Yazarlar
Anket

Aşk herkesi kırar biraz… Herkes kendine sürgün biraz…
Görsel’ bir dünyada yaşıyoruz. Savaşları film izler gibi izliyoruz, zaten daha sonra filmleri çekiliyor. Biz o filmleri de izliyoruz. Görsel bir dünyada seyrediyor ya da yaşıyoruz aşkları da, barışları da. Dizileri de izliyoruz, evet izliyoruz. Örneğin ‘Hatırla Sevgili’… Türkiye Cumhuriyeti tarihini (50’lerden başlayarak) bir aşk hikayesi çevresinde anlatmak, Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışır bir tavır olmuş bence. Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihini de, ‘aşk’ı da anlamak biraz zor ama ikisini birlikte izlemek hoş oluyor. Ada yasemini zarafetinde bir harman olmuş dizi, yapanların eline sağlık.
80 doğumlu bir çocuğun portresi denildiğinde bana çağrışım yapan bir karakter var görsel dünyadan. 1970 doğumlu yönetmen Çağan Irmak’ın yazıp yönettiği ‘Babam ve oğlum’ filminde 12 Eylül 1980 doğumlu bir oğlan çocuğunu izlemiştik. Küçük Deniz 12 Eylül 1980 sabahı sokağa çıkma yasağı olduğu bir gün sokakta doğmuş bir çocuk. Deniz’in babası ve babasının ailesi, bir dönemin tarihini ve sosyal yansımasını dokunaklı bir şekilde ifade etmiş. O filmde beni çok etkileyen bir sahne şöyle, Deniz’in babası hapishanede gördüğü kötü muamelelerden dolayı hasta olmuş ve öleceğini bilmektedir. Fakat henüz 7 yaşında olan oğlu Deniz için üzülür, bu sırada babası ona ‘merak etme, seni hep böyle hatırlar zannetme, çocuklar babalarını istedikleri gibi hatırlar’ der. Deniz, dedesinin ona hediye ettiği kamera ile hayal gücü içinde bir yolculuğa çıkar ve babasını da istediği şekilde görür, istediği gibi hatırlar. Çocukların babalarını istedikleri gibi hatırladıkları belki doğrudur. Ayrılan sevgililer de belki birbirini istedikleri gibi hatırlıyordur. Hatta bir ulus da tarihini belki istediği gibi hatırlıyordur. ‘Hatırla Sevgili’ hatırlanacak şey iyi bir şeyse güzel ama ya değilse? O zaman ‘Hatırla Sevgili, Hatırla istersen ama barış’ mı demek lazım acaba? Günahıyla sevabıyla kabul edip, barışıp, hatalardan ders alıp, yola devam etmek mi gerekir acaba? Ya da ne yapmak gerekir? Geçmişten hoş olmayan bir düşünce aklımıza takılırsa hatırladığımız, o fikrin bize ‘ …İhtimal ya fikrinize düşersem, tutturun bir Rumeli havası…’ deyişini mi duymak lazım?
Sevdamız bir uzun bakış
Ey memleket, ey soylu düş
Ömrümüze girip oturdu kış
…
Ne bu sürgün, ne bu gidiş
Ey memleket sevdalı düş…
Sonra da ‘olur mu böyle olur mu?’diye sormak mı lazım? Bence önce barışmak lazım, biraz affetmek biraz barışmak, biraz fark etmek, sonra da şarkı söylemek belki de…
- İzmir, yıl 2022…
- Uyuyan Güzel İzmir
- İzmir’de ‘kültürel akupunktur’
- ‘Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin…’
- Bodrum, Bodrum...
- ASMANIN BÜYÜSÜ URLA’DA ‘Üzüme balın, zeytine yağın düştüğü gün’- 14 AĞUSTOS
- Alırım Başımı giderim Efeler gibi heeeyyy!
- Bir Efe Yürüyüşünün incelenmesi 1
- Hepimizin hayatı iki kelime, Bir varmış, bir yokmuş şu alemde…
- Bir müzik hocası...
- Dünyayı güzellik kurtaracak…
- İzmir nasıl kurtulur?
- Haydi, hep beraber evde zeytin yapıyoruz…
- İzmir’in kızları
- Adem, Havva ve bir Elma’nın hikayesi
- İstanbul’da İzmirli olmak...
- Nil Prenses...
- Aşk herkesi kırar biraz… Herkes kendine sürgün biraz…
- Adem ile Havva ve bir elmanın hikayesi-2. bölüm

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
