Yazarlar
Anket

Dünyanın fıstık deposu
Türkiye’de eşi benzeri olmayan, ağaç denizi Kozak Yaylası’nda dünyanın fıstığı yetişiyor. Bergamalılar boş buldukları her yere fıstık çamı ağacı dikiyor
Türkiye’nin değil, dünyanın fıstık deposu, şaka değil, gerçekten, Bergama’nın Kozak Yaylası dünyanın dört bir yanına çam fıstığı yetiştiriyor. Binlerce hektarlık alanda yetiştirilen çam fıstıkları usta eller tarafından Ekim ayında teker teker dallarından koparılıyor. Güneşin altında kozalaklarından ayrılan çam fıstıkları, yine makinelerde kabuklarından temizlenip yemeklerde ve tatlılarda kullanılacak duruma getiriliyor. Ekonomik getirisi keşfedildikten sonra Kozak Yaylası’nda hemen tüm ailelerin boş buldukları bir karış toprağa bile çam fıstığı fidanı diktikleri bu bölgede, milyonlarca adet çam fıstığı ağacı bulunuyor. Çam fıstığı yörede bal ile karıştırılıp fıstık helvası olarak da satılıyor. Ancak bu çok önemli bir boyutu değil, iç piyasada tüketiliyor.
Tatlıdan dolmaya kadar tat katıyor
Pilavdan tutun da, mevlitlerde şerbetin üstüne, midye dolmaya, biber dolmaya, irmik helvasına, acem pilavına kadar hünerli aşçıların ellerinde daha birçok yemekte tamamlayıcı bir lezzet olarak yerini alan çam fıstığı mutfakların vazgeçilmezlerinden. Her yıl birkaç kez yolculuk yaptığımız Bergama Kozak Yaylası, İzmir’e 100 kilometre uzaklıkta. Bergama merkezden onlarca köyün sıralandığı bu yeşil güzergah üzerinde her geçen gün yeni çam fıstığı fidanları dikiliyor ve ekonomiye kazandırılıyor.
Dev şemsiyeler gibi
Çok sayıda ailenin geçim kaynağı olan çam fıstığı dünya ülkeleri tarafından kapışılıyor. İç piyasa da sürülen çam fıstığının öyküsü yüzlerce yıl öncesine dayanıyor. Doğal çam fıstığı ağaçlarıyla dolu olan bölgede Bergama ve çevre ilçelerden gelen talepleri karşılayan köylüler, ilginin her geçen gün artığını gördüklerinde, arazilerine çam fıstığı fidanları dikmeye başlıyorlar. Her biri sanki dev şemsiyeler gibi görünüyor. Yer yeşil, gök mavi, Kozak Yaylası’nda çam fidanlarını büyütmek pek emek gerektirmiyor.
Gözü gibi bakıyorlar
Dikimleri yapıldıktan sonra doğal ortamda zaten boy atıp gidiyorlar. Önemli olan ürün vermeye başlayan ağaçların dirençli ve verimli olmasını sağlamak. Yıl boyunca gözü gibi baktıkları çam fıstığı ağaçları yaz boyunca çevresine mis gibi kokular yayıyor. Eylül ayında irileşen, Ekim ayı ile birlikte toplanmaya başlayan çam kozalakları fıstıklarından ayrılıyor. Fıstıkların kabukları da içlerinden ayrıldıktan sonra, kırıntılarından da temizleniyor ve piyasada pazarlanacak duruma getiriliyor. 500’den fazla ailenin yaylacılık geleneğini sürdürdüğü Kozak Yaylası’nda beş milyon adet fıstık çamı orman denizi oluşturmuş Yukarıbey, Karaveliler, Kıranlı, Çamavlu, Güneşli (Tekke), Göbeller, Terzihaliller, Kaplan, Hacıhamzalar, Aşağıcuma, Aşağıbey, Hisarköy, Ayvatlar, Yukarıcuma ve Demircidere köylerine Kozak Köyleri, dağlık ve ormanlık bir alanda kurulan bu bölgeye de Kozak Yaylası adı verilmiş.
Kozak Yaylası’ndan Çandarlı’ya
Hafta sonu İzmir ve çevresinde günü birlik keyifli bir pazar tatili geçirilebilecek pek çok yer var. Genellikle hava sıcaklığı kış boyunca ılıman seyrettiği için, bu geziler ailece çoluk çocuk rahatlıkla yapılabilir. Bizim tercihimiz bu hafta sonu Bergama’nın Kozak Yaylası oldu. İzmir’e 100 kilometre uzaklıktaki Bergama’ya ulaşana kadar insan zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor. Engin Yavuz ve Aykut Fırat ile birlikte Karşıyaka’dan çıktıktan sonra Menemen’e varmadan önce Eski Foça girişindeki salaş kahvede nefis bir kahvaltı ettik. Yolda verdiğimiz molaların ardından Bergama’ya ulaştık. Aliağa’yı geçtikten sonra Şakran ve köylerine girdik. Bu köylerde hala eski evler ayakta kalabilmiş. Körfeze bakan doyumsuz manzarası günün her saati esen rüzgarı, sessiz sakin köy meydanı haftanın yorgunluğunu silip süpürüyor.
