BEDÜK “Ölene Kadar Müzik Yapacağım”

 |  || BEDÜK  “Ölene Kadar Müzik Yapacağım”
1 Ocak 2019

BEDÜK “Ölene Kadar Müzik Yapacağım”

  • 1 Ocak 2019
  • 546 Görüntülenme
  • 0 YORUM



BEDÜK 

“ÖLENE KADAR MÜZİK YAPACAĞIM”


Elektronik- dans müziğinin en başarılı temsilcilerinden Bedük, geçtiğimiz dönemde yeni albümü “FlashForward” adlı İngilizce albümünü yayınladı. Londra’ya yerleşim aşamalarından, üniversite hayatından ve müziğe başlama serüveninden konuştuğumuz Bedük, dünya listelerinde adından söz ettirmesinin ardından bundan sonraki hedefinin ölene dek müzik yapmak olduğunu söyledi.


Ege Life | BEDÜK  “Ölene Kadar Müzik Yapacağım”


Türkiye'de ünlenmiş biri olarak, neden Londra'ya yerleştiniz?

Tebdil-i mekânda ferahlık vardır derler ya, o yüzden gittim. Belki de bir gün Japonya'ya da gidebilirim. Çünkü hep bir yenilik isteği içerisindeydim. Aslında ilham arayışı da diyebiliriz. İngiltere, dünyadaki popüler müziğin göbeğinde duruyor ve bana da bu hava değişikliği iyi gelir diye düşündüm. Bunun yeni albümüme de yansıdığını söyleyebilirim  

“FLASH FORWARD İSİMLİ ALBÜMLE 'TAM DA BEN' DİYEBİLDİĞİM BİR İŞLE GERİ DÖNDÜM.”

Londra, beklentilerinizi karşıladı mı?

Kendime keyifli bir ortam yarattım ama şans faktörü de çok etkili oldu. Yeni stüdyomun büyüklüğü Türkiye'dekinin neredeyse beşte biri kadar ama kullanışlı. Yakaladığım müzik ortamı çok güzel, iyi bir karar aldığımı düşünüyorum. Bu sıralar, 'Flash Forward' isimli albümle 'Tam da ben' diyebildiğim bir işle geri döndüm.

Dans müziği üzerine çalışmalar yapıyorsunuz. Peki, Türkiye'de anlaşıldığınıza inanıyor musunuz?

Türkiye'de beni seven belli bir dünyam var; 16-35 yaş arası, üniversiteye giden, müzik dinleyen, rahat, dans etmeyi ve eğlenmeyi seven, kendini ifade etmekten çekinmeyen insanlara hitap ettiğimi düşünüyorum. İnsan kendine hayran olmalı ki yaptığı iş iyi olsun. Tabii bana club sanatçısı değil ama festival sanatçısı diyebilirsin. 

Elektronik müzikten vazgeçmediniz. Bunu kabullendirmek zor olmadı mı?

Kolay değil tabii ama aslında popüler müzik yapıyorum. Yaptığın işte risk almak zorundasın; ben ağır da bir risk aldım. Ne kadar yabancı dilde müzik yapıyor ya da dinliyor olsam da, ben Türk'üm ve bundan da gurur duyarım.  

Ev yaşamınız nasıl gidiyor?

Güzel gidiyor. Eşim aynı zamanda menajerliğimi de yapıyor, çocuklarımız da var; konserlere de hep birlikte gidiyoruz. 


Ege Life | BEDÜK  “Ölene Kadar Müzik Yapacağım”


Size ''Elektronik müziğin prensi'' deniliyor, bunu kabul ediyor musunuz?

Müzik yapan biri çıkıyor ve insanlar seni bir yere koymak istiyor. Rock’çı bilmem kim, ünlü bilmem kim, popçu bilmem kim. E ben hiçbiri değilim, ne desin bana? Eninde sonunda bir kılıf uyduruyorlar. Parti çocuğu mevzusu da, sahnem çok eğlenceli geçer. Kimse karşımda oturup izlemez, illaki dans eder. Çok uç bir örnek ama başıma iki kere geldi. Konserimde dans ederken bacağını kıran gördüm ya... Dans ederken mi oldu, zıplarken mi oldu anlayamadım da. (Gülüyor.) Öyle eğlenceli yani.

