Doç. Dr. Çiler Çilingiroğlu Anlattı: Arkeolojik Kazı Çalışmaları Nasıl Gerçekleşiyor?

 |  || Doç. Dr. Çiler Çilingiroğlu Anlattı: Arkeolojik Kazı Çalışmaları Nasıl Gerçekleşiyor?
1 Ağustos 2019

Doç. Dr. Çiler Çilingiroğlu Anlattı: Arkeolojik Kazı Çalışmaları Nasıl Gerçekleşiyor?

  • 1 Ağustos 2019
  • 529 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi Anabilim Dalı Doç. Dr. Çiler Çilingiroğlu ile; kazı çalışmalarının nasıl gerçekleştiği, arkeoloji ile ilgili merak edilenler, eserlerin yaş tespiti ve bulunan eserlerin nasıl muhafaza edildiği üzerine çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Çilingiroğlu, arkeolog olmak isteyen gençlere ise “Kafanızdaki soruların peşinden gidin” mesajını verdi.

Bir alanın kazılması nasıl ve neye göre belirleniyor?

Kazı yapılacak olan alan çeşitli nedenlerle tercih edilebilir. Öncelikle araştırmacı uzmanlaştığı alan ve dönem doğrultusunda belirli sorulara yanıt aramak veya sorunları çözebilmek için kendisine yardımcı olabilecek arkeolojik noktaları belirler. Bunun için belli bir bölgede yüzey araştırması yürütmek, eski yayın ve araştırma sonuçlarını incelemek gerekir. Yüzey araştırmaları, kazı yapmaksızın arazi yüzeyinde görünür olan arkeolojik kalıntı ve malzemelerin belgelenmesi demektir. Yüzey araştırmaları, bir bölgeye veya döneme ilişkin soru ve sorunları çözmek gibi önemli bir işlevi yüklenirler; ancak bir çok durumda yüzey araştırmaları sırasında keşfedilen alanlar sonradan kazı çalışmalarının başlatıldığı yerler olur. Sözgelimi, James Mellaart Konya’da yürüttüğü yüzey araştırmalarında keşfettiği Çatalhöyük’ü Anadolu Neolitiği açısından büyük potansiyel taşıdığını anladığı için 1961 yılında kazmaya başlamıştır.

2018 yılında Türkiye’de 122 Türk heyeti, 31 yabancı ekip Bakanlar Kurulunun izniyle bilimsel kazılar yürütmüştür.

10 YILLIK BİLİMSEL PLAN SUNUYORUZ”

Kazı çalışmalarına nasıl başlıyorsunuz?

İnsanlık tarihinin belli dönemlerine veya coğrafyalarına ilişkin çeşitli sorunlar ve sorular doğrultusunda kazı yapılacak olan arkeolojik alan belirlenir. Alan eğer daha önce araştırılmışsa, bu alan ile ilgili yapılmış çalışmalar incelenir. Alan eğer daha önceden araştırılmamış olan yeni bir arkeolojik alan ise; alan üzerinde yoğun yüzey araştırması yürütülür, çeşitli jeofizik ve uzaktan algılama yöntemleriyle alanın arkeolojik potansiyeli kazı öncesi anlaşılmaya çalışılır. Yapılacak arazi ve laboratuvar çalışmaları için mali ve lojistik destek sağlayacak kurum ve kuruluşlarla görüşülür ve gerekirse sponsorluk sözleşmeleri oluşturulur.

Arkeolojik çalışmanın amaçları ve çalışmada uygulanacak araştırma yöntemleri belirlenerek Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne üniversite rektörlükleri aracılığıyla resmi bir başvuruda bulunulur. Bu başvuru dosyasında arkeolojik alanda yürütülecek çalışmalara ilişkin 10 yıllık bir bilimsel plan sunulur, alandaki çalışmaları hangi kurum ve kuruluşların destekleyeceği bildirilir, alanın koruma ve konservasyonuna, ayrıca güvenliğine ilişkin çalışmalarla ilgili bilgi verilir ve kazı ekibi listesi sunulur.

EN ÇOK KAZMA, KÜREK VE FIRÇA KULLANIYORUZ”

Çalışmalarınızda daha çok hangi materyalleri kullanıyorsunuz?

Çalışmalarda kullanılacak olan materyaller alanın dönemine, kazılan yerin ya da buluntunun niteliğine, tipine, alanın konumuna göre büyük değişiklik göstermektedir.

Kazılar sırasında en çok kullanılan malzemeler, kazma, kürek, el arabası, çapa, mala ve fırçadır. Daha incelikli kazılması gereken kazı birimlerinde dişçi aletleri ve hassas fırçalar kullanılır. Buluntular kazılan kazı birimi ve arkeolojik bağlama göre kilitli torbalarda etiketleriyle birlikte saklanır. Farklı kazı birimlerinden gelen arkeolojik malzemenin birbiriyle karışmaması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle kazı anındaki dikkat ve sonrasında malzemenin yıkanması, veritabanına kaydının girilmesi, çalışılması, analiz edilmesi ve depolarda saklanmasına kadar geçen tüm süreçlerde malzemee ilişkin bilgilerin korunmasına azami dikkat gösterilir.

DENGEYİ SAĞLAYABİLMEK ZORLAYICI OLABİLİYOR”

Kazı çalışmalarınızda en çok zorlandığınız kısım nedir?

