Erzurum Kongresi

 |  || Erzurum Kongresi
1 Ağustos 2019

Erzurum Kongresi

  • 1 Ağustos 2019
  • 530 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Kurtuluşumuzun ve kuruluşumuzun 100. yılına devam ediyorum. Millî Mücadele tarihimizde en büyük adımı teşkil eden Erzurum Kongresi, Mustafa Kemal Paşa’nın görüşü ve idare kabiliyeti ile olumlu sonucun tohumlarını teşkil etmiştir. Kongre çalışmalarından önemli bir anıyı aktarıyorum, gürültünün arasında Mustafa Kemal Paşa’nın sesi yükselmekteydi.

“Türk milleti bölünmez bir bütündür. Yabancı işgal ve müdahaleyi, Doğu kısmı çoğunlukla karşı koyacaktır. Padişahın idaresi güçsüz kaldığı takdirde devrimci bir hükümet idareyi eline alacaktır.”

“Harekâtın idaresini kim eline alacak?” Sorusuna, haykırışmalar arasında:

“Mustafa Kemal” sesleri duyuldu.

“Bir tek kişi olamaz. Ana hatlara tamamıyla uyacak bir heyet lâzım.”

Mustafa Kemal Paşa tekrardan söz istemiş.

“Efendiler! Tarihte de itiraz kabul etmez bir tarzda gösterilmiştir. Önemli hareketlerde kabiliyetli, enerjik ve sözünden dönmez bir önderin idaresi altında bulunmakla iyi neticeler elde edilebilir. Birkaç taraflı idare zafere mâni olur.”

“Gizli oylama yapacağız.”

En yaşlı üye oyları saymaktaydı. Ağır, ağır, dikkatle, itinalı bir şekilde oyları saydı.

“Mustafa Kemal Paşa Hazretleri Temsili Heyete reis seçildi.”

Mustafa Kemal Paşa ise herkesi sakin olmaya davet eder, devamında;

“İcra heyetini seçelim. Mademki, merkezi hükümet bu işi yapmaktan acizdir yahut da yapmak istemiyor.” 23 Temmuz 1919 günü, 54 delege ile çalışmalarına başlayan kongrede alınan önemli kararlarından bazıları aşağıdadır;

Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür; parçalanamaz. 

Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet top yekün kendisini savunacak ve direnecektir.

Manda ve himaye kabul edilemez. 

Milli Meclisin derhal toplanmasını ve hükümet işlerinin Meclis tarafından kontrol edilmesini sağlamak için çalışılacaktır. 

 

07 Ağustos 1919 günü biten kongre sırasında yaşanan bir anıyı aktarıyorum.

Mustafa Kemal Paşa; “Mazhar Müfit (Kansu) Bey’e not defterin yanında mı?” diye sordu.

“Hayır, Paşam” dedim.

“Zahmet olacak ama bir merdiveni inip çıkacaksın. Al gel” dedi. Gerisini, Mazhar Bey’den dinleyelim;

Nerede ise sabah olacaktı. Fakat onun yanında iken dünya, gecesi gündüzü olmayan bir âlemden ibaretti. Bundan dolayı, uyku ihtiyacı da yoktu. Hemen aşağıya indim. Not defterini alıp geldim.

O, hatıra defterime ve günü gününe her olayı not edişime hem memnun olur, hem de bazen şaka yapmaktan kendisini alıkoyamazdı.

“Belleğimiz zayıfladığı zaman Mazhar Müfit’in defteri çok işimize yarayacak” derdi. Defteri getirdiğimi görünce, sigarasını birkaç nefes üst üste çektikten sonra:

“Ama bu defterin bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin. Sonuna kadar gizli kalacak. Bir ben, bir Süreyya, bir de sen bileceksin. Şartım bu…” dedi. Süreyya Bey’de, ben de:

“Buna emin olabilirsiniz Paşam” dedik. Paşa, bundan sonra:

“Öyleyse önce tarih koy” dedi. Koydum: 7–8 Temmuz 1919. Sabaha karşı.

Tarihi sayfanın üzerine yazdığımı görünce:

“Pekâlâ… Yaz” diyerek devam etti:

“Zaferden sonra hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktır. Bunu size daha önce de bir sorunuz nedeniyle söylemiştim. Bu bir.

İki: Padişah ve Hanedan hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır.

Üç: Örtünmek kalkacaktır.

Dört: Fes kalkacak, uygar milletler gibi şapka giyilecektir.”

Bu anda gayri ihtiyari kalem elimden düştü. Yüzüne baktım. O da benim yüzüme baktı. Bu gözlerin bir takılışta birbirine çok şey anlatan konuşuşuydu.

Paşa ile zaman zaman senli benli konuşmaktan çekinmezdim.

“Neden durakladın?”

“Darılma ama Paşam, sizin de hayal peşinde koşan taraflarınız var” dedim, gülerek:

“Bunu zaman gösterir. Sen yaz” dedi. Yazmaya devam ettim:

“Beş: Latin harfleri kabul edilecek.”

“Paşam yeter… Yeter…” Dedim ve biraz da hayal ile uğraşmaktan bıkmış bir insan davranışı ile:

“Cumhuriyet ilanını başarmış olalım da üst tarafı yeter” diyerek, defterimi kapadım ve koltuğumun altına sıkıştırdım. İnanmayan bir adam davranışı ile:

“Paşam sabah oldu. Siz oturmaya devam edecekseniz hoşça kalın” diyerek yanından ayrıldım.

Erzurum Kongresi sırasında, Mustafa Kemal Paşa’nın askerlikten istifasıyla ilgili Mahzar Müfit Kansu’nun bir başka anısı:

“Mustafa Kemal Paşa’nın askerlikten ayrılışının ertesi günü, yani 8 Temmuz 1919 sabahı artık Mustafa Kemal Paşa bizden, yani halktan biriydi ve sivil giyinecekti. Bütün ömrü askerlikte geçen Paşa’nın sivil elbisesi yoktu. Hemen yeni bir elbise bulmak olanaksızdı. Sabahleyin:

‘Elbiseyi ne yapacağız Mahzar?’ Der demez:

‘Kolay Paşam’ dedim. Aklıma valiye gitmek geldi.

‘Paşa için sizin elbiselerinizden birini istiyorum.’ Münir (Akkaya) Bey bir hayli sıkıldı:

‘Evet, ama Paşa Hazretlerine yaraşır, temiz bir elbise bende de yok’ dedi. Haksız değildi. Savaş içinde ve savaş sonrası kimsede el dokunulmadık elbise kalmamıştı. Bununla beraber hemen akıl etti:

‘Benim ya bir ya iki defa giydiğim bir jaketatayım var, Paşa’ya onu vereyim.’

‘Gayet iyi’ diyerek hemen jaketatayı aldım, bende de temiz bir fes vardı. Gömlek, yaka, kravat da uydurmuştum. Paşa’nın ilk sivil kıyafetini böylelikle temin etmiş olduk.

Paşa’nın birkaç ay kullanmış olduğu o fesi, hala, o günlerin anılarını tazeleyerek, özenle saklarım.”

 

Anıları, yolumuzu aydınlatsın.

 


Yorumlar

Yorum Yap

500