Yazarlar
Anket

Nil Prenses...
Bir varmış bir yokmuş, periler ve masallar ülkesinde Ege’de bir balıkçı kasabasında bir asmanın ve muhteşem çardağın altında yaşarmış Nil Prenses. Annesi ve babasının ilk göz ağrısı hatta büyük anne ve büyük babasının ilk torunu bir taş bebekmiş. Kıvırcık saçlarıyla, bembeyaz teni ve kırmızı yanaklarıyla neşe saçmış dünyaya geldiği zaman.
Dünya, zaten o zaman daha bir neşeliymiş. Balıkçı kasabasının ünü Akdeniz’de yaygın balıkçıları Kaptan Tafa, Muhteşem Nihat ve kardeşleri Ege Denizi’nde ne var ne yok çıkarırlarmış. Fırtına Hülya, her şeyi organize eder akşam büyük sofralar kurulurmuş.
Çocuklar sabahçı ya da öğlenci, adamların hepsi akşamcıymış. Deniz’in, fırtınaların, adaların ve dalgaların rahle-i tedrisinden geçmiş olan bu halk, balıkların akşam sofralarının ve rakının, akşam yemeği yolculuklarının özünü yaşarmış. Masayı Madam Despina kurmasa da, bir akşam Keriman, bir akşam Leman, bir akşam Deniz yardıma yetişir, kirli beyaz muşamba örtüleri serer, sediri asmanın altına çeker, yanında da Müzeyyen Ablaların en incesi olurmuş. Müzeyyen’in kendisi de bir Alsancak klasiği olarak gülümsemesini yollarmış. Alsancak dediğimiz eski Alsancakmış, içinde Hayat Sokağı olan, Havra Sokağı olan.
Alınan duşun suyunu güneş, yemekleri kalabalık ısıtırmış. Kapılar da masalar da tahtadanmış. Komşular varmış. Komşuluk, mahallenin esasıymış. Seniha Hanım ve sevgili eşi Mustafa Bey, geldikleri büyük Akdeniz adası olan Girit’ten sonra hep beraber bu kasabanın mahallenin sakinleri olmuşlar. Yakışıklı büyük dayılar Önder, Enver, Yılmaz, Muzaffer, Alsancak’ta fırtına koparır arada onlar da kasabaya gelirlermiş. İnleyen nağmeler ruhları sarar, Kamuran Sultan, Tülay Sultan’ı ararmış.
Gelin görün ki böyle esaslı bir dünyaya gelmiş Nil Prenses. Geldiğinde henüz bozulmamış o berraklık, o ferahlık, o bolluk, o büyü. Geldiğinde henüz bozulmamış dünya o kadar. ‘Bilge’ liği bile duyup özenip parayla satın alabileceğini sanan içi bozuklar yokmuş çok o kadar etrafta. Hayat, Hayat Sokağı’nın dönüşümü gibi bir şeymiş. Dünya esaslı bir yermiş, ama esasın içinde esas olan da acılar, çürümeler ve rutubetlenmeymiş de aynı zamanda. Hayat rutubetlenmeyi ve çürümeyi de içeriyormuş. Bunun için de zamanın geçmesi. Dünyanın bozulacak olmasına, geldiği halde kalamayışına dayanamamış Nil Prenses.
Nil Prenses bağırmış ama dünya onun çığlıklarını duymamış, “dünya bozuluyor bir şeyler yapın” demiş dünyaya. Nil Prenses ve o esaslı dünyası, onun özü sonsuza kadar yaşayacakmış. Çünkü dünyayı bozsalar da, Nil Prenses’i ve o esaslı dünyayı bozamayacaklarmış.
Kimsenin buna gücü asla yetmeyecekmiş. Nil Prenses aramızdan ayrılmış. Ve şu an uzaktan o esaslı dünyaya gülümsüyormuş.
- Uyuyan Güzel İzmir
- İzmir’de ‘kültürel akupunktur’
- ‘Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin…’
- Bodrum, Bodrum...
- ASMANIN BÜYÜSÜ URLA’DA ‘Üzüme balın, zeytine yağın düştüğü gün’- 14 AĞUSTOS
- Alırım Başımı giderim Efeler gibi heeeyyy!
- Bir Efe Yürüyüşünün incelenmesi 1
- Hepimizin hayatı iki kelime, Bir varmış, bir yokmuş şu alemde…
- Bir müzik hocası...
- Dünyayı güzellik kurtaracak…
- İzmir nasıl kurtulur?
- Haydi, hep beraber evde zeytin yapıyoruz…
- İzmir’in kızları
- Adem, Havva ve bir Elma’nın hikayesi
- İstanbul’da İzmirli olmak...
- Nil Prenses...
- Aşk herkesi kırar biraz… Herkes kendine sürgün biraz…
- Adem ile Havva ve bir elmanın hikayesi-2. bölüm

Ahmet GÜREL
Av. Çiler Nazif...
Berna BRIDGE
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Dr. Tuna YILMAZ
Ferda Ercan UYULAN
Gizem SEZGİN
Işık TEOMAN
Mehlika ÖKTEM
Meltem ONAY
Merve TIRAŞÇI
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
