Çocuğunun Arkasında Duran Güçlü Bir Anne DR. NİLGÜL YALÇINOĞLU: “Lgbti Bir İnsanlık Hâli”

 |  || Çocuğunun Arkasında Duran Güçlü Bir Anne DR. NİLGÜL YALÇINOĞLU: “Lgbti Bir İnsanlık Hâli”
01 Ocak 2022

Çocuğunun Arkasında Duran Güçlü Bir Anne DR. NİLGÜL YALÇINOĞLU: “Lgbti Bir İnsanlık Hâli”

  • 01 Ocak 2022
  • 1353 Görüntülenme
  • YORUM

Röportaj: Süleyman Gülen

Pozitif hayat enerjisi dolu, bilinçli, farkındalık çalışmaları yapan biseksüel trans erkek annesi: Emekli Anestezi Uzmanı Dr. Nilgül Yalçınoğlu. Oğlu Ilgaz’ın küçük yaşlarda trans olmasını fark etmesinden sonra toplum içerisindeki zorlu zamanları başlamış. Çocuğunun kendini kabullenme süreci, bu süreçte aileye düşen görev ve bunun topluma yansımaları üzerine tecrübe sahibi Dr. Yalçınoğlu LGBTİ'lerin toplumda görünür olduğunu ve herkesi olduğu gibi kabul etmemiz gerektiğini belirterek “Bu eğitimle ilgili bir şey değil, insanlarının hoşgörü bakışı ile ilgili bir şey. İnsanların doğumda engelli çocukları olabiliyor. Anne-baba çocuğunu kabul etmiyor mu? Sokağa mı atıyor? Biz bu durumu normal gördük. İnsanlık hâli” dedi.

 

TOPLUM, BİREYİN ÜZÜNTÜLERİNİ HİÇ DÜŞÜNMÜYOR”

Bu zorlu serüveniniz nasıl başladı?

Bizim kabullenme gibi bir sürecimiz olmadı. Aslında çocukların kendini kabullenme süreci çok sancılı geçiyor. Bizim toplumda herkes anneler babaların bunu kabullenmesini baya büyütüyor. Bize hep soruyorlar nasıl kabullendiniz diye. Toplum, çocuklarımızın yaşadığı sıkıntıları ve üzüntüleri hiç düşünmüyor. Bizim açımızdan korkunç bir şey olmadı. Ben hekimim, kocam da hekim, Ege tıp mezunuyuz ve bunun da bir sağlık hâli olduğunu biliyorduk. Bizim öğrenci olduğumuz dönemde Bülent Ersoy sağ olsun LGBTİ olmanın normal bir şey olduğunu anlamıştık. Şu anda bakıyorum ne yazık ki cinsel yönelimin değiştirilebilir bir şey olduğunu savunan profesör arkadaşlarımız var. Hocalarımız sağ olsun biz 30 sene önce bunun normal bir varoluş olduğunu anlamıştık. Bu eğitimle ilgili bir şey değil, insanlarının hoşgörü bakışı ile ilgili bir şey. İnsanların doğumda engelli çocukları olabiliyor. Anne-baba çocuğunu kabul etmiyor mu? Sokağa mı atıyor? Biz bu durumu normal gördük. İnsanlık hâli.

HİSSETTİKLERİNİZ ANORMAL DEĞİL”

 

