Yazarlar
Anket

Çağnur ŞARMAN
Dünyayı güzellik kurtaracak…
Dünyayı güzellik kurtaracak…
Hava, martılar, ışıklı şehir
Sarhoş ediyor beni yosun kokusu
Hilesiz kucaklamak istiyorum
Dünyayı şehri ve seni
Zülfü Livaneli
Bir varmış bir yokmuş dünya denilen bir yer varmış. Zeki Müren adlı bir sanatçının eski bir şarkısında şu sözler varmış:
Aşkın sırrı bilinmez, arkasından gidilmez
Bu yoldan giden yolcu, bir daha geri dönmez
Bu dünya yalancı bir dünyadır
Gözleri görmeyen aşık olandır
Gördüklerimiz hepsi hayaldir
Allah’ım bu yolcuyu uyandır
Açma gönlümdeki derin yarayı
İstemem tacı, tahtı, sarayı
İşte bak geçiyor düğün alayı
Gel unut artık bu yalan dünyayı
Yıl olmuş 2011. İşler artık çığırından iyice çıkmış. Kötülük egemen oluyor gibi gözüküyormuş. İşler sarpa sarmış tüm dünyada. İnsanlar yaşayacak başka dünyalara, kendilerini kurtaracak uzaylılara bile merak salmaya başlamış. Tüm bu karmaşa içinde Çağan Irmak adlı İzmirli genç bir yönetmen bir film yapmış. Filmin adı ‘Prensesin Uykusu’ olmuş. Kötülük ve iyiliğin olduğu bir dünyadaki prensesin uykusunu anlatmış. Ve bu yönetmen de ‘iyiliğin aslında gerçek zeka gerektirdiğini ve iyiliğin aslında daha güçlü olduğunu’ savunuyormuş. Bunun tam aksi gerçek gibi gözükse ve gösterilse de. Sadece iyilik ve kötülüğün savaşı yokmuş. İnsan denilen tür bu dünyada birbirlerine saygı duymak ve bu mücadeleyi birlikte götürebilmek için birbirlerine yardım edip destek olacaklarına, birbirlerine her tür saygısızlığı yapıp birbirlerine köstek olmak konusunda hiç geri kalmıyormuş. Sait Faik adlı bir yazar varmış bağırmak istemiş ve şöyle bağırmış: “Kiraz mevsimi para kazanmak değil, sevişme vaktidir.” Ama bazı insanlar artık neyin işlerine gelip neyin gelmediğini ayırt edemez hale gelinceye kadar her şeyi işlerine geldiği duyar olmuş. Ve bazıları tembellik, aylaklık, çalışkan olma hali ve insanlıktan çıkma halini birbirine karıştırırlarmış. Şimdi nar mevsimi mesela, Sait Faik tembelliği savunmuyordur başka bir bildiği vardır belki demezlermiş. Zaten artık mevsimler bile kendilerini şaşırmış. Yazın kış, kışın yaz olabiliyormuş. Herkes büyük bir ciddiyetle ve büyük bir hırsla ayakları yere sağlam basar bir şekilde yürüyormuş bu yolu. Oysa ciddiyet belki de çağın en büyük hastalığıymış. Ayakların yere basması ne demek bunu hiç düşünmezlermiş? Hangi yer? Çekemez, kıskanırlarmış insanlar birbirini. Çekememezlik ve kıskançlık insanı olduğu durumdan ileri götürmezmiş. Var olan durumunu daha büyük bir cehenneme çevirirmiş. Çünkü insan sadece ve sadece kendisi ile yarışabilirmiş, yani en fazla dünkü hali ile. Herkes bıraksa bütün bunları ve mahallesinde en az 1 kişiyi gülümsetse, 1 kişiye yemek ikram etse evrene yayılacak olumlu dalgalar müthiş bir bolluk ve bereketle ona geri dönermiş. Bu basit sırrı bilse insanlık ve insanlar çok şey kazanacaklarmış. Güzellik içten dışarıymış. İnsanlar yemek ikram etseler o kişiye bunun nasıl bir çıkarı olduğunu düşünüp düşündürtecek seviyeye inmiş. Oysaki güzelliğin bile zekatı varmış, bilginin, gücün ve paranın olduğu gibi. Ve güzellik bir seçimmiş, kötülüğün, adam olmanın ya da olamamanın bir seçim olduğu gibi. Verdiğin zaman 2 katını geri alırmışsın eğer ki 2 katını geri almak için vermemişsen. Masalın sonunda hep iyiler ve iyilik kazanacakmış. Çünkü dünyayı güzellik kurtaracakmış.
Ve
Bir insanı sevmekle
Başlayacakmış her şey…
Tüm Yazıları
- İzmir, yıl 2022…
- Uyuyan Güzel İzmir
- İzmir’de ‘kültürel akupunktur’
- ‘Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin…’
- Bodrum, Bodrum...
- ASMANIN BÜYÜSÜ URLA’DA ‘Üzüme balın, zeytine yağın düştüğü gün’- 14 AĞUSTOS
- Alırım Başımı giderim Efeler gibi heeeyyy!
- Bir Efe Yürüyüşünün incelenmesi 1
- Hepimizin hayatı iki kelime, Bir varmış, bir yokmuş şu alemde…
- Bir müzik hocası...
- Dünyayı güzellik kurtaracak…
- İzmir nasıl kurtulur?
- Haydi, hep beraber evde zeytin yapıyoruz…
- İzmir’in kızları
- Adem, Havva ve bir Elma’nın hikayesi
- İstanbul’da İzmirli olmak...
- Nil Prenses...
- Aşk herkesi kırar biraz… Herkes kendine sürgün biraz…
- Adem ile Havva ve bir elmanın hikayesi-2. bölüm

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
