Yazarlar
Anket

9 Eylül’e doğru
İzmir’in ve “Kurtuluş Savaşı”nın sembolü olan 9 Eylül çeşitli etkinliklerle İzmir’de her yıl anılır. Bu törenlerin gelenek haline gelmiş programlarının yanında, halkımızın anlayacağı bir anlatımla o günlerde ülkemizde neler yaşandığını anımsatmak gerektiğine inanıyorum. O gece meydanlara toplanan kitlelere izletilen konserlerin öncesinde verilecek bir görsel sunumla katılımcılara günün anlamı daha kalıcı olarak verilebilir. Bu konuda çok mücadele verdiğimi ilgililer iyi bilirler. Bu ayki yazımla yaşanan tarihi olayları kısaca okurlarımıza anlatacağım:
Almanların oldu bittisiyle Dünya Savaşı’na giren Osmanlı Devleti, başta Çanakkale olmak üzere birçok cephede galip gelmiştir. Almanya’nın bu savaşta aldığı yenilgi üzerine, mağlup sayılan Osmanlı Devleti galip devletlerce önüne konan Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalmıştır. Mondros Ateşkes Antlaşması’nı gerekçe gösteren galip devletler, Anadolu’da çeşitli emelleri olan Yunanistan’a İzmir’i işgal etme görevi vermiştir. Gazeteci Hasan Tahsin de 15 Mayıs 1919 günü attığı ilk kurşunla emperyalizme karşı durmanın bir sembolü olmuştur. Anadolu’yu işgal eden emperyalist güçlere karşı ordusu terhis edilmiş olan Türk milleti kendiliğinden direnişe başlamışlardır. Yunan kuvvetleri İzmir’e çıktığı andan itibaren, Ege’nin ve İzmir’in efeleri direniş örgütleri kurmuş ve düzensiz olarak Yunan ordusuyla savaşmıştır. Daha sonra Ankara’dan yapılan çağrıya uyarak, düzenli orduya katılmışlardır.
Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a ayak basmasıyla Anadolu’daki “direniş” liderini bulmuş, ardından da kongre süreçleri başlamıştır. Peş peşe kazanılan 1. ve 2. İnönü, Dumlupınar ve Sakarya Meydan Savaşları ile yurdun kurtarılması yolunda önemli adımlar atılmıştır. 26 Ağustos 1922’de başlayan “Büyük Taarruz”, Türk Kurtuluş Savaşı’nın son safhası olmuştur. 30 Ağustos günü kazanılan “Başkomutan Meydan Muharebesi”nde bir gün içinde Yunan ordusunun en önemli bölümü etkisiz hale getirilmiştir. Böylece kesin sonuç, beş gün içinde elde edilmiş ve hazırlanan plan tam bir başarıyla uygulanmış oldu.
İleri!
1 Eylül’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, ordulara bir bildiri yayınlayarak şu tarihi emrini vermiştir: “Bütün arkadaşlarımın Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini göz önüne alarak ilerlemesini ve herkesin akıl gücünü, yiğitlik ve yurtseverlik kaynaklarını yarışırcasına esirgemeden vermeye devam eylemesini isterim. Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”
Şimdi Türk Ordusu’nun hedefi; Yunan’ın geldiği gibi İzmir’den kovulmasıydı. 28 Kasım 1918 tarihinde, İstanbul’a dönen Mustafa Kemal Paşa, İstanbul Boğazı’nı tekneyle geçerken, düşman gemilerini göstererek, “Geldikleri gibi giderler” demişti. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın İzmir’i “kurtuluşun sembolü” olarak seçmesinin asıl nedeni işte buydu. Türk kuvvetleri 2 Eylül’de Uşak’a girmiş, Yunan Ordusu Başkomutanı General Trikopis tutsak edildikten sonra takip harekatı insanüstü bir hızla ilerlemiştir. Türk askeri dinlenmek ve uyumak istemiyordu. Çünkü kurtardığı her kasabanın, köyün, şehrin Yunanlılar tarafından yakıldığını, bölgedeki Türklerin de acımasızca katledildiğini görmüşlerdi.
