de, Akropol'ümüz var de. İnsanlar 'Türkiye yeniden güvenli bir ülke olduğunda gelmek istiyoruz' dediler, ki Japonya'da Türkiye'nin güvenlik skalası turuncu olarak görünüyor. Zaten kırmızı savaş halidir. Türkiye bir tık altında şu anda Japonlar için, dolayısıyla biz ne kadar anlatırsak anlatalım, insanlar güven hisettmediği ülkelere gitmezler. Biz ne anlatırsak anlatalım sonuç olarak bu koşullarda turistlerin gelmesini beklemek gerçekçi olmuyor."  



"UNESCO KORUMA PROJESİDİR"



         

İlçeye kaç kişinin geldiği, kaç lira harcadığı yönünde istatistikleri takip etmenin henüz pek mümkün olmadığını ancak gözlemledikleri kadarıyla gelen grupların gelip gezdiklerini ve etkilendiklerini kaydeden Mehmet Gönenç, "UNESCO her ne kadar turizm beklentisi sağlasa da, gerçek ortada ve kaçınılmaz. UNESCO sonuç itibariyle bir koruma projesidir.

Siz bu binaları restore edip sonra tekrar kullanıma kapattığınızda, kapısını pencersini kapattığınızda, içinde insan yaşamadığında, bir canlılık olmadığında bu yapılar yeniden yok olmaya ve çürümeye başlıyor aslında. Bu nedenle bu yapıların işlevlendirilmesi ve insanla buluşması gerekiyor.






Yorumlar

Yorum Yap

500