FERDİ AKARNUR: “Oyunculuk, İflah Olmayanların İşi”

 |  || FERDİ AKARNUR: “Oyunculuk, İflah Olmayanların İşi”
1 Aralık 2019

FERDİ AKARNUR: “Oyunculuk, İflah Olmayanların İşi”

  • 1 Aralık 2019
  • 755 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Usta tiyatrocu, Çocuklar Duymasın’ın Müsteşar Kemal’i, mütevazı ve içten bir oyuncu: Ferdi Akarnur. Elli üç yıllık oyunculuk kariyerinde sahneden hiç inmemiş, ilk günkü heyecanı ve isteğiyle bu işe gönül vermiş bir sanatçı. Halkı güldüren, düşündüren ve bilgilendiren oyunların içerisinde yer alarak halkın kalbini kazanan Akarnur ile oldukça keyifli bir söyleşimiz oldu. Onunla oyunculuk geçmişini, İzmir’i ve hakkında merak edilen şeyleri konuştuk.

 

Çok uzun bir oyunculuk geçmişiniz var. Kısaca bundan bahsedebilir

misiniz?

Dile kolay, elli üç yıl. Profesyonel olarak elli üç, öncesinde amatör de var onları saymıyorum. Tabii bizim işimiz sevilmeden yapılmayacak bir iş. Bizim atalarımız hep derdi ki, sahnenin tozunu yuttun mu iflah olmazsın. Biz herhalde o tozu yuttuk. Ben hayatımda oyunculuktan başka bir iş yapmadım. O gün bugündür bu işi yapıyorum.

Ege Life | FERDİ AKARNUR: “Oyunculuk, İflah Olmayanların İşi”

Olacak O Kadar gibi ülkenin aksayan yönlerini anlatan skeç program tarzı bir oluşumun içerisinde yer aldınız ve bu çok tuttu. Peki, sizce şimdilerde bu şekilde bir programın yapılmayışını neye bağlıyorsunuz?

Düzene. Levent’in yaptığı eleştiriler demek ki doğruymuş. O zamanki yöneticiler daha hoşgörülüydü. Biz o dönem başbakanı eleştirdiğimizde bizi ayakta alkışladı ve gelip bizi tebrik etti. Hâlbuki biz onu eleştirmiştik. Şimdilerde bu hoşgörü kalmamış demek ki yapılamıyor. Levent çok taklit ve eleştiriler yapmıştır. Şimdilerde Levent’in çektiği skeçleri bile yayınlayamazsın. Şimdilerde böyle bir şey yapılsa ben oyuncu olarak her şeyde oynarım. Şimdiki oyunumuzda bile tanrıyı oynuyorum. Bu da birçok kişiye ters. Bu da bir risk mesela. Ben oyuncuyum, önüme ne gelirse oynarım. Biz şimdi Fransa’da geçen haksız yere asılan bir kadınla ilgili oyun oynuyoruz. Ancak devletle düzenle ilgili bir şey oynayamayız. Müsaade etmezler.

Şimdilerde kendini çok fazla tekrar eden dizi ve sinema filmleri görüyoruz. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Buradan Türkiye’nin haritasını çıkartabiliriz. Recep İvedik esprilerine gülünüyor. Çok da gülünüyor ki adam film yapıyor 7 buçuk milyon kişi izliyor. İstek bu demek ki. Ne istiyorlarsa adam onu veriyor. O da kabul görüyor ve bu kadar büyük bir kitleye hitap ediyor. Bu tamamen toplum ve kültür ile alakalı.

Ege Life | FERDİ AKARNUR: “Oyunculuk, İflah Olmayanların İşi”

1980 yılında Levent Kırca’nın tiyatrosuna katıldınız. Levent Bey ile oynamak nasıl bir duyguydu? Hayatınızdaki yeri nedir?

Levent benim çok eski bir arkadaşımdı. Levent’in annesi Samsunludur, ben de Samsunluyum. Bizim öğretmenimizdi. Levent ile bizim yolumuz 1966 yılında Ankara’da kesişti. Orada tiyatro hocamızın oyununa çağrılmıştım. Oradan beri dostluğumuz ölene kadar devam etti. Levent benim çok önemli bir dostumdu. Onunla oynamaktan gurur duydum. Düzen eleştirisi yapan, çok iyi bir taklit yeteneği olan çok değerli bir oyuncuydu. Bugün dünyada kimsenin yapamadığını yaparak 250 kişilik oyuncu kadrosuyla Sefiller’i oynattı. O zamanlar sürekli İzmir’e gelirdik. O zamanlar İzmir’de en az bir buçuk iki ay oynardık. Şimdi iki günü zor oynuyoruz. Ben buna şaşırıyorum. İstanbul’da haftanın 6 günü oynardık, şimdi ayda 6 günü zor oynuyorsun. Her şey değişti.

Tiyatrodaki bu değişimi neye bağlıyorsunuz?

Bunu kültür yapısındaki değişime bağlıyorum. Şimdilerde sanal âlem çıktı. Gençler artık oraya yöneliyor. Tiyatroya gelmiyorlar. Seyirci sayısında düşüş oldu. Ekonomik sorunlar tiyatronun iş yapmasına engel. Çünkü bir bilet nereden baksan 50 liradan aşağı değil. Buna karşılık şehir tiyatrosu 10-15 liraya oyun oynuyor. Bir de işin o tarafı var, haksız rekabet söz konusu. Halk da ekonomisini zorladığı için oyuna gelemiyor. Ayda dört oyun seyrediyorsa şimdi bir oyun seyrediyor. Onu da seçerek seyrediyor.