9 Eylül 1922 sabahı, Türk ordusunun öncüleri, artçıları, piyadeleri ve süvarileri İzmir’in kapısı Belkahve’ye dayanmış ve saat 05.00’te muzaffer ordumuz İzmir’e girmiştir. 2. Süvari Tümeni’nin 13. Alayı Binbaşı Atıf komutasında Saat 09.00’da Bornova’ya ulaşmış ve Mersinli yoluyla İzmir’e “gir” emrini almıştır. 1. Süvari Tümeni’ne ise Kadifekale’ye doğru ilerle emri verilmiştir. Binbaşı Reşat, İzmir’e girme görevini Yüzbaşı Şerafettin komutasındaki 2. Süvari Bölüğü’ne vermiştir. Yüzbaşı Şerafettin iki bölük halinde öncülerini İzmir’e doğru yürütürken, Halkapınar civarındaki Tuzakoğlu Un Fabrikası’ndan süvarilerimiz üzerine ateş edilmiştir. Süvarilerimiz Alsancak Garı’nı dolaşarak, Gündoğdu’dan denize ulaşmıştır. Saat 10.00’da Yüzbaşı Şerafettin komutasında Teğmen Hamdi ve Teğmen Ali Rıza ile beraber İzmir Hükümet Konağı’na Türk bayrağı çekilirken, aynı anda Sarı Kışlaya Yüzbaşı Zeki ve Kadifekale’ye de Teğmen Besim tarafından Türk bayrağı çekilmiştir.
9 Eylül gecesini Nif kasabasında geçiren Gazi Mustafa Kemal Paşa ve komutanlar, 10 Eylül saat 14.00’te İzmirlilerin tezahüratları arasında İzmir Hükümet Konağı’na gelmişlerdir. Gazi Mustafa Kemal Paşa, burada İzmirlilere bir konuşma yapmıştır. Akdeniz’e doğru bakan Gazi Mustafa Kemal Paşa:“Bir rüya görmüş gibiyim” diye mırıldanmış ve İzmirlilere yanıtını şöyle vermiştir: “Başarı benim değil sizin, milletimindir.”
12 Ekim 1925 tarihinde, Gazi Mustafa Kemal Paşa Kemalpaşa’yı ziyaret etmiş ve yaptığı konuşmasında şunları söylemiştir:“Bütün hayatımda sevinçle geçirdiğim bir gece vardır. O gece ordumuzun İzmir’e girdiği günün burada geçirdiğim gecesidir. O zaman buradan geçerken, bu muhterem halkın gördüğü zulüm ve düşmanlığa rağmen, resmimi koynundan çıkararak beni tanıdıklarını ve otomobilime atılarak kucakladıklarını unutmam. Bugün o hatırayı yaşıyorum.”
Çılgın Türklere kulak verin
18 Eylül 1922 günü, Uşakizade Köşkü’nün önünde geçen o günleri güzel bir şekilde özetleyen anıya kulak verelim. Fransız Yüksek Komiseri General Pelle ile Gazi Mustafa Kemal Paşa köşkte konuşuyorlardı. Merdivenin önünde Fransız Amirali Dumensil Gazeteci Ruşen Eşref’e hayret içinde şunları söylemiştir. “On dört gün içinde hem yüz kırk, yüz elli bin kişiden fazla bir orduyu yok etmesi, beş yüz elli kilometrelik bir yolu süvarinin on günde aşması, askerlikte nadir görülmüş bir şeydir, şaşılacak bir şeydir. Fakat en şaşılacak şudur ki, develer ve kağnılarda beraberdi.”
88 yıl önce ülkemizde emperyalizmin temsilcilerine verilen ölüm kalım savaşını kısaca ana hatlarıyla sizlere anımsattım. Tarihini bilmeyenin geleceğinin olamayacağı bilinen bir gerçektir. Günümüzde ver-kurtul politikasını güdenler, şanlı zaferlerle dolu tarihimize ihanet etmekte olduklarının farkında mıdırlar? Yukarıda kısaca anlattıklarımı okuyanlara tavsiyem şudur ki; “Çılgın Türklere ve onun yarattıkları esere sahip çıkalım, çıkmayanları da tarihi gerçeklerle uyaralım.” Bu ülke hepimizin, bu ülke 90 yıl önce yaşananları kavrayıp, koruyanlarındır. Sevgilerle...
- Buca Kültür Turizmi Çalıştayı
- Fransa ve Ermeniler
- Van Depremi ve İzmir
- Kadınlarımız siyasi hayatta ve Benal Nevzat
- Atatürk ve Din
- Atatürk ilk defa ne zaman ‘Cumhuriyet’ kelimesini ortaya atmıştır?
- 9 Eylül 1922 Ülkenin Kurtuluşu
- 26 Ağustos 1922 İzmir’e doğru
- Müderriszade-Faralyalı Ailesi
- Atatürk ve çocuk
- “Dünya Kadınlar Günü”nü nasıl kutlayalım…
- İzmir içinde saklı bir cennet “Kavacık”
- Buca Evleri ve bağları
- Dünya gözüyle Atatürk
- Anılarla Cumhuriyet’in kuruluşu
- 9 Eylül’e doğru
- Hatay’ın Anavatan’a kavuşması
- İzmir’de açık hava müzeleri kurulmalı
- Biz, Çevre Günü'nü kutlamayı hak ediyor muyuz?

Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Çağnur ŞARMAN
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
