Buca Kültür Turizmi Çalıştayı

1 Ağustos 2014

Buca Kültür Turizmi Çalıştayı

  • 1 Ağustos 2014
  • 663 Görüntülenme
  • 0 YORUM

Buca’daki evlerin, otel olarak turizme hizmet vermesi gerekiyor. Kula’da olduğu gibi yerli ve yabancı turistler, İzmir’de 5 yıldızlı otelde kalacağına Buca’daki otel ve pansiyonlarda gecelemeyi tercih edeceğini belirttim. Bu evlerde kalanların, Buca’nın meşhur razaki üzümü ile tanışıp, pekmez ve şarabından tadacağını ekledim. ReesMalikânesi’nin onarımına doğru adım atıldığını da keyifle öğrendim.

Ege Life dergisinin Aralık 2010 sayısında; “1963 yılında, rahmetli babam, Şirinyer Çocuk Parkı’nın karşısında evimizi yaptırmıştı” diye yazmıştım. “Ancak, birileri, bağın ortasını ev yapmamız için arsayı imara açtırıp bize satmışlardı. Kendimi sahip olduğum bu evin konumundan dolayı hep suçlu olarak hissetmişimdir. 1970’li yıllara gelince, Şirinyer ve Buca’nın bağları sökülmüş, üzüm yerine beton binalarla dolmuştu. Ama eşek ve at küfesinde satılan ‘Razaki’ üzümü satıcıların sesi hala kulaklarımdadır” diye ilave etmiştim.

İki yıl önceki yazımda, rastladığım üzüm yetiştiricisi ve şarap yapımcısı Çiçek ailesindenövgü ile bahsetmiştim. İki yıl sonra aynı aileden aldığım bir telefon üzerine, eski Buca evleri sergisine katıldım. Burası Rees Malikânesiydi. Önce, İzmir Valisi Rahmi Bey tarafından yatılı kız öğretmen okulu olarak kullanılmış ve eşimin de mezun olduğu “Kız eğitim enstitüsü” olarak işlevine devam etmişti. Günümüzde ise 9 Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Dekanlığı olarak görevini sürdürmektedir.

“Onların hikâyesini yansıtmak gerekiyor”

Sergide, eski Buca evlerini sergileyen, gazeteci–yazar, “Yaşanabilir Buca Derneği Onursal Başkanı”TayfurGöçmenoğlu ile tanıştım.

Göçmenoğlu’nunmübadele dönemini anlatan “Beşonsekiz Treni” adlı kitabını yazarıydı. Geçen haftalarda beni Uşakizade Köşkü’nde ziyaret etti vebeni Buca İlçesi’nin Ekoturizm ve Kültür Turizmi Sektör Analizi  Projesi çerçevesinde  “Kültür Turizmi Çalıştayı”na davet etti.08 Şubat 2012 günü, Buca Gölet’te, İZKA tarafından da desteklenen ve Buca Belediyesi tarafından yürütülen Buca İlçesi’nin Ekoturizm ve Kültür Turizmi Sektör Analizi  Projesi çerçevesinde “Kültür Turizmi Çalıştayı” yapıldı.Çalıştay’ın açılışında konuşan Buca Belediye Başkanı Ercan Tatı; “kendisi ve ailesinin Buca’da doğduğunu dedelerinin Selanik’ten Buca’ya geldiğini belirtti, buna karşın bizler bile Buca’nın değerlerine ilişkin bilgimiz sınırlı. Birbirinden önemli yapılarda ne tür yaşanmışlıklar olduğunu, onların hikâyelerini tam olarak halkımıza yansıtmamız gerekiyor” dedi. Kara treni Buca’ya getiren mühendisin Protestan Kilisesi bahçesinde mezarı olduğunu da ifade eden Tatı, “Mustafa Kemal Atatürk’ün Buca’ya gelişine ilişkin bir fotoğraf benim odamda masamın tam arkasında duruyor. Ancak daha detaylı bilgi ve fotoğraf var mı onları da bilmiyoruz” diye konuştu.

Kültür turizmi olursa daha da gelişir

Çalıştay’da bildiri sunan Doç. Dr. Gözde Emekli, Buca’nın kültür turizmi açısından uygun değerleri olduğunu söyledi. Doç. Emekli, insan, tarım ve endüstri, sanat ve görsel sanatlar, mutfak ve coğrafi değerler etrafında turizm yapıldığını anlattı. Doç. Dr. Raziye Oban da Buca’da birçok önemli eserin bulunduğunu anımsattı. Köşkler, dini mekânlar, arkeolojik değerler ve köyleri ile Buca’nın üstünlüklü yanlarının bulunduğunu söyledi. Buca’nın kültür turizmi yapması halinde kent yaşamının da daha olumlu gelişeceğini belirten Oban, başlatılan çalışmanın bu açıdan çok değerli olduğunu vurguladı.  

Önemli mekânlar çarpık yapılaşmada kayboluyor

Yrd. Doç. Dr. Emel Kayın ise Buca’nın çok önemli mekânlarının çarpık kentleşme arasında sıkıştırıldığını belirtti. Kayın, bugünden itibaren atılacak adımların önemli bir süre sonra çok değerli sonuçlar ortaya çıkaracağını ifade ederken, olumsuzluklara karşı müdahaleler önerdi. Çalıştay’ın diğer oturumunu Yrd. Doç. Dr. Erkan Serçe yönetirken, Dr. Sadık Kurt, Buca’nın tarihine ilişkin çalışmasını açıkladı. Yrd. Doç. Dr. Hümeyra Birol Akkurt, Buca’daki tarihi yapılar konusunda bildiri sunarken, Şükrü Tül ise Arkeolojik Yapılar konusundaki çalışmalarını aktardı. 