Çocuklar toplumsal cinsiyeti çok küçük yaşlarda hissediyor. Çocuklar kendi hissettiklerini anormal bir şey zannediyor. Asıl problem burada. Benim oğlum doğduğu zaman kadın genital organları ile doğdu. Fizyolojisi sağlıklı bir kadın fizyolojisiydi. 2 yaşında plajda başka erkek çocuğu ayakta işerken gördü ve o da ayakta işemeyi istedi. Ben o zaman böyle bir garip oldum. Dedim bu çocuk trans erkek mi? Düşünün 1996 yılında o kadar bilinçliydik. Sonra da kendime kızdım, hemen evhamlandığım için. Hep ablamın oğlu ile erkek oyunları oynardı. Bebeklerle oynamazdı. Evdeki tüm oyuncak bebekleri iğreniyorum diyerek kaldırmıştı. İlla ki ona pembe giydireyim gibisinden bir tutumum olmadı. Toplumsal cinsiyet rollerini çocuğumun üzerinde uygulamadım. Erkeklerin yanına oynamaya gittiği zaman git sen kızsın oynayamazsın demişler. Kızların yanına gittiği zaman da sen erkek gibi davranıyorsun git demişler. Daha küçücük yaşta çocuğum topluma ilk adım attığında toplumsal cinsiyete maruz kaldı. 25 sene önce psikolog beni çağırdı ve çocuğuma zorla da olsa elbise giydirip görünüşüne göre davranmam gerektiğini söyledi. Ben de gidip yeni elbiseler aldım. Her trans bireyin cinsiyet kimliği baskın olmuyor. Benim çocuğumda baskın olduğu için kadınsal şeyleri yapmak istemedi. Çocuğumun adı Ilgaz, hiç farkında olmadan unisex bir isim koymuştum bu konuda şanslıydık. Bazıları ise böyle olmayıp bir anda 15-16 yaşlarında atanmış cinsiyeti kızsa ben erkek hissediyorum diyebiliyor. Her insan farklıdır. Kendini cinsiyetsiz tanımlayan insanlar var. Biz çocuklarımızı kadın ve erkek rolleri üzerinden tanımlıyoruz. Bundan 40-50 yıl sonra cinsiyetin ne kadar anlamsız olduğunu anlayacağız.

Çocuğunuz okula başladıktan sonra ne gibi süreçler yaşadınız?

Biz çocuğumuz toplum tarafından yıpratılmasın diye mücadele verdik. Bize zamanında psikolog çok yanlış şekilde yaklaştı. Çocuğumuza hissettiği değil toplumun atadığı kimliği dayatmamızı söyledi. Ben zorla elbise giydirmeye çalıştım ancak kocam engelledi. Almanya’da görevi kötüye kullanma olarak bunun cezası var ancak Türkiye’de hiçbir yaptırımı yok. 6 yaşına kadar kız erkek reyonu ayırt etmeden giyinmişti. 6 yaşından sonra erkek reyonundan giyinmeye başladı. Kız çocuğunun erkek reyonundan giyinmesi göze batmıyor ancak erkek çocuğunun gidip kız reyonundan giyinmesinde aileler çok zorlanıyor. Hemen mağaza görevlisi gelir yanlış reyonda olduklarını söylermiş. Kızımız erkek gibi hissedince aslında toplum gözünde mertebe bile yükselmiş oluyor. Ancak toplum trans kadınlardan rahatsızlık duyuyor. Toplumsal olarak kız doğan çocuğumuzun trans erkek olmasından trans kadınlara göre daha rahat ettik.

ASIL SORUN ERGENLİK DÖNEMİNDE BAŞLIYOR”

 

Küçük bir yerde büyümenin alışkanlığı olsa gerek Ilgaz top oynar, Ilgaz şöyle yapar zaten diyerek büyüdüğü ve onu öyle kabul ettikleri için ilkokula başlayınca eğitim hayatında bir sıkıntı yaşamadık. Anne baba da doktor olunca öğretmenler sanırım bir sorun olursa ebeveynleri halleder diye düşündü. Denizli’de yaşarken çocuğumuzu psikoloğa götürmeye korktuk. Sonra burada yetiştiremeyiz diye İstanbul’a taşındık. Burada çocuğumuz Türkiye’de üniversite okuyamaz yurt dışında okur düşüncesiyle yabancı bir okula kayıt yaptırdık. İstanbul’da büyükşehirde daha çok sorunlar yaşadık. Küçük yerlerde insanı olduğu gibi kabul ediyorlar ancak büyükşehirlerde öyle olmuyor. Özel okula kayıt yaptırarak hata yapmışız, kendi itibarlarını düşünüyorlar. Devlet okulunda bu çocuğu alın demiyorlar ancak özel okulda bunu velilerimiz rahatsız oluyor alın çocuğunuzu şeklinde söylüyorlar. İnsan hakları ihlaline uğradık, çocuğumuz depresyona girdi. Çocukların asıl sorunları ergenlik döneminde başlıyor. Cinsellik hormonları ön plana çıkmasıyla çocuklar kendilerini daha çok sorgulamaya başlıyor. Oğlum anaokulunda kızlardan hoşlanıyorum demişti. 11-12 yaşlarında ise bir erkekten hoşlandığını hissetmiş. Kafası iyice karışmış. O dönemler internet de yaygın değildi, araştırıp öğrenemiyor. Artık çocuklar medya ve internet sayesinde bilgilere rahat ulaşabiliyorlar. Kendileri gibi olanları görüp daha çok öğreniyorlar.

