Dolar Nasıl Düşer?

1 Şubat 2017

Dolar Nasıl Düşer?

  • 1 Şubat 2017
  • 585 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Dolar Nasıl Düşer?

Ekonomi yazmak bir Bilgisayar Mühendisine düşer mi? Sonuçta kendi dinamikleri, altyapısı, sistematiği ve literatürü olan koskoca bir bilim dalı. Eğitiminin alınması, geçmiş yıllara ait birikimin incelenmesi, bir dönem takip edilmesi, güncelin görülmesi ve belki de en önemlisi üzerine uzun zaman düşünüp yorumlar yapmak gerekmekte...

Ancak her çocuğa ilkokuldan beri öğretilen, her üniversitede “Seçmeli Ders” olarak alınan ekonomi derslerini düşünürsek veya en azından düz mantıkla çalışırsak; basit anlatımla şu şekilde kar ediliyor; “Ürettiğinizi maliyetten fazlasına satarsanız, kar edersiniz.”

Açıklamak gerekirse;

Bir mal veya hizmet satıyorsunuz. “Bunu ne kadar düşük maliyet ile oluşturursanız, o kadar kar edersiniz” veya “Bunu ne kadar pahalıya satarsanız, o kadar kar edersiniz.” Sonuçta basit matematik işlemi. Ya topladığınız parayı arttıracaksınız ya da harcadığınız parayı azaltacaksınız.

Peki diğer ülkeler nasıl oluyor da, topladıklarını arttırıyor veya harcadığını azaltıyor, biz yapamıyoruz? Çünkü dünyada ekonomi değişiyor. Çünkü ürün değişiyor. Çünkü satın alma şekli değişiyor. Peki ne değişiyor? Ürün zaten ürün değil mi? Herkes aynı şeyleri alıp satmıyor mu?

Aslında konu ne taraftan baktığınıza bağlı...

İnsanlar hala kısa süreli ziyaret ettikleri (tatil, gezi, vb.) yerlerde konaklama yapıyorlar. Demek ki hala tatil yerlerine, odalara, evlere, binalara ihtiyacımız var. Ancak dünyanın konaklama devi değişti. İnsanların en fazla rezervasyon yaptıkları, dünyanın en büyük konaklama firmasının hiç gayrimenkulü yok. İnsanların evlerini, odalarını, dairelerini kiralamaları için altyapıyı sağlayan Airbnb firması, geçtiğimiz sene dünyanın en büyüklerinden köklü Hilton şirketler grubundan daha fazla sayıda rezervasyona imza attı. Airbnb, 2007 yılında basit bir blog halinde başlamıştı. İlk parasını 2008 yılında kazanabilmiş, bugün bildiğimiz halinin temelleri 2010 yılında atılmıştı. Hilton ise 1919 yılında kurucusu Conrad Hilton’un ilk otelini satın almasıyla başladı ve yaklaşık 100 yıllık bir tecrübeye sahip.

Peki, hala kısa mesafe yolculuklarımızda motorlu taşıt kiralamıyor muyuz? Hem de şoförü ile... Kısaca taksi de diyebiliriz... Peki dünyanın en büyük taksi firmasının hiç aracının olmamasına ne buyurulur? Hakkında tartışmalar sürse de, denetlenme konusunda sorunları olsa da, yasallık ve etik açılardan hiçbir sorunu görünmeyen Über, dünyanında en büyük kısa süreli ticari araç sağlayıcısı. Hem de hiç satın alma yapmadan... 2015 yılında 10 milyar dolardan fazla ücret ödenmiş durumda. Über, 2010 yılında kurucusunun aklına fikrin gelmesi ve geliştiriciler araması ile başlıyor. 2011 yılında ilk düzenli satışları geliyor ve bugün benzer ürünlere de yol açan fikrin sadece 6. yılı... Ayrıca firma, bugün yüksek ücretler kazandığı fikrinin yarın da işe yarayıp yaramayacağından emin olmadığından (veya yavaş yavaş demode olacağını bildiğinden) gelirinin bir bölümünü insansız araçların geliştirilmesine harcıyor. Bir başka deyişle, bugünün para kazanan firması, geleceğin “piyasayı oluşturan” firmasına dönüşmeyi de planlıyor.

Veya hala fason çalışan fabrikalar var, değil mi? Siz müşterinin isteklerini öğrenmeye gidiyorsunuz, çözüm geliştiriyorsunuz, üretiyorsunuz, iletiyorsunuz... Fabrikalarda tüm yöneticiler, tasarımcılar, işçiler işi tamamlamak için çalışıyorlar. Peki yeni fabrikaların tasarlandığını (hatta bazı çalışmaların bile), artık fabrikaların elektronik olarak aldıkları tasarım için planlamayı yapıp, kendi kaynak ihtiyaçlarını belirleyip sipariş verebildiklerini, gelen ürünleri yüklediğinde, üretip, paketleyip, müşteriye iletebildiklerini duydunuz mu?   

Endüstri 4.0 olarak tanımlanan bu ekonominin, klasik üretimi ve buna bağlı olarak bildiğimiz birçok ara ve alt düzey yöneticiyi ortadan kaldırdığını biliyor musunuz? Peki siz böyle bir üretim yapıyorsanız veya bu tür bir üretim sürecinin parçası olmak üzere kendinizi yetiştiriyorsanız, gelir şansınız ne kadar olacak?

Peki, siz yeniliklere ayak uydurmadan, yeni işler yaratmadan, yeni yöntemlere uygun mal veya hizmet üretimi yapmadan ne kadar para kazanabileceğinizi düşünüyorsunuz? Geçtiğimiz günlerde, dünyada telefonu “yeniden yaratan” firma Apple, duyurusunun 10. Yılını kutladı. Bugün akıllı telefon üretme heyecanında olan Türk firmalar olması güzel. Ancak 10. Yıl... Veya büyük harflerle yazarsak belki daha kolay anlaşılır; ONUNCU YIL! Bir başka deyişle, piyasayı yaratan yeniliği kopyalamak için bile 10 yıl bekliyorsun, tüm dünya bu yeniliği bir kez de değil, birkaç kez ileriye götürüyor. Sonra gelip, henüz geliştirmeye başladığın bir ürünü insanların satın almasını ve yurt dışındaki benzerlerine (!) para aktarmamasını tavsiye edebiliyorsun... Çünkü yurt içindeki ürünü satın almak yerine yurt dışından ürün alınca, ülke içindeki para yurt dışına gidiyor. (Bir başka deyişle, ülkeleri büyük birer satıcı – alıcı olarak düşünürsek sadece satın alma yapıyorsunuz...)

Elbette satın almayı azaltmak lazım ama belki de öncelikle yurt dışına satmayı arttırmak lazım ki, ülkeye para girişi olsun, bu da ekonomiyi düzeltsin. Ama satılacak ürün teknoloji ise, satışın ancak “yeni” ile yapılabildiğini unutmamak gerekiyor. Eğer “yeni” değilseniz, satamazsınız ve teknoloji satışı gibi, ekonomiyi düzeltecek en değerli ürününüzün gelirinden mahrum kalırsınız. (Başlık ile ilgili not: Eğer yurt içinde yapılan üretim ve yurt dışına satış artarsa, yurda giren döviz miktarı artacak ve buna bağlı olarak dövizin değeri Türk Liramız karşısında düşebilecektir.)

Selamlar, Saygılar...  





11.02.2017

Yorumlar

Yorum Yap

500