“DANS MÜZİĞİ YAPIYORUM DİYE İNSANLAR BENİM ÇOK İYİ DANS ETTİĞİMİ SANIYORLAR.”

Dans etmeyi bilmediğiniz doğru mu?

Evet. Ama ufak tefek ritme ayak uyduruyorum ya sahnede, insanlar da benim çok iyi dans ettiğimi sanıyor. Dans müziği yapıyorum diye öyle sanıyorlar. (Gülüyor.)

Peki rüya bir parti verseniz, kimleri davet ederdiniz?

Zeki Müren, Bruno Mars, Yıldız Tilbe, Amy Winehouse ve bir de ben olurdum.

Öncelikle müziğe başlama, içinizdeki bu hevesi, yeteneği keşfetmek hikâyeniz nasıl başladı?

Ben de her ne kadar öyle parlak dikkat çekici hikâyeler anlatmak istesem de böyle şeyler bir anda bir parlamayla olmuyor. Hayatın genel gidişatında çocukluk hâllerimle kendi kendime eğlenirken, denemeler yaparken, yani bir nevi oyun oynarken gelişen ve bu günlere kadar gelen bir durum.

Bilkent mezunusunuz. Nasıldı üniversite yılları? Kendinizi üniversitedeki hangi tip olarak tanımlarsınız?

Dereceyle girdim, zor çıktım. (Gülüyor.) Geceleri gruplarımla Ankara barlarında çalıp, söyleyip sabah okula gidiyordum. Üniversitede daha sessiz, kendi arkadaş grubu içinde keyifli bir adamdım. Öyle rockstar bir durum yoktu yani.

Ege Life | BEDÜK  “Ölene Kadar Müzik Yapacağım”


Elbette elektronik müziğe de gireceğiz ama işin başlangıcında yani ilk albümde durum biraz daha farklı. ‘Son Sigaramsın’ bugün bulunduğun çizginizin tamamen dışında. Piyasa mı zorladı, şöhret ümidiyle yapımcıların yönlendirmesiyle mi çıktı o iş, nasıl oldu?

Zorlama değil de 20’li yaşlarda, müzik yapmak isteyen bir gencin; “Benden büyükler muhtemelen benden daha doğru şeyler biliyordur.” önermesiyle yönlendirmelere daha açık oluşum diyebilirim. Asla şöhret düşünmedim, hep sonsuza kadar müzik yapma isteği ve başarılı olarak saygı duyulan biri olmak benim temel katalizörlerimdi.  



“MÜZİK YAPARKEN ‘HERHANGİ BİR TARZDA YAPAYIM’ DİYEREK YOLA ÇIKMIYORUM. BEN SADECE KENDİMCE BİR MÜZİK YAPIYORUM VE BUNU TARZ İSİMLERİYLE SINIRLANDIRMAK DOĞRU GELMİYOR.”

Türkiye’de henüz elektronik müzik emekleme aşamasındayken siz direkt içine daldınız. Bu cesaretin hikâyesi nedir?

Vallahi müzik yaparken “herhangi bir tarzda yapayım” diyerek yola çıkmıyorum. Yani işin ucunda o şekilde bir cesaret yok aslında. Ben sadece sevdiğim, kendim de dinlemekten hoşlandığım birtakım müzikler yapıyorum. Yaptıklarıma insanların şaşırmasına daha çok şaşırıyorum. Hep başkaları ne tür müzik yaptığımı bana söyledi ama içine girip baktığın zaman, yani sadece kliplendirdiğim veya öne çıkan parçalar dışında yayınladığım 7 albümde o kadar çok parça var ki, bana atfedilen türlerin hiçbirine uymayan... O yüzden ben sadece kendimce bir müzik yapıyorum ve bunu tarz isimleriyle sınırlandırmak doğru gelmiyor. Cesaret diyeceksek eğer, sanatsal yaratıcılığın olabildiğince sınırlandırıldığı topraklarda farklı ve özgün müzikler yapmak en büyük cesaret diyebilirim. Bu sadece benim için değil, bütün sanatçılar için geçerli aslında.