KENDİNİ ORADA TANIMLADI”

 

Benim çocuğum kendini baya hırpaladı. Biz bunu görünce psikoloğa götürdük. O devirde psikologlarımız bu konuları pek bilmediği için yardımcı olamadılar. Araştırarak İstanbul’da LGBTİ derneğini buldu oğlum. Çekindiği için benimle gitmek istedi ve elinden tutarak birlikte gittik. Dernektekiler 16 yaşındaki bir çocuğun annesinin elinden tutarak LGBTİ derneğine gelmesine çok şaşırdılar. Orada kendi gibi olan insanları görünce ve sıkıntılarını paylaşınca ona çok faydası oldu. Kendinin hem trans erkek hem de biseksüel olduğunu orada tanımladı.

ÇOK İLERLEME OLDU”

 

Artık psikologların LGBTİ hakkında daha çok bilgi sahibi olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet evet çok ilerleme oldu. 12-13 yıldır çok güzel örnekler görüyoruz. Benim anlattıklarım 13 sene öncesiydi ve o zamanlar pek bir şey bilinmiyordu. Bizim zaten “Benim Çocuğum” belgeselinde anlattığımız budur. Doktor olduğumuz hâlde çok zorlandık. Herkesin anne babası doktor değil ve bilinçli değil. Bu çocuklar neler çekiyor? Bu süreçte intihar eden çok çocuğumuz var. Ergenlik intiharlarının birçok sebebi bu sorunlar yüzünden. Çocuklar zaten vicdan azabı içerisinde. Bunu günah kabul eden kesim var. O çocukları düşünsenize kendisini günahkâr olarak görüyor. Biz çocuğumuza o kadar yardımcı olduğumuz hâlde depresyona girdi, intihar girişimleri oldu.

Çocuk kendini kabullendikten ve aile de destek olduktan sonra bir problem kalmıyor. Ebeveyn olarak grup terapileri aldık. Başkalarının tecrübelerini öğrendik ve paylaştık.

 

Çok ses getiren Benim Çocuğum belgeselinde yer alarak LGBTİ ebeveyni olma deneyimlerinizden bahsettiniz. Belgesel süreci sizin için nasıl geçti?

“Benim Çocuğum” belgeselinin topluma çok faydası oldu. Orada ilk defa yüzümüzü göstererek çekimler yaptık ve tecrübelerimizi paylaştık. Aynı durumu yaşayan aileler ile ortak paydada buluştuk. Medyanın gücünü hissettik. Ödüllü yönetmenimiz Can Candan ile güzel bir iş ortaya çıkarttık.

 

DAHA ÇOK YOLUMUZ VAR”

 

Son dönemde toplumu LGBTİ’ye yönelik gelişmesi konusunda nasıl değerlendiriyorsunuz?

Baya ilerleme kaydettik. Toplum daha bilinçli ancak gideceğimiz daha çok yol var. Biz bile doktor olduğumuz hâlde çok zorlandık. Kendi çapımızda anlatmaya çalıştık her yerde tecrübelerimizi paylaşarak insanlara duygularımızı aktardık, dinledik. Çocuğumuzu liseden atmak için çok uğraştılar. Biz arkasında sağlam durmasaydık çocuğumuz şu an işsiz güçsüz belki de uyuşturucu bağımlısı olabilirdi. İstanbul, Ankara, İzmir, Denizli ve Antalya’da olmak üzere toplam 5 tane aile grubumuz kuruldu. Çeşitli etkinliklerimiz ve farkındalık çalışmalarımız oluyor.

 

Son olarak neler eklemek istersiniz?

Bu yoldan geçen insanlar birbirlerini daha iyi anlıyor ve yardımcı oluyor. Bu insanlar da toplumun bir üyesi ve varlar. Onları olduğu gibi kabullenmeliyiz. İstanbul LİSTAG, Ankara GALADER, İzmir LGBTİ Aile Grubu, Denizli LGBTİ Aileleri Grubu ve Antalya Akdeniz Aile Grubumuzda her ay gönüllü psikiyatrist ve psikolog eşliğinde toplanıp ailelerin kabul süreçlerinde destek olmaya çalışıyoruz. Bu konuda bilgi almak isteyenler danışma hatları telefonlarımızdan, sosyal medya hesaplarımızdan bize ulaşabilirler. İzmir LGBTİ+ Aile Grubu Danışma Hattı: 0538 683 46 72


Yorumlar

Yorum Yap

500