Yazarlar
Anket

Memleketimde bayram yaptık
En güzel elbiselerimizi giydik, olanı olmayanlarla paylaştık, küsleri barıştırdık, büyüklerimizin ellerini öptük, bütün aile bireyleri ile bir araya geldik. Yılda bir kere de olsa nadiren gördüğümüz dostlarımızla buluştuk. Gönlümüzü, hayallerimizi, davranışlarımızı arındırmaya çalıştık. Bayram yaptık…
Çeşme Marina’da Afrika konulu ’Pamuk İpliğinde Yaşamlar’ adlı fotoğraf sergimi bitirmiş, Çeşme’den kumru yemeden geçmemiştik. Yoğun bir iş temposundan sonra önümüzdeki bayram tatilini uzak diyarlarda bir otelde yan gelip yatarak mı geçirecektik? Hatta ailece “Ah ahh nerede o eski bayramlar” diye havuz kenarında hayıflanabilirdik de...
İçimdeki ses “Keşke tüm sevdiklerini bir merkezde toplayabilsen ne bayram olur” diyordu. Annem ile babam Tekirdağ’da, kardeşim ve eşi Ankara’da, eşimin anneannesi (ki bence en çok benim anneannem olur kendisi) Denizli’de biz ise İzmir’deydik. O gece yurtdışından yeni gelen sevgili kayınvalidemin elini öpmeye ve sonra yollara düşmeye karar veriyoruz.
Efsanelere konu olmuş Kaz Dağları’nı aşarken Sarı Kız’ı kazlarıyla, Troya ve Paris’i hayal ediyorum. İyiliğin ve kötülüğün yüzyıllar öncede içiçe geçmiş olduğunu hiçbirşeyin değişmediğini ürpererek sessizce izliyorum.
Kardeşim ve eşi Ankara’dan, biz de İzmir’den Tekirdağ’a bayram götürmeye karar vermiştik çoktan.
Çanakkale… Öyle bir savaş ki gidenin dönmediği, dönenin ise bıraktıklarını bulamadığı bir mahşer yeri.
Türk bağımsızlık savaşının temelleri Çanakkale Boğazı’nın sularında, Conkbayırı’nda ve Anafartalar’da atılmış, bu zaferler Kurtuluş Savaşı’na adeta maya çalmış. Çanakkale’de atılan bu temeller binlerce şehide mezar olmuştu. Kayıpların izlerini görmek, hissetmek hala mümkün… “Dalgalar yanı başımda” diye haykırarak yeni bestesini telefonu ile kayda almaya çalışan telaşlı kızım Birsu’ya bakıyorum.
Çanakkale’ye vardığımızda boğazı geçmenin en hızlı yoluyla tanışıyoruz. 12 dakikada geçiyoruz da… Eceabat’tayız. Teknolojiden yoksun ve yorgun asırlık gemiler yerine konan bu konforlu deniz taşıtı ulaşımda mucize yaratmış. Bilenler ve yıllarca bu trafiği yaşamış olanlar cümlelerimin değerini bilecek sanıyorum.
Sakin, dingin ve huzurlu memleketim Tekirdağ’a giriş bir ışık şölenini andırıyor. Biraz öteye gitsek Yunanistan, komşu Bulgaristan… Tekir Dağları ve dereleri… Karacakılavuz El Dokumaları, Kiraz Festivali, Bağbozumu ve Tepreş Şenlikleri, doğal plajları, doğa harikası Çamlıkoy’u (Kastro) en çok da gülen, neşe dolu sımsıcak insanları ile memleketim…
Bayram sabahı bayram namazına gidiyor evin erkekleri. Dönüşte cümbür cemaat bir bayram yemeği. Kapama derler bizim oralarda… Etin pilava özgürce gömüldüğü o eşsiz lezzet... Sonra bademli şambali tatlısı. Kardeşim Hasan’ın en sevdiği cevizli oturtması. Eller öpülüyor. Bayram parası topluyor kızım… Misafirler geliyor. Çocukların ne kadar da büyüdüğü konuşuluyor kendimize bakmadan… Dedesi ve anneannesi mutluluk gözyaşlarını dondurmuşlar gözbebeklerinde her an akacak gibi bekliyorlar. Nurten Halam, halam benim… İstanbul’dan getiriyor o da bayramı bize. Sevincimiz katlanıyor, çoğalıyor...
