Kendi Kendine Baba: LİDER HEPGENÇ

 |  || Kendi Kendine Baba: LİDER HEPGENÇ
1 Eylül 2020

Kendi Kendine Baba: LİDER HEPGENÇ

  • 1 Eylül 2020
  • 566 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Röportaj: Dilara İlayda Özsoy

 

Eski TSK astsubayı, şimdilerde ise genç ruhundan akanları kalemi ile buluşturan genç yazar: Lider Hepgenç. Çocuklarla çocuk olmanın deyiminin vücut bulmuş hâli. Yazdığı çocuk kitaplarıyla ebeveynlere güzel bir yoldaş olan Hepgenç’i kardeşi ise şöyle tanımlıyor: “Kendi kendine baba”

 

Bize kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Lider Hepgenç. 33 yaşındayım. İstanbul’da yaşıyorum. Aslen İzmirliyim. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimimi İzmir’de tamamladıktan sonra askeri okul sınavlarına girdim. 2 yıl askeri okulda okumanın ardından 10 yıl Türk Silahlı Kuvvetlerinde astsubay olarak görev yaptım. Askerlik mesleğimi icra ederken yolum yaratıcı drama ile kesişti. Bu alanda eğitim aldım ve askerliği bırakıp hayatıma drama öğretmeni olarak devam etmeye karar verdim. 2015 yılında TSK’dan istifa edip İstanbul’da yaşamaya ve çalışmaya başladım. 2018 yılında ilk çocuk kitabımı çıkararak yazarlık macerasına adım attım. 2019 yılında babalık mertebesine ulaştım.

Sonuç olarak bugün;

 

Ege Life | Kendi Kendine Baba: LİDER HEPGENÇ

 

  • Bir öğrencimin deyimiyle “DraMan”

  • Okurlarımın deyimiyle “Çocuk Kitapları Yazarı”

  • Kardeşimin deyimiyle “Kendi Kendine Baba” oldum.

 

Çocuklarla anlaşmanın zemini nedir? Siz bu zemini nasıl sağlıyorsunuz?

Çocuklarla anlaşmanın en kolay yolu oyun. Kimileri oyunu zaman geçirilecek bir şey gibi algılarken biz oyunu çok ciddiye alıyoruz. Oyun aracılığıyla çocuğun iç dünyasına inebiliyorsunuz. Oyun yoluyla çocukla kolayca iletişime geçip aranızda köprü kurabiliyorsunuz.

 

Ben de bir drama öğretmeni olarak oyunu derslerimde bol bol kullanıyorum (Birçok drama öğretmeni meslektaşım gibi). Doğru oyunu, doğru yaş grubuyla doğru bir şekilde oynadığınız zaman çocuklarla iletişime geçmekte hiç zorlanmayacağınızı söyleyebilirim.

 

OYUN CİDDİ BİR İŞTİR”

 

Çocukların ebeveynleriyle oynayabilecekleri hem keyifli hem de öğretici oyunlardan bahseder misiniz?


“Oyun ciddi bir iştir.” Çocuklarda bir terapi yöntemi olarak kullanılabileceği gibi kişilik gelişimine de katkı sağlar. Tabii ki bu süreçler uzmanlık gerektirir. Konu ile ilgili alt yapısı/eğitimi olmayan aileler bu noktada çocuklarının oyunlarına doğal bir şekilde katılabilirler. Çoğu zaman çocuklarının onları yönlendirmelerine izin vermeleri yeter. Çocuk doğası gereği zaten çok güzel oyun oynar. Ailesiyle beraber oyun oynamak ise çocuğun kendini iyi hissetmesini sağlar. Farklı bir bağ kurmuş olurlar. Özellikle Mart ayından itibaren Pandemi süreciyle beraber hepimiz evlere tıkıldık. Bu süreçte birçok yayınevi, yazar, eğitimci ailelerin çocuklarıyla beraber evde oynayabilecekleri oyunları sosyal medya hesaplarında yayınladılar. Bu mecraları da takip ederek aileler farklı bir bakış açısı kazanabilir.

 

Ege Life | Kendi Kendine Baba: LİDER HEPGENÇ


Koruyucu aile kimler olabiliyor, nitelikleri nelerdir?

http://koruyucuaile.ailevecalisma.gov.tr sitesinde yer alan koşulları sağlayan herkes koruyucu aile olabilir. Sanırım burada sizin dikkatinizi çeken “bekâr bireylerin” koruyucu aile olması. Hatta biraz daha netleştirmek gerekirse “Aaaa! Bekâr erkekler de koruyucu aile olabiliyor muymuş?” kısmı. Evet, ben bekâr bir erkek olarak 2019 yılında koruyucu aile olma şerefine kavuştum. Tanıştığımızda 3,5 yaşında olan, şu an 5 yaşında olan oğlumla beraber yaşayıp gidiyoruz.

 

DRAMA, OYUNLA İÇLİ DIŞLI”

 

Yaratıcı dramanın çocuklar üzerindeki etkisi nedir?

