Yazarlar
Anket

Özlem DEMİRCAN
Gökkuşağını kıskandıran mutluluk limanı; Zanzibar
Gökkuşağını kıskandıran mutluluk limanı; Zanzibar
Kölelik zincirlerini 1960’ların ortalarında kırmış, gökkuşağının renklerini karıştırıp siyahı bulmuş, önce tenlerine sindirmiş ve çakmak çakmak gözleriyle de tüm yeryüzüne yüzyıllar boyu yansıtmış, Zanzibar… Ve eğer burada doğmadıysanız, kökleri ada tarihinin derinlerine dek inen bu ada insanlarından öğrenecek çok şey var
Dar Es Salaam’dan deniz otobüsüne bindiğinizde yaklaşık iki saat sonra kokusunu çok uzaklardan aldığınız bir adaya varacaksınız. Afrika, Hint, Arap biraz da Avrupa kokan, Afrika’nın doğusunda Tanzanya’ya bağlı iki adadan oluşan esrarengiz Zanzibar’dasınız… Dünyanın önde gelen baharat üreticilerinden biri olmasının yanı sıra Queen grubunun solisti Freddie Mercury’nin doğduğu yer olarak da ünlü olan Zanzibar; kendi meclisi, kendine ait başbakanı, gümrüğü ve renkleriyle sımsıcak tropik bir ada…
Kölelik zincirlerini 1960’ların ortalarında kırmış, gökkuşağının renklerini karıştırıp siyahı bulmuş, önce tenlerine sindirmiş ve çakmak çakmak gözleriyle de tüm yeryüzüne yüzyıllar boyu yansıtmış, eski adıyla “Zencibar…” İşte tüm renkleri ve kültürel zenginliğiyle Zanzibar’ın kucağına aldığı yeni bir renk olmayı öğrenmeniz, uzun zamanınızı almayacak!
Beyaz sakallı Müslümanlar ile Afrikalı Hıristiyanların barış içinde yaşadığı bu ada tüm davetkarlığıyla mutluluğu arayan insanların limanı olmuş. Üstelik bu liman öyle bir liman ki tüm arayışınız sona erecek ve asıl mutluluğun içinizde yeşerdiğini öğreneceksiniz. Hint Okyanusu’nun üzerinde batmakta olan güneşi kısık gözlerle izlerken, geleneksel Arap yelkeni teknelerden (dhow) biriyle tanışacaksınız.
Çocukluğunuzu anımsatacak lambalarıyla aydınlatılmış yemek tezgahlarından kızarmış muz, şişlere geçirilmiş okyanus balıkları ve şeker kamışı presleri ile rengarenk bir Zanzibar akşamı yaşayacaksınız. Deniz kıyısında hiç tanımadığınız kimi adalı, kimi İranlı kimi Hintli birçok kişiyle diz dize otururken taşlara vuran büyük okyanus dalgalarına aldırış etmeden ıslanacaksınız. Kıyıya vuran her dalgada bir dalga gibi yükselen şen kahkahalar, balık kokusu ve Bob Marley şarkıları arşivinizde en hatırlı yerleri kapacak.
Kuzeyde Nungwi’de, günün ilk ışıklarında okyanus sularının bir gece önceki savaşı bitmiş ve yavaş yavaş çekilmeye başlarken, elleriyle sığ sularda deniz kabuklularını toplayan çocukları izlerken dünyanın dönme hızının yavaşladığı hissine kapılacaksınız. İpe dizili balıklar ve ahtapotlar ellerinde karaya çıkıp mezatın yolunu alan delikanlıların kendi dillerindeki şarkılarına kulak vereceksiniz.
Çok geçmeden “pole pole” yavaş yavaş her şeyi içinize sindirerek yaşamaya başlayacaksınız. Elinize tutuşturulan bir fırça ile sadece bir dhow’u değil dünyayı çivit maviye boyayabileceğinize inanacaksınız. Tekne yapımında çivi kullanmadıklarını anlattıklarında “Magnet” canavarı ile tanışacaksınız.
Bakışlarınız sokak kaldırımlarında zeytin karası, inci dişli, renkli kangalarıyla Zanzibar kadınlarının utangaç bakışlarıyla kesişince, bereketli Zanzibar topraklarının asıl sahiplerinin telaşla gölgelere kaçan çocuklar olduğunu düşüneceksiniz.
Afrika, Avrupa, Arap ve Hint kültürlerinin birleşerek çok değerli bir tarihe de ev sahipliği yapan bu adayı baharat kokularından tanıyacaksınız. Seyrine doyulmaz oyma motifli ahşap kapılar, size gezintinizde sürekli eşlik ederken, daracık sokaklarında kaybolmaktan şikayet edemeyeceksiniz. Ve Stone Town’da mönüsündeki yemek isimlerinin Mercury’nin şarkılarından seçildiği restoranda kendinizi şımartabileceksiniz.
Hindistan cevizi kabuğunun içine okyanus kabuklularından toplayıp üzerine güneşi batırdığınız hediye paketinizle dönerken, “Habari gani Asante sana” diye bağıracaksınız dolmuşu andıran bir daladalanın (toplu taşıma aracı) penceresinden. Ada insanlarıyla vücut dilinde anlaşmaya çalışarak gülüşmek ise çok keyif alacağınız başka bir macera olacak.
Yüzyıllar önce unutulan sonra hatırlanan ve bir çok kez aynı süreci yaşayan Zanzibar Adası’nın başörtülü çocuklarını, cumbalardan yayılan kahve kokularını, Hint, Arap, Afrika karışımı bol baharatlı mutfağını, Maasaileri, dilimlenmiş ananası, pembe çarşaflı Zanzibarlı kadınları, muson rüzgarlarını asla unutmayacaksınız. Hem uzak hem yakın, hem tanıdık hem de yabancı, esrarengiz bir coğrafyadasınız. İşte o kartpostallardan çıkma bembeyaz, uzun kumsaldasınız…
Kizimkazi’de ne istediğinize doğru karar verir, sabırla beklerseniz, okyanusta ağır ağır ilerlerken teknenizin yanına gelen bir yunus sürüsüyle yüzmenin tadına varabilirsiniz. İklim iç sesinize kulak verecek ve bir mucizenin gerçekleşmesini sağlayacak. Uyuyan aslanların üzerine bir avuç yağmur bulutu gönderecek ve gökkuşağının eşsiz renklerini sizden esirgemeyecek.
Bembeyaz göz kamaştıran kumsalını, lacivert ve turkuazın iç içe geçtiği denizle karşılaştığınızda aklınıza sadece tek bir sözcük düşecek… “Cennet…” Kocaman gülümsemelerle sizi hayatlarının içine çeken bu ada insanlarından, mutluluğun sadece nefes almaktan ibaret olduğunu öğrenmeniz inanın çok uzun zaman almayacak. Ve Swahili dilinde bir selam fısıldayacak muson rüzgarları, “Jambo…”

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Çağnur ŞARMAN
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