Ağaçlara tırmanmak ustalık işi
Bergama kent merkezinden dolaşarak yol ayrımından Kozak Yaylası’na ulaşılıyor. Yaklaşık 20 kilometrelik bu güzergah gerçek bir fıstık çamı ormanı. Türkiye’de eşi ve benzeri yok. Bu şahıs ormanlarında yetişen fıstık çamları babadan oğla geçerek günümüze kadar gelmiş her biri asırlık ağaç olmuş. Tabii ki bu ağaçlara tırmanmak ve fıstık kozalaklarını koparmak büyük ustalık istiyor. Ama artık, ağaçlara tırmanmak, Kozak Yaylası’ndakiler için sıradan işler. Kozak Yaylası’nda, 5 milyon adet fıstık çamının varlığını öğreniyoruz. Ve 500’den fazla aile geçimini, ayrıca yaylacılık geleneğini sürdürüyor. Bu gezimizde yeni bir şey daha öğrendik. Kozak’ın kendi adıyla anılan üzümü de bu çevrede çok biliniyor ve meşhurmuş. Mevsim nedeniyle tadına bakma şansımız olmadı.
15 köy yol boyunca sıralanmış
Bergama’dan başlayan yolculuk boyunca; Yukarıbey Nahiyesi (Bergama) Kozak diye biliniyor ve Kozak bölgenin en büyük yerleşim alanlarından biri. Sırasıyla, Yukarıbey, Karaveliler, Kıranlı, Çamavlu, Güneşli (Tekke), Göbeller, Terzihaliller, Kaplan, Hacıhamzalar, Aşağıcuma, Aşağıbey, Hisarköy, Ayvatlar, Yukarıcuma, Demircidere ve Okçular köylerinden birçoğuna girip çıktık. Köy kahvelerinde oturduk çaylarımızı yudumladık ve yorgunluk attık. Genelde yörede yaşayan vatandaşlar bu köylerin tümüne Kozak Köyleri adını vermiş. Dağlık ve ormanlık bir alanda kurulduğu için de bölgenin adı Kozak Yaylası olmuş.
Kozak taşı da ünlü
Yol boyunca kozak taşını işleyen tesislere rastladık. Yani Kozak Yaylası sadece fıstık çamıyla ünlü değil. Kozak taşı da bu bölgenin geçim kaynakları arasında yer alıyor. Özellikle belediyeler bu taşları kendi kent merkezlerine döşemek için aylar öncesinden sıraya giriyormuş. Yukarıbey nahiyesinde verdiğimiz mola sırasında kahvede sohbete katılan köylüler bize 15 köyde halı dokumacılığının da yapıldığını anlattı. Ancak ekonomik nedenlerde köy sayısı günümüzde yediye düşmüş. Sadece, Karaveliler, Kıranlı, Çamavlu, Güneşli (Tekke), Terzihaliller, Yukarıcuma ve Hacıhamzalar Köyleri’nde halı dokuma işi sürdürülüyormuş.
Yağmur altında sıcak çay
Kozak Yaylası’ndan dönüşte farklı yerler görmek amacıyla gezimizi Çanakkale yoluna kadar sürdürdük. Ayvalık Çarşısı, oradan Dikili’ye geçtik. Havanın da güzel olmasından yararlanıp sahilde bir kafeteryaya oturup çaylarımızı yudumladık. Dikili’den ayrılırken hava iyice karardı ve soğumaya başladı. Çanakkale yolu yerine Çandarlı yolunu tercih ettik. Yaklaşık 20 kilometrelik bu güzergah da kırmızı kiremit kaplı köy evleriyle dolu ve tam bir köy yolu. Yağmur atıştırmaya başlarken Çandarlı sahilinde de birer sıcak çay içip İzmir’e dönüş yaptık.
Biraz da coğrafya bilgisi
Ege’nin en güzel coğrafyası, en ilginç ekonomik kaynağı, çam fıstığı, Kozak üzümü, Kozak elması, Kozak helvası buradadır. En güzel piknik, kamp ve gezi yeridir. Yaylanın yüksekliği 500 ile 1000 metre arasında değişir.800-1000 metre yükseltilerde: kızılçam (pinus brutia) ve Fıstık çamı (pinus pinea), 100 metre üstü doruklarda: karaçam (pinus nigra) bitki örtüsü kendini gösterir. Kozak yayla çanağı 15 kilometre çaplı bir çemberdir. Bu çemberin içinde: 16 milyon fıstık çamı vardır. Bunun: 5 milyon ağaç tam verimli, 5 milyon ağaç az verimli ve yeni yetişenler 6 milyonu da boy boy yeni dikilenlerdir. Bu ağaçlardan fıstık üretimi yıldan yıla değişmesine karşın ortalama 1000 ton dolayındadır. Bunun: % 90’ı dışsatım (ihracat) % 8’i iç piyasaya % 2’si de üretici payına ayrılmaktadır.