Kumbağ’da piknik yapma geleneğini sürdürüyoruz. Deniz uzanıyor ayaklarımızın altında…
Ertesi gün kabir ziyaretleri için Malkara’ya gidiyoruz. Babaannem ve dedem… Evlerinin önünden geçerken zamanında yaşadığımız bayramlara el sallıyorum biraz özleyerek, ve gülümseyerek. Halam küs kardeşleri barıştırıyor bayram diye. Doyuyoruz diyecektim tatlıya, her kapıda bir tabak bir tabak daha... Sürüyor bu bayram boyunca…
Sonra Babaeski… Çocukluğum… Anneannemin bahçesi… Dedemin ahırı… Arkasında çingene mahallesi... Salıncağım yok artık orada… Anneannem, dedem, gençliğine doyamadan iki öksüz çocuk bırakıp giden Ayşe teyzem bayramınız kutlu olsun! 70’li yaşlarında Sebahat Teyzem hatıra fotoğrafı çekilirken “Gülümse biraaaaz, gülsün gözlerin” diye bir şarkı tutturuyor. Gülüyoruz… Kahve falları baktırıyoruz mutfak köşelerinde gizli gizli…
Gece Denizli’ye Kale’ye gitmeye karar veriyoruz. Yolda zeytin ve zeytinyağı müzesine uğruyoruz. Yol boyu turistler için yapılmış tesis. Ben biraz geç anlayınca yol boyu kazıklanmanın verdiği hissiyata yenik düşüyorum. Bizim oğlanın kurduğu onca cümleyi yutmak durumunda kalıyorum.
Anneannemizin pamuk ellerini ve Zübeyde Hanım’ın yüzüne benzeyen o nur yüzünü öpüp kokluyoruz. Bahçesinde kuruttuğu kırmızı biberlerinden, patlıcanlarından yiyoruz. Süzme yoğurtlu biber tatarına doyum olmuyor. Bu kez ziyaretimize anneannemin uzun seneler komşuluk ettiği amcalar, teyzeler geliyor. Bir de 80’li yaşlarda kız kardeşi anneannemin... İşte bayram hikayesi tam da burada şenleniyor. Hastalık maceraları anlatılıyor güle oynaya… Felç geçirişini dillendiriyor Yaşar amca... “Camide tutuluverdi elim, yüzüm kayıverdi gitti sandım. Avucumun içiylen ovuşturu ovuşturuverdim buz gibi soğuk suylan. Dedim bizim oğlan bene bişeyler oluveriyo. Doktora gitçem ben.” Hastaneye gittiklerinde önüne gelen herkes neyi olduğunu soruyor Yaşar amcaya. o da derdine çare bulunmadığını, meraktan sorduklarını sanıp sonunda kızıyor. Son gelene “Ne edicen sorup durun. Senene” diye fırça atıyor ve onun da kendi doktoru olduğunu görünce utanıyor. Hemşireye soruyor “Ördek var mı ördek?” diye. “Ördek ne Yaşar amca?” diyorum. “Ehh işte o da öyle sordu ben de bırakıverdim ortalığa gayri ne eddiim?”diyor. Çatlıyoruz gülmekten...
“Nazar olmuştur bu kız. Gel okuyuverelim” diyorlar. Kızımı aynı anda okuyup üflüyorlar içtenlikle…
Mehmet Oray’ın torunu şimdi yıllar önce yaptırdığı Mehmet Oray İlkokulu’nda… Ne mutlu kızıma! Bayram götürüyor oralara da... Gurur duyuyoruz babamızla!
En güzel elbiselerimizi giydik, olanı olmayanlarla paylaştık, küsleri barıştırdık, büyüklerimizin ellerini öptük, bütün aile bireyleri ile bir araya geldik. Yılda bir kere de olsa nadiren gördüğümüz dostlarımızla buluştuk. Gönlümüzü, hayallerimizi, davranışlarımızı arındırmaya çalıştık. Bayram yaptık…
Bugün bayram…
Bugün bayram erken kalkın çocuklar
Giyelim en güzel giysileri,
Elimizde taze kır çiçekleri üzmeyelim bugün annemizi
Sen yaz geceleri yıl ara sıra bize göz kırparsın dızlar içinde
Sen soğuk günlerde kalbimi ısıtan en sıcak anısın
Bu gün bayram çabuk olun çocuklar
Annemiz bugün bizi bekler
Bayramda hüzünlenir melekler, gönül alır bu güzel çiçekler
…

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Çağnur ŞARMAN
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