Ege Life | FERDİ AKARNUR: “Oyunculuk, İflah Olmayanların İşi”

SENEYE YİNE BAŞLAYABİLİR”

Çocuklar Duymasın’dan bahsetmesek olmaz. Oradaki Müsteşar Kemal rolünüzle hafızalara kazındınız. Çocuklar Duymasın Türkiye’ye neler kattı? O zamanlardan biraz bahsedebilir misiniz?

Çocuklar Duymasın en başta çok eğitici bir diziydi. Biz çocuklara çok örnek oluyorduk, o yüzden pedagoglarla çalışılan bir diziydi. Aman çocuklara yanlış bir mesaj verilmesin gayemiz vardı. Zaten “mutfak” denmesinin sebebi de ebeveynler çocukların önünde kavga etmesin mesajı vermekti. Sorunları çocukların olmadığı yerde çözmek gibi örnekler vardı. Halk da çok sevdi. Çünkü silah yoktu, ölüm yoktu, abuk subuk ilişkiler yoktu. Örnek bir aile olup bizim örf ve adetlerimize uygun bir diziydi. Tüm ailelerin çocuklarıyla gönül rahatlığıyla oturup izlediği bir dizi. Bu yüzden de 17 yıl devam etti.

Hiç belli olmaz, seneye yine başlayabilir. Birol Bey’in öyle bir lafı var 2023’te başlarız diye. Biz çünkü final yapmadık. Onun için her an başlayabilir. Ben de çok severek oynadım. İnsanlar da bizi çok sevdi. Çünkü her ailenin içerisinde olan tiplerdi. Aile içerisindeki bireylerden bizi yakaladılar. Bu tipler yaşayan tiplerdi. Ölüm yok, cinayet yok, şiddet yok, banka soymak yok. Türk toplumunda bence hâlâ öyle bir açık var. Mesela böyle bir dizi yine olabilir, güzel bir aile yapısını anlatan.

Ege Life | FERDİ AKARNUR: “Oyunculuk, İflah Olmayanların İşi”

DİĞER DİZİLER ÇOCUKLAR DUYMASIN’IN SICAKLIĞINI YAKALAYAMADI”

Çocuklar Duymasın tarzı tutunca herkes o tarz yapmaya çalıştı. Şimdi Türkiye’de dizi rakamlarını atıyorum sezona 150 tane dizi başlıyor ancak sezon sonuna 10 tanesi kalıyor. Çoğu eleniyor. O sıcaklığı yakalayamadılar. Biz 17 sene devam ettik Allah’a şükür. Çünkü halk bizimle bütünleşmişti. Senaryo da çok önemli. Birol Bey uzun bir süre senaryoları kendisi yazdı. Bu işin virtüözü. Hiçbir zaman yönetmeyi bırakmadı. Yapılan şeyde yanlış olmasın, yanlış mesajlar vermeyelim diye çok titiz davrandı. Bu şekilde çalıştık ve bunun karşılığını gördük. Ancak rekor Levent’te, o 21 yıl çekti Olacak O Kadar’ı.

 

Koyu bir Fenerbahçe taraftarısınız. Vakit buldukça maçlara gidebiliyor musunuz?

Yok, maçlara gidemiyorum. Evden seyrediyorum. Fenerbahçe-Galatasaray maçlarını özellikle Galatasaraylı arkadaşlarımla seyrediyorum. Onları yenince çok keyif alıyorum. (gülüyor) Galatasaray’ın maçına giden arkadaşlarım bana nispet yapmak için Galatasaray gol atınca video atıyor. Ben fanatik değilim. Fenerbahçe’yi seviyorum. Ancak yurt dışında Galatasaray’ın maçı olursa onu her zaman desteklerim. Benim ülkeme puan kazandıracak her takımı tutarım.

Ege Life | FERDİ AKARNUR: “Oyunculuk, İflah Olmayanların İşi”

“BOŞ ZAMANLARIM DA TİYATRO İLE GEÇİYOR”

Bunun dışında boş zamanlarımda panellere gidiyorum. Oyun için provalar yapıyorum. Yani boş zamanlarım da oyunculuk ile ilgili geçiyor. (gülüyor) Arkadaşlarla bir araya geldiğimizde bile tiyatro konuşuyoruz. Sigara ve alkol kullanmadığım için öyle gece dışarı çıkıp iki tek atayım gibi düşüncem olmaz. Diyorlar ki sen ot gibi yaşıyorsun, evet ot gibi yaşıyorum. (gülüyor)

İzmir sizin için ne ifade ediyor?

Gâvur İzmir. (gülüyor) Ben İzmir’i çok seviyorum. Her şeyden evvel büyük bir Atatürkçü kent. Benim için çok önemli. Çünkü ben de iyi bir Atatürkçüyüm. İzmir, düşünce ve sosyal yapı olarak çok güzel bir kent. Daha ne isteyeyim ki? Burada çok akrabalarımız var. Ben yerleşmeyi bile düşünüyorum.

Ege Life okuyucuları için son olarak ne söylemek istersiniz?

Ege Life’ı okuyun. Bak okursanız çok şey öğreneceksiniz. (gülüyor) Güzel bir dergi, her şeyden evvel bu güzel emekleri yaşatmamız lazım. Yaşatmak için de okumamız lazım.

 

 

  • Süleyman GÜLEN

Yorumlar

Yorum Yap

500