Fıstık çamının öyküsü
Kozak Yaylası’na fıstık çamı egemendir. Üretim biçimini de, yaşam biçimini de bu ağaç belirler. Yayla Çanağı 16 milyon ağaçla bir yeşil denizdir. Fıstık çamı bir Akdeniz bitki örtüsüdür. Nasıl ki zeytin ağacı bir Akdeniz bitkisidir ve vatanı bu çevredir, fıstık çamının da vatanı İtalya, İspanya değil tüm Akdeniz’dir. Bitki örtüsünün oluşmasında iklim ve toprak öncelik taşır. Fıstık çamı Akdeniz ikliminde ve taşlı, kalkerli topraklarda salınır. Bu nedenle bu bitkiyi coğrafya yaratır. Fıstık çamı Kozak Yaylası’nda ilkçağdan beri vardır. Çam fıstığı yöremizde vardı, fakat yararlanılması bilinmiyordu. Romalılar, asıl vatanları olan İtalya’da bu bitkiyi üretimde kullanıyorlar ve Bergama Krallığı sonrasında (M.Ö. 133) bölgemizde egemen olunca fıstık çamının üretimine ve ağacın daha geniş alanlara yayılmasına öncülük ettiler. Fıstık çamının ilk yayılma alanı Okçular ile Perperene (Aşağıbey) açısıdır. Buradan dalga dalga yayla çanağına yayıldığı anlaşılmaktadır. 2250 yıldan beri Kozak, fıstık çamı ile tanışıktır. Türklerin yöremizde fıstık çamı ile tanışması 300 yılı geçmezken üretim artışı, pazarlama, ihracat ve ürünün değer kazanması ise son 50 yılda gerçekleşmiştir. Fıstık çamının meyva özelliği dışında kerestesi, odunu da makbuldür. Kozalağı, kıpcığı, kıpırı, dalı, sapı, pürçeği, kabuğu, çırası, sakızı ile de ayrı bir zenginlik sunmaktadır.
Tarihçesi
Osmanlı Devleti zamanında Karasi Eyaleti’nin merkez sancağı Balıkesir olup şu kazaları vardı: Bigadiç, Sındırgı, Başgelenbe, Kemer Edremit (Burhaniye). Edremit, Ayazmend (Altınova), Kozak, İvrindi, Manyas ve Fırt (Susurluk). Bir aralık Sincanlı ve XVIII. yüzyılın sonunda Ayvalık da eklenmiştir. Bu bilgiden anlaşıldığına göre Karasi Eyaletine Bergama dahil edilmezken Kozak, üstelik kaza olarak yani kalıcı biriminde bağlı gösterilmiştir. Demek ki Kozak’ın, yayla yerleşiminin verdiği bağımsız coğrafya gereği kaza ağırlığı kazandığı karşımıza çıkıyor. Bu bir tarihi realitedir. XIX. yüzyılın başında Karasi Eyaleti Hüdavendigar ve Kocaeli namıyla, oluşturulan eyalete bağlanıyor ve müteselsil ile yönetiliyordu. XIV. yüzyılda fethedilen yerlerde tekkeler kurulmuştur. Baba ve dede denilen alperenler, bu tekkelerde Türkmenleri örgütlemişlerdir. Kozak Yaylası’nda bugün Güneşli dediğimiz köyün eski adı Tekke Köy’dür.
- Gölcük’te kar keyfi
- Kuş cenneti suya doydu…
- Anadolu’da özel bir köşe
- Karaçamlar Müzesi
- Yüreklerini bırakıp gittiler 19. Yüzyılın çağdaş kenti: Kayaköy
- Yazın da üşünür
- Akdağ’ın güzellikleri
- UNESCO dünya tarihi miras listesine aday
- Sisler bulvarı
- Düşlüyorum neden olmasın?
- 700 Yıllık Açık Hava Müzesi: Cumalıkızık
- Spil Dağı’ndan Bayındır Ovası’na
- Dodurgalar Keloğlan Mağarası’nı hiç duydunuz mu?
- Dünyanın fıstık deposu
- Kara Biga
- SAKIZLI YAŞAM
- Midilli bilirdim Lesvos çıktı…
- Altın aramak serbest, hamak kurmak yasak...
- Bir günde dört mevsim

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Çağnur ŞARMAN
Ferda Ercan UYULAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