Atatürk’ün Uşakizade Köşkü’nde 52 günü

Son bölümde ben konuştum. Konuşmamda; Buca’ya dair özlemlerimi tekrarladım. 02 Ocak 1924 gecesi Buca Forbes Köşkü’nde kalan Atatürk’ün, Buca’yı terk ederek ‘Uşakizade Köşkü’ne geldiğini ve orada 52 gün kaldığını anlattım. Yaver Salih Bey notlarında; “Forbes’in Köşkü’nde suikastı gerçekleştirme ihtimali olan, Aznavur’un adamlarından Saadettin’in, Rauf Bey’in eniştesi olan Aziz Bey aracılığı ile bu köşke bekçi olarak yerleştirildiğini iddia ediyor.”

06 Ocak 1924 günü, İzmir Valisi Hüseyin Aziz Bey, Forbes’in Köşkü’nü gereği gibi hazır edemediğini kabul ederek istifa etmiş ve yerine Ankara Valisi Murat Bey tayin edilmiştir. Bu olay olmasa Atatürk, Forbest Köşkünde 53 gün kalacak ve Buca bir Atatürk Müzesi sahibi olacaktı. Halen ülkemizde 74 Atatürk Müzesi bulunmaktadır, bu müzeler çoğu onun bir gece kaldığı evlerdi. Buca, niye Forbes Köşkü’nü onarıp, ‘Atatürk Anı’ evi yapmasın? Bu özlem dolu dileğim, Buca Belediyesince yerine getirilecektir sanırım.

Buca dağlarında savaş sahneleri

Konuşmamda, Buca evlerinin güzelliğinin filmcilerin de dikkatini çektiğini ve Buca’ya yönlendirdiğimi belirttim. 2009 yılında, Yönetmen Zülfü Livaneli, Atatürk ile ilgili Salih Bozok anılarından yola çıktığı “VEDA”  filminin açık ve kapalı mekânlarını ‘Rees Malikânesi’ ve ‘De JonghMalikânesi’nde çekmişlerdir. Bugün bozmaya çalıştığımız Buca köyleri dağlarında savaş sahneleri çektiler.

Fonksiyonel evler

2010 yılı başında, Yönetmen Ali Özgentürk, 1936 Türkiye’sine misafir olan Macar müzikolog Bela Bartog’un Çukurova’da geçen anılarını anlatan “GÖRÜNMEYENLER”filminin bir kesimini Buca’da çekmiştir. ‘Rees Malikânesi’ ve ‘Eylül Köşkü’nde çekim yapan Özgentürk’e, “Niye Buca’yı tercih ettiniz?” Diye sorduğumda, bana şöyle cevap verdi; “İstanbul’da binlerce eski ev var, fakat Buca gibi onarılıp fonksiyon verilmiş evler yok.” 

Buca’yı turizm değerlerini yaşama geçirilmeli

XIX. yüzyıldan itibaren İzmir’de ticari yaşamlarını sürdüren Levantenlerin yazlık köşkleri Buca, Bornova, Bayraklı ve Karşıyaka’daydılar. Günümüzde bu köşklerin ve diğer Türk ve Rum evlerinin sahiplerince onarılarak işlev kazandırıldığını biliyoruz. Bunların çoğu anaokulu, okul, yurt ve dershane olarak yeni kimlik kazanmışlardır. Konuşmamda, bu evlerin, otel olarak turizme hizmet vermesi gerektiğini vurguladım. Kula’da olduğu gibi yerli ve yabancı turistler, İzmir’de 5 yıldızlı otelde kalacağına Buca’daki otel ve pansiyonlarda gecelemeyi tercih edeceğini belirttim.Bu evlerde kalanların, Buca’nın meşhur razakı üzümünü ile tanışıp, pekmez ve şarabından tadacağını ekledim.ReesMalikânesi’nin onarına doğru adım atıldığını da keyifle öğrendim. İzmir turizm sektörü temsilcilerinin konuşmasından sonra, gazeteci- yazar Tayfur Göçmenoğlu, Buca’ya ait tespit ve özlemlerini aktardı. Buca istasyonuna lokomotif istedi, tramvay hattı bitince onu oraya getirtmek zor olmasa gerek.

En son konuşmacı olan üzüm üreticisi Abidin Çiçek, yaptığı bağcılığı ve şarap üreticiliğini anlattı.

Şirinyer'deki iki su kemerinin Osmanlı yapısı olduğunu, Buca’nın Osmanağa ve Vezirağasularının kemerlerle Melez çayını aştığını biliyorum. Bu Çalıştay’da yapılan çay sohbetinde, “Su Kemerleri”nin İZSU tarafından onarılması konusu gündeme geldi, bu restorasyon ile; “Su Kemerleri” yöreye bir çekim merkezi ve Buca’nın vitrini olur.



12.06.1905

Yorumlar

Yorum Yap

500