Automatic’e yaptığınız düğün klibi unutulmazlar arasında yerini aldı. Ful Animasyon’a yaptığınız 3D video çalışması ise ayrı mesele. Bu fikirler nasıl doğuyor? Ayrı bir ekiple çalışıyor musunuz ve elektronik müziğin dünyadaki temsilcilerinde de gözlemlediğimiz üzere, video-müzik iş birliği neden bu kadar önemli bu tür için?

O klibi çekerken, kiminle çalışacaksam onunla bir araya gelip konuşuyoruz, beraber üretiyoruz ve oradan yola çıkıyoruz. Her tür müzikte görsel ve işitsel dünya beraber gitmek zorunda artık. İnsanlar internetten sonra videosu olmayan şarkıları dinlememeye başladı. Bir parça 5 ay önce bile çıkmış olsa, videosu çıktıktan sonra dinlenme oranları inanılamayacak derecede artıyor. Özellikle genel giderden farklı bir türde parçaların varsa insanlar bunu yarattığınız görsel ile birleştirdiğinde ona bir anlam ifade etmeye başlıyor.

Ege Life | BEDÜK  “Ölene Kadar Müzik Yapacağım”



Ülkemizden birçok sanatçıya nasip olmamış başarılarla dünya listelerinde de görünürlük kazandınız. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Delidir ne yapsa yeridir” beni tanımlar muhtemelen. (Gülüyor.)

Kendinizi Türkiye’nin elektronik müzik öncüsü olarak görüyor musunuz?

O çok egosantrik bir önerme olur. Hem de yanlış olur, ki ben elektronik müzik yaptığımı kabul etmiyorum.

Sizden biraz da öneri almak isteriz. Sizi bu yola kim soktu? Motivasyon kaynağınız kimler?

Bee Gees’den başlar, Jamiroquai, Fat Boy Slim, Chemical Brothers, James Brown, Michael Jackson, Nirvana, Pearl Jam, Rage Against The Machine ve daha niceleriyle devam eder. Son dönemde Türk DJ / Prodüktörler çok yol kat etti bu yolda. Dünyada belli bir tarzda (daha çok oryantal süslü deep house) parçalarla oldukça öne çıkmaya başladılar. Takdir ediyorum, uzaktan zevkle takip ediyorum. 


Ege Life | BEDÜK  “Ölene Kadar Müzik Yapacağım”



“ÖLENE KADAR MÜZİK YAPACAĞIM”

Sahne performanslarınız da oldukça söz ettiriyor kendinden. Müziğinizde sahnenin payını biraz anlatır mısınız? 

Sahne olmazsa, küçük, stüdyo dediğimiz odalarda yanarız. Bizim stres atma, rahatlama ve bizi takip eden insanlarla göz göze geldiğimiz yegâne platformdur sahne ve onu hiçbir şeye değişmem. 

Yurt dışındaki müzik üretim ortamıyla Türkiye arasında ne tip bir fark var?

Burada iyice fabrikalaşmış durumda müzik. Belli başlı artistlerin dışında özgünlük, yaratıcılık ve farklı olmak; iş adamlarının ve müzikte internetten sonra, iş yapma şeklinin iyice değişmesinden dolayı tek düze gelmiş durumda. Burası da bir çıkış yolu arıyor. O yüzden çok fark yok. Fakat yurt dışında genel hayattaki özgürlük, sanatçıya daha fazla nefes alma ortamı sunduğu için üreticiliğin artması ve tüm batı dünyası ile beraber rahatça iş yapılabiliyor olması en büyük artıları.

Bundan sonrası için neler hedefliyor ve neler planlıyorsunuz?

Açıkçası ben hiçbir zaman kendime dünyevi hedefler koymadım. Her günümü ayrı bir adım atarak yaşıyorum. Bundan sonra da en büyük hedefim ölene kadar müzik yapmaya devam etmek, insanlara her seferinde farklı tınılar vermek ve değebileceğim bütün ruhlara elimden geldiğince bir şeyler katmak. Bu beni dünyada nereye getirirse bunu kucaklamak. 


Ege Life | BEDÜK  “Ölene Kadar Müzik Yapacağım”


Ege Life Dergisi okuyucularına söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu güzel ve keyifli röportaj için Ege Life ailesine çok teşekkür ederim.

Röportaj: Tuğçe KELOĞLU
Fotoğraf: Mehmet TURGUT



Yorumlar

Yorum Yap

500