Ahmet Soysal: “Poşetin Paralı Olması Çevrecilik Değildir”

 |  || Ahmet Soysal: “Poşetin Paralı Olması Çevrecilik Değildir”
1 Şubat 2019

Ahmet Soysal: “Poşetin Paralı Olması Çevrecilik Değildir”

  • 1 Şubat 2019
  • 544 Görüntülenme
  • 0 YORUM


Ahmet Soysal: “Poşetin Paralı Olması Çevrecilik Değildir”


Yeni yıl ile birlikte aldığımız ürünleri koymak için kullandığımız naylon poşetler 25 kuruş olmuştu. Yurt genelinde buna isyan eden birçok kişinin yanında destekleyen de çıkmıştı. Sosyal medyada el arabasıyla markete girenlerden, aldıklarını eşekle taşıyanlara kadar farklı görüntüler yer almıştı. Yeni yılda yürürlüğe giren bu uygulama ile ilgili açıklamalarda bulunan İzmir Tabip Odası Çevre Komisyonu Başkanı Ahmet Soysal, poşeti paralı yapmanın çevrecilik olmadığını, bunun dışında çevre kirliliği ile ilgili daha büyük sorunlar olduğunun altını çizdi.


Ege Life | Ahmet Soysal: “Poşetin Paralı Olması Çevrecilik Değildir”


Türkiye Plastikte Sabıkalı


Yeni yılda uygulamaya konulan poşetlerin paralı olması hakkında ne düşünüyorsunuz? Çevre için bu yeterli mi sizce?

Yeni yılda uygulanan bu durumu bir çevre devrimi olarak takdim ediyorlar ancak bu mümkün değil. Avrupa bundan 10-15 sene önce paralı poşet uygulamasına geçmişti. Poşetleri paralı yaparak ‘Ben çevreciyim’ diyemezsiniz. Bu uygulama çevre kirliliğine yönelik denizdeki bir damla olarak bile katkı sağlamaz. Bugün kullandığımız ayakkabıdan pet şişeye kadar çoğu şey plastikten yapılıyor. Sadece poşetleri paralı yaparak bunun önüne geçemezsiniz. Sanayinin dizginlenmesi gerekiyor. Aliağa’ya 60’lı yıllarda kurulan kömür elektrik santrallerinin sıkıntısı şimdi baş göstermeye başladı. Sabahları Karşıyaka’ya uzaktan bakarsanız üzerinde kara bir dumanın olduğunu görürsünüz. İşte bu Aliağa’dan geliyor. Sanayi ve fabrikaların yaptığı kirlilik hemen etkisini göstermez. Geleceğimize zarar verir. Çocuklarımız hastalıklı doğar. Nesilden nesile aktarılır bu hastalıklar. 

Ege Life | Ahmet Soysal: “Poşetin Paralı Olması Çevrecilik Değildir”


Zaten Türkiye plastikte sabıkalı bir ülke. Çünkü dünya plastik üretiminin yılda 8-9 milyon tonunu Türkiye karşılıyor. Dünya plastik üretiminde yüzde 3’lük bir payımız var. Aslında plastik ihracatçısı bir ülkeyiz. Poşetler görünen dağın çok küçük bir yeri. Gelişmiş ülkeler artık plastik üretimini azaltmaya başladı. Biz ise ithal ediyoruz. İthal etmelerini ise daha ucuza mal edip yeni plastik malzemeler üretiyoruz şeklinde açıkladılar. Ancak bunu açıklayamıyorlar. Biz Türk Tabipleri Birliği olarak bu konuda sorular sorduk. Bu aldığınız plastikleri işleyen laboratuvar var mı? Ne kadar ithal ediyorsunuz? İthal ettikleri plastiklerin içerisinde zararlı atıklar var mı? Kasım ayında sorduk bu sorularımızı ancak hala yanıt gelmedi. Alınan bu plastik atıklar nedir? İçerisinde neler var? Bunlar nereye gidiyor? Halkın bilmesi gereken şeyler ancak bakanlıktan bir açıklama gelmedi. Poşet kararı uygulanmaya başladıktan üç gün sonra Çevre Bakanı poşet kullanımının yüzde 70 azaldığı açıklamasını yapıyor. Bunu ölçemezsiniz. Bu bile çevre ile ilgili ciddi olmayan bir yaklaşım. Türkiye tüm atıkların yüzde 1’ini geri kazanıyor. Bu kadar az miktarda geri kazanım yapan bir ülkenin plastik ithal edip bunu geri kazanılarak kullanılabileceğini düşünmek yanlıştır. 

