Düşlüyorum Neden Olmasın?

1 Ocak 1970

Düşlüyorum Neden Olmasın?

  • 1 Ocak 1970
  • 511 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Düşlüyorum Neden Olmasın?

Yunanistan'ın Samos Adası... Herkes gibi ben de çok gitmek istedim harika koylara ve konuksever bir halka sahip olan bu cennete ... Şimdilik güzel bir düş benim için bu ada ama elbet gerçek olacak...

Cuma akşamı içim içime sığmadı, hazırlıklara erkenden başladım. Salonun ortasında çantamı açtım, içine yerleştireceğim eşyaları etrafıma yaydım. Hepsini tek tek kontrol edip çantanın içine dikkatlice yerleştirdim. Fotoğraf makinemin şarjına baktım, not defterim, kalemlerim sorun yok; hazırlıklar tamam. Çocuklar gibi heyecanlıyım. Ahmet Yazıcıoğlu’ndan telefonunu aldığım Butik Otel Kedros’un sahibi Samos’lu Yannis Papageorgiou’yu bir gün önceden aradım. Bizden iyi Türkçe konuşan Yannis, ”Bekliyorum, seni sabah limanda karşılarım, aracın da hazır komşu” dedi.

Pasaportumu kontrol ettim, beş yıllık almıştım, kazık yemiştim. Ben pasaporta 600 TL ödedikten sonra, harçlarda indirime gidildi, harçlar yarı yarıya düşürüldü. Bu da bana devletin küçük bir kazığıydı. Neyse, zaten vize desen hiç sorun değil. İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu'dan vizenin kaldırılması konusunda söz almıştı. Sağ olsun, Türk dostu Papandreu verdiği sözü yerine getirmek için parlamentosundan jet hızıyla bu kararı geçirdi. Avrupa Parlamentosu’nu da ticari kaygısını öne sürerek ikna etti.

Sabah beşte kalktım, soğuk suyla banyo yaptım  ve ardından sinekkaydı tıraşımı oldum. Beni yolcu etmeye hazırlanan eşim Ayşe muhteşem bir kahvaltı hazırlamış. Evimizin bahçesinde kuş sesleri arasında ve sabah serinliğinde karnımı doyurdum. Gözüm gibi baktığım 1992 model Renault Brodway otomobilimin bagajına çantamı yerleştirdim ve ön koltuğa kuruldum. Ayşe direksiyonda, İzmir’de yollar bomboş, kumrular gugukluyor, martılar ortalığı velveleye veriyor. On dakika içinde İzmir Limanı’na ulaştık.

Feribotumuz saat 08.00’de hareket edecek. Limanda bizim gibi hazırlıklarını tamamlamış yolcular heyecan içinde bekliyor. İlk kez İzmir limanından ve ilk kez vize olmadan Samos adasına yolculuk yapacaktık. Güzel bir cumartesi sabahı. Sıcak. Ve güne nemli başladık. Olsun, vize yok ve adalara gitmek için Dikili’ye, Ayvalık’a, Çeşme’ye,Kuşadası’na ve Seferihisar’a gitmeye gerek yok. Artık İzmirliler kendi limanlarından Yunanistan’ın onlarca adasından hangisini  istiyorsa gidip gelebiliyor.

Yaklaşık iki saat süren yolculuğun ardından Samos’a yaklaştık. Sanki Çeşme Limanı’na yanaşıyoruz. İki katlı rengarenk evler, pek yeşil yok ama kentin içinden yükselen tek tük ağaç gölgeleri uzanıyor sahile doğru. Kıyıya yaklaştıkça bizi karşılamaya hazırlanan ada halkı bir heyecan içinde. Bir ilk yaşanıyor iki ülke arasında. Gümrüğe iniyoruz, pasaportumuza giriş mührünü vuran görevli “hoş geldin komşu” diyor gözlerinin içi gülerek. Samos Adası’nda yaşayanlar bizleri hediye yağmuruna tutuyor. Güzel geçecek iki günün müjdesini veriyor bu sıcak karşılama derken, yazın bunaltıcı sıcağında üzerimdeki ince çarşafı fırlatıp atıyorum düşümün en güzel yerinde, yataktan kalkıyorum ve düşlüyorum... Neden olmasın diyorum...



11.11.2016

Yorumlar

Yorum Yap

500