Kendim bu işi yaptığım için söylemiyorum ama drama gerçekten çok farklı bir alan. En güçlü yanı dramanın oyun ile içli dışlı olması. Oyun çocuğa ulaşmanın en kolay ve etkili yolu. Tüm bunlar bir araya gelince ortaya dramanın muhteşem gücü çıkıyor.

 

Drama derslerinde çocuklar öncelikle kendilerini keşfetmeye başlıyorlar. Kendinin farkında varan çocuk daha sonra çevresiyle iletişime geçmeye başlıyor. Bu iletişimi hangi şekilde yaparsa daha sağlıklı olabileceğini keşfediyor. Hayal gücünü keşfedip bunu doğru bir şekilde kullanmayı öğreniyor. Tüm bunları yaparken sorumluluk, iş birliği, gözlem yapma ve yorumlama gibi yetilerini ya keşfediyor ya da var olanı geliştiriyor. Tüm bunları yalnızca dört duvar arasında bir sınıf ortamında yapmıyor. Drama dersleri müzelerde, kitabevlerinde ve doğada da yapılabiliyor. Mekânın bu şekilde değişmesiyle bu çalışmalara farklı kazanımlar da ekleniyor.

 

Örneğin müzeyi ziyarete giden bir öğrenci grubunu düşünelim. Tek sıra hâlinde müzeyi gezen, bir rehberin anlattıklarını dinleyen, yer yer kendilerine sorulan soruları cevaplayan bir müze gezisi mi çocukların aklında daha kalıcı olur yoksa müzenin koridorlarında koşup oyun oynayan, müzedeki eserlerden yola çıkarak hikâyeler üretip canlandırmalar yapan müze gezisinin her anında eğlenen, hayal eden, üreten bir öğrenci grubunun gezisi mi daha etkili olur? Aynı şey kitabevlerinde yapılan etkinlikler ve doğada yapılan eğitimler için de geçerli.


“KİTABI ZARURİ BİR İHTİYAÇ OLARAK VERMELİYİZ”

 

Çocukların merak duygusu kitaplara nasıl yönlendirilebilir?

Merak duygusundan önce kitap okumanın nefes alıp vermek, yemek yemek kadar normal ve zaruri bir ihtiyaç olduğu mesajını vermeliyiz çocuğa. Bunu nasıl yapacağız? Tabii ki örnek olarak.

Bir anne-baba düşünelim ki işten eve geldiklerinde ilk işleri izleseler de izlemeseler de televizyonu açmak olsun. Yatana kadar televizyonu kapatmadıklarını ayrıca ellerine bir tane kitap bile alıp okumadıklarını düşünelim. Buna ek olarak misafir odalarının en güzel yerinde bir kitaplık olacağına asla kullanmadıkları kadehlerini, bardaklarını, süs eşyalarını sergiledikleri gereksiz mobilyalar olduğunu düşünelim. Tüm bunların sonucunda da bu anne-babaların çocuklarının kitap okumamasından şikâyetçi olduğunu düşünelim. Okuyunca ne kadar komik görünüyor değil mi?

Bu tür anne-babalara tavsiyem az önce yukarıda konuştuğumuz şeylerin tam tersi bir atmosfer kursunlar ondan sonra çocuğun kitaba yönelmemesinin imkânı yok zaten.

 

Ege Life | Kendi Kendine Baba: LİDER HEPGENÇ


Biraz kendi kitaplarınızdan bahseder misiniz?

Şu an hâlihazırda yayınlanmış 4 tane kitabım var.

FOM Yayınevinden çıkan “Mişmiş Neredeymiş? Mutfakta” ve “Mişmiş Neredeymiş? Evde” kitaplarım ev kazaları konusunda çocuklara farklı bir bakış açısı sunmak için yazmış olduğum kitaplar. 7-9 yaş aralığındaki okuyucular için keyifli bir okuma deneyimi olacağını düşünüyorum.

ABM Yayınevinden çıkan “Göbeklitepe Oyun Parkı” ve “Kapadokya Eğlence Diyarı” ise 4-7 yaş grubuna hitap eden, içinde bolca oyunun olduğu kitaplarımdır. Ülkemizin tarihi ve kültürel mekânlarını oyun yoluyla okul öncesi dönem çocuklarına tanıtmayı hedeflediğim bir seridir.

 

Ege Life | Kendi Kendine Baba: LİDER HEPGENÇ

 

Okuyucularımız için neler söylemek istersiniz?

Zor bir süreçten geçtik. Şu an her şey normalmiş gibi bir algı var ama lütfen rehavete kapılmayalım. Önümüzde belirsiz bir dönem var. Her türlü olasılığı düşünerek yeni döneme hazırlıklı olalım. Bu güzel röportaj için tüm Ege Life ailesine teşekkür ederim.

  • Dilara İlayda ÖZSOY

Yorumlar

Yorum Yap

500