Geri Dönüşüm Alışkanlığı Sadece İzmir’de Var


Ege Life | Ahmet Soysal: “Poşetin Paralı Olması Çevrecilik Değildir”


Geri dönüşüm her şeyden önce evden başlar. Atıklarınızı plastik, kâğıt ve şişe diye ayırıp bu şekilde atmanız gerekiyor. Siz böyle yapsanız bile yerel belediyelerin bu konu hakkında ilgisi yok. Yerel belediyeler geri dönüşümü kendilerine bir yük olarak görüyorlar. Türkiye’de belediyelerin geri dönüşümlü atık toplama alışkanlığı sadece İzmir’de Güzelbahçe, Balçova, Narlıdere gibi ilçelerde var. Türkiye’de başka örneğini görmedim ve bilmiyorum. Ekonomik sıkıntılarından dolayı Türkiye’deki çöp toplayıcıları geri dönüşümde çok önemli bir rol oynuyor aslında. Bu yüzde bir atık dönüştürmeyi onlar sağlıyor bence. (gülüyor)  

Geçen gün bir makalede okudum, 2050’ye kadar denizlerdeki plastik stoğu balık stoğunu geçecek. Başka bir çalışma ise Akdeniz’de plastik açısından kıyıları en kirli ülke Türkiye diyor. Plastikler doğal ekosistemlerde de büyük bozulmalara neden oluyor. Balıklar doğal yem ile plastiği ayırt edemediği için onları da yiyor. Geçenlerde ölen bir balinanın içerisinden bilmem kaç ton plastik çıktı. Evet bu poşetlerin fiyatlandırılması bir adımdır ancak çok çok küçük bir adımdır. Çevre sorunları bir ahtapotsa ve plastik sorunu bu ahtapotun kollarından biriyse biz henüz daha kolu tutamadık öyle söyleyeyim. Bununla sadece orada bir kol var dedik ve insanlara plastik sorununu hatırlattık. 


Ege Life | Ahmet Soysal: “Poşetin Paralı Olması Çevrecilik Değildir”


Dünyada Yılda 12 Milyon Ölüm Çevresel Sorun Kaynaklı


Poşetin paralı olmasının plastik atık sorununa çare olmadığını söylediniz. Peki plastik sorunu nasıl giderilebilir?

Öncelikle Türkiye’nin atık plastik ithalatını durdurması lazım. Türkiye’nin kendi gereksinimi kadar plastik üretmesi gerek. Plastik satmak gelişmişlik ölçütü değildir. Çünkü bunlar riskli sanayi alanları. Siz kendinizin, çalışanınızın ve fabrikanın etrafında bulunan insanların sağlıklarını tehdit altına alıyorsunuz. Halk sağlıkçılar olarak bir ülkenin gelişmişliği sadece ekonomik açıdan okumuyoruz. Bunun yanında sosyolojik ve yaşamı sürdürebilir kalitesine göre okuyoruz. Türkiye’de plastik kullanımını sınırlayıcı yönünden eğitimler yapılmalıdır. İnsanların çoğu bu konuda bilinçli değil maalesef. Plastiğin neden olduğu sağlık ve çevre sorunları insanlara iyi anlatılmalıdır. Poşeti paralı yapmakla plastikten kaçmış olmuyoruz. Evlerde kullanılan eşyaların plastik malzemeden olmamasına dikkat etmek, plastik malzemeden kaçınmak gerekiyor. Hepimizin mutfağında plastik malzeme var. Bizi şimdilerde eskiden olan pazarda file kullanma dönemine döndürmeyi çevrecilik sayıyorlar. Önceden zaten bu dönemi yaşıyorduk, neden onu korumadık? Dünya Sağlık Örgütü diyor ki; dünyadaki yılda olan ölümlerin yüzde 23’ü çevresel nedenlidir diyor. Dünyada yıllık 50 milyon ölüm vardır, bunların yaklaşık 12 milyonu çevresel nedenlerden dolayı oluyor. Biz var olanı koruyabilsek ya da bozulanları düzeltebilsek bu yüzde 23 oranı önleyebiliriz. Dünyadaki yıllık ölümlerin 8 milyonu hava kirliliği ile oluşan hastalıklar sonucunda gerçekleşiyor. Devletin poşetlerden önce bunlara el atması gerekiyor. Türkiye’de hali hazırda kurulmayı bekleyen üç tane nükleer enerji santrali var. Avrupa bundan kaçınmaya başlarken, Almanya elli tane santralini kapatma kararı almışken biz neden kuruyoruz? Bu gelişmişlik göstergesi değil, hastalığın, ölümün göstergesidir. Türkiye’de çevre ile ilgili sivil toplum kuruluşları hiç ciddiye bile alınmıyor. Biz ne mücadeleler veriyoruz, kimsenin umurunda değil. Devletin çevre ile ilgili baştan savma bir mekanizması var. Devlet sanayici ile çevre arasında tarafsız olmalıdır. 



Röportaj: Süleyman Gülen

 

Yorumlar

Yorum Yap

500