Nitelikli bir kazı yürütebilmek, teknolojik gelişmelerden gerekli ölçüde faydalanabilmek, konusunda uzman akademisyenleri kazı ekibine entegre etmek, uluslararası yayın ve projeler üretebilmek bir arkeolojik araştırma projesinin temel hedefleri arasındadır. Projenin arazide ve arazi sonrası yürütülmesi sırasında yapılması gereken bürokratik işlemler, bütçe işlemleri, kazı evi düzeni, ekip uyumu, kazı çalışmasının sağlıklı yürümesi, arkeolojik buluntuların kaydı ve konservasyonu, uzmanların çalışmaları için en iyi ortamın oluşturulması, kazı ekibiyle yerli halkın ilişkilerinin en iyi şekilde sağlanması, topluma kazı bulgularının en etkin biçimde aktarılması ve bilimsel yayınların yapılması araştırma başkanlığının sorumluluğudur. Tüm bu farklı çalışma alanları arasındaki dengeyi sağlayabilmek zorlayıcı olabilmektedir.

Eserlerin kaç yıllık olduğunu nasıl tespit ediyorsunuz?

Arkeolojik eserler farklı yöntemlerle tarihlendirilmektedir. Buluntunun tipolojik özellikleri, bulunduğu tabaka ve buluntu bağlamı bir arkeolojik nesnenin göreli tarihlenmesini sağlar. Arkeologlar belli dönemlerde ortaya çıkan ve hep benzer formlarla üretimi yapılmış çanak çömlek, yontmataş alet, mühür, figürin, metal silah veya kemik alet gibi buluntulardan yola çıkarak, bunları dönemlerine göre güvenilir şekilde tarihleyebilirler. Sözgelimi, arkeolojide “gaga ağızlı testi” diye bilinen bir çanak çömlek formu Erken Tunç Çağına aittir ve Anadolu’da günümüzden 5000 yıl kadar önce sıklıkla üretilmiştir. Bunu tüm uzman arkeologlar bilir ve yüzeyde bile bulunsa bu buluntular üzerinde tarihleme yapmak mümkündür. Kazı sırasında ise aynı tabaka ve bağlam içinde korunan malzemelerin tamamının çağdaş olduğu bilinir. Bu nedenle, tabakanın içindeki tek bir malzemenin tanınması, onunla birlikte aynı bağlamda bulunan tüm malzemenin de göreli tarihlenmesini sağlar. Mesela, bir mezar kazarken ölüye sunulmuş hediyeler içinde arkeolojik literatürden bilinen çok tipik bir buluntu cinsi varsa, kendisiyle birlikte bulunan tüm arkeolojik kalıntılar da çağdaş olarak tanımlanmış olur gibi.

Kazı çalışmalarınızda uyduğunuz kurallar nedir?

Kazı çalışmaları boyunca, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün belirlediği kanun, yönetmelik ve yönergelere uyulmaktadır. Kazı çalışmalarında “Kültür ve Tabiat Varlıklarıyla İlgili Yapılacak Yüzey Araştırması, Sondaj ve Kazı Çalışmalarının Yürütülmesi Hakkında Yönerge” esas alınır. Bu Yönerge, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili olarak yapılacak yüzey araştırması, sondaj ve kazı çalışmalarındaki usul ve esasları belirlemesi açısından kazı heyetleri için bir kılavuz niteliğindedir.

Ayrıca alandan alana farklılık göstermekle birlikte, her kazı ekibinin belli bir çalışma düzeni ve disiplini bulunur. Kazı süresince, tüm ekip üyeleri bir arada yaşadığı için topluluk hâlinde yaşarken uymamız gereken kurallar geçerlidir.

Arkeolojik buluntular topraktan çıkarıldıktan sonra nasıl bir süreçten geçiyor?

Arkeolojik buluntular, ilk olarak kazı anında bir numara alırlar ve etiketlenirler. Bu etiket buluntunun içinden çıktığı arkeolojik bağlama ilişkin bilgi verir. Buluntular, hemen kazı evine getirilir. Daha sonra buluntunun türüne göre ayrılır ve suyla temasının bir sakıncası yok ise su ve yumuşak fırça ile temizlenir. Güneş ışığından zarar görmeyecek şekilde kurumaya bırakılır. Bu işlemler sonrasında buluntu türüne göre ilgili laboratuvara teslim edilir. Eğer gerek varsa koruma ve onarım yapılması için konservasyon laboratuvarına gönderilir. Daha sonra buluntu üzerinde bilimsel çalışma yapılması için konunun uzmanları tarafından çalışılır, değerlendirilir ve yorumlanır. Buluntular, kazı sonrasında müzelerde depolanır veya kazı depolarında saklanır.

Bu mesleği yapmak isteyen gençlere neler tavsiye edersiniz?

Türkiye’de arkeoloji okumak kolay; arkeolog olarak istihdam edilmek zordur, diğer yandan, mesleğinin hakkını veren bir arkeolog olmak ise büyük çaba, emek ve ilgi gerektirir. İnsanı ve tarihi büyük ilgiyle seven, kafasındaki sorular peşinde gidecek, merakı hiç bitmeyecek gençler iyi arkeologlar oluyor.

İstihdam sorunu oldukça ağır bir engeldir bu yolda ilerlemek isteyen gençler için. Bu alanda akademisyen veya müze uzmanı olabilirsiniz. Belediyelerin arkeolog kadrolarına girebilirsiniz. Akademisyenlik için üniversiteler bünyesinde yüksek lisans ve doktora yapmak gereklidir. Bunlar önemli akademik aşamalardır ve oldukça özveri ister. Yabancı bir dil bilmek büyük bir avantaj sağlar.

 

  • Süleyman GÜLEN

Yorumlar

Yorum Yap

500