İnsanlar Değişebilir Anne

1 Kasım 2016

İnsanlar Değişebilir Anne

  • 1 Kasım 2016
  • 592 Görüntülenme
  • 0 YORUM

İnsanlar Değişebilir Anne

Günümüzde çocuğunun okul çağına kadar çalışmayıp hayatından koşulsuzca özveride bulunan yeni nesil annelerin en büyük sorusu:

Ben Artık Kimim?

Olayı kendi üzerimden anlatayım.

Kızım doğdu. Evimize geldik.

Başladı annelik günleri…

Çocuk büyütmek, onun her anına tanık olmak gerçekten paha biçilemez. Bu deneyim hiçbir şeyle karşılaştıramayacağınız, hiçbir duruma benzetemeyeceğiniz bir tecrübe. Lakin bir süre sonra bu güzel duyguların yerini başka duygular alıyor.

Kızımın ilk yaşının sonlarına doğru annelik halleri beni ufaktan sıkmaya başlamıştı. Ee bebek bezi değiştir, emzir, çorbasını yap, oyuncaklarla oyna, sonra bir daha oyna, sonra hiç oynamamış gibi yine oyna…

Hadi bir süre daha yeni annelik motivasyonuyla bu duruma devam ettim. Kâh blog yazdım, kâh eşime yardımcı oldum, kâh kafamı dağıtmak için çeşitli işlerle uğraştım. Para kazanmak ya da mevki sahibi olmak değildi amacım. Sadece biraz bu annelik halinden uzak kalabilmek, biraz soluklanmaktı. Sonra gerçek bir iş ile uğraşmaya başladım ama evi de bırakamadım.

Hem çocuğunuzla birlikte olup hem çalışabilmenin yolu var mıydı? Ben mi bulamamıştım bilmiyorum.

Evden çalışmayı denedim fakat, çocuk beni görüp onunla ilgilenmediğimi görünce daha da üstüme yapıştı. Dışarıda çalışayım dedim. Ofise gittim. Ben ofisteyim de, aklım evde.

Böyle iş olur mu? Olmaz.

“Dön, evine git, kızım.” dedim.

Sonra, sanki bu kadar bezi, emzirme seremonisi, uykusuzluk yetmemiş gibi tekrar hamile kaldım. Şaşıracaksınız ama hem de isteyerek…  Tabii sonuç olarak iyice eve bağlandım.

İkinci maceramızda böylelikle başlamış oldu. Kardeş deneyimi ilki gibi güzeldi ama ben tam özgürlüğüme kavuşacakken, filmi başa sarmıştım. Yine çalışamadım. Evden de ayrılamadım. Çok güzel günler geçirdim. Çok güldüm. Yeri geldi zamanını durdurmak istedim. Yeri geldi pencereden kafamı uzatıp hiç susmadan çığlık atmak istedim.

Zaman akmadan onları büyütmek mümkün müydü?

Yaş geçmeden kendimi doyurmak, kişisel hedeflerimi gerçekleştirmek bu kadar zor muydu?

Kendim gibi çocuğu için zamanında kariyerine ara verip eve kapanan arkadaşlarımla konuştum. Herkesin derdi aynıydı:

“Ben artık kimim?”

Zaten anne olmaya bu kadar ayılıp bayılıp sonra da “Özgürlüğüm!” diye debelenen başka nesil daha yoktur. Hepimiz arada sıkışıp kalmış gibiydik.

İşten çıkıp arkadaşlarıyla buluşan o özgür kıza ne olmuştu?

Sevgilisiyle sinemaya giden kız nereye kaybolmuştu? Kariyeri için harıl harıl çalışırken bir yandan yüksek lisansını bitirmeye çalışan kız neredeydi?

Neredeydi söyleyeyim:

Mutfakta organik yoğurt yapıyor, oyuncakları seslendiriyor, kendini çocuk şarkıları mırıldanırken buluyor, çocuğu bir şey öğrendiğinde müdür olmuş kadar mutlu oluyor, müziği açıp çocukları güldürmek için şebek şebek dans ediyordu…

Bunları yaparken kim olduğu, ne yaptığı, nerden mezun olup hangi eğitimleri aldığının hiçbir önemi yoktu.

Ve bir gün kızımın tek bir sözü bana bu tüm bu olanların sebebini düşündürttü.

Arabada giderken sohbet ediyorduk. Konuşurken bugün sarı rengi sevdiğini söyledi. Ben de kafamı iki yana salladım. “Her gün fikir değiştiriyorsun. Dün de kırmızıyı sevdiğini söylemiştin.” dedim.

O da bana döp  ciddi bir tavırla “İnsanlar değişebilir anne.” dedi.

Bir an için arabada sessizlik oldu. Ne diyeceğimi bilemedim. Sonra durup düşündüm. Söylediği üç sözcük beni resmen aydınlatmıştı. Söylediği gibi ben de değişmiştim. Önceliklerim ve değer verdiklerim değişmişti. Sabah kalkış saatim, akşam yatış saatimden, günlük rutinlerime kadar hepsi değişmişti. Bu değişimi her ne kadar kabul etmek istemesem de böyle yaşamayı seçmiştim.

Ve işte o gün “Ben şu an sadece anne olmak istiyorum.” dedim.

11.11.2016

Yorumlar

Yorum Yap

500