• Ana Sayfa
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Moda - Alışveriş
  • Güzellik
  • Mekan
  • Gezi
  • Ekonomi
  • Kültür-Sanat
  • Sağlık
  • Röportaj
  • Spor
  • Yaşam

Yazarlar

Ahmet GÜREL
Buca Kültür Turizmi Çalıştayı
Berna BRIDGE
Kadın olmak masallarda bile zor mu?
Beyza IŞIK
Sadece hatırla
Burakhan UYGAN
Boş oda
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Twitter Microsoft iş birliği i...
Çağnur ŞARMAN
İzmir, yıl 2022…
Ferda Ercan UYULAN
Batıl inançlar
Işık TEOMAN
Gölcük’te kar keyfi
Meltem ONAY
Tango ve Tutku
Necdet GONCAGÜL
Erkekler için bahane, kadınlar...
Özlem DEMİRCAN
Pisagor Üçgeni Samaslu’ymuş
«
»
Tüm Yazarlar
Mavi Piksel

Alsancak Tren Garı 158 yaşında

  • ''ALSANCAK TREN GARI'' FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk demiryolunun başlangıç noktası olan Tarihi Alsancak Garı, İzmir’in simgelerinden biridir. Birçok badireler atlatsa da ayakta kalmayı başaran bu nadide yapı, artık defile ve özel yemeklere de ev sahipliği yapıyor
Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk demiryolu olan, olaylı bir açılış ve işletmeyle çalışmaya başlayan İzmir-Aydın Hattı’nın yapımı için gerekli izin İngiliz girişimci Wilkin ve dört arkadaşına verilmişti. Ancak; imtiyaz 1857 yılında İzmir’den Aydın’a Osmanlı Demiryolu Kumpanyası’na devredilmişti.
Aynı yıl Vali Mustafa Paşa tarafından temeli atılan demiryolunun başlangıç yeri Alsancak Garı noktası oldu. 1858 yılında hizmete açılan Alsancak Garı, 1866’da işlemeye başlayan Aydın Hattı ile yoğun olarak kullanılmaya başladı. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra ORC’ye ait olan istasyon, 1935 yılında ilgili firmanın devre dışı bırakılmasıyla TCDD’ye geçti, günümüze kadar TCDD bünyesine geldi. Son buharlı tren, istasyonu 1980 yılında terk etmiş, geçmişin tozlu sayfalarında ve tren müzelerinde yerini almıştır. 1 Mayıs 2006 tarihinde İzban Projesi ile kapatılan Alsancak Garı, 19 Mayıs 2010 tarihinde tekrar yolcu taşımacılığına açılmıştır.
Kemer İstasyonu’ndan sonra İzmir’deki en eski ikinci tren istasyonu sıfatını taşıyan Alsancak Garı, ayrıca TCDD 3. Bölge Müdürlüğü’ne de ev sahipliği yapmaktadır. Hatları 2001 yılında elektrikli trenlere uygun hale getirilen Alsancak’tan Ankara, Afyon, Uşak ve Bandırma şehirlerarası yolcu taşınırken, banliyö olarak da Aliağa ve Menderes ilçelerine sefer yapılıyor.

Bazen sevinç
bazen hüzün gözyaşları
1990 yılının başına kadar demiryolu ulaşımının vazgeçilmez araçlarıdır oflayan, puflayan buharlı trenler. Yaşı 50 civarında olanların mutlaka bir anısı vardır trenlerle alakalı. Kimi hasretle gelecek bir yakınını, kimi de sevdiğini beklemiştir istasyonun kara taşları üzerinde volta atarak.
Kimi zaman hasretlerin giderilme yeri olan peronlar, kimi zaman da ayrılık hüznüne tanıklık etmiştir. Asker vagonlarının al bayraklara donanmış cümbüşü bir çoğumuzun yaşadığı ve yaşayacağı manzaralar değil midir? Benim de kara trenle tanışmam askere giderken olmuştu... Babamım, 1967 Kasım’ında arkadaşım devrem Ali Uz ile beni Kütahya’ya uğurlayışı dün gibi gözlerimin önündedir hala...
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk de demiryolu ulaşımına çok önem vermiş, Anadolu gezilerinde hep treni tercih etmiştir. Artık kara trenlerin sesi ve soluğu maziye karıştı. Seferden kaldırılan buharlı lokomotifler TCDD’nin Selçuk Çamlık Açık Hava Müzeleri’ni süsler oldu.

“Hayranlıktan tutkuya geçiş anı”
İzmirli’nin yakından tanıdığı İzmir Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Hanri Benazus’un da tren ve Atatürk ile ilginç bir anısı vardır. O dönemde yaşadıklarını şöyle anlatıyor Hanri Bey; Çocukluk yılları, tüm insanların yeni yeni formasyonlar edindiği ve bir ömür boyu tıpkı karakterinin oluşumdaki izdüşümleri şeklinde yapılanan ve etkilerini sonsuza dek duyumsatan varoluş yansımalarıdır. Bir çocuk düşünün ki, topu topu 40 hanelik bir köyün doğa ile haşır neşir olmuş ortamında yaşamaktadır. Yine bir çocuk düşünün ki, bu kısıtlı ortamın içinde, aile içi ortamında, kimi sınıfının kapısı, kimi sınıfının penceresi, kimi sınıfının da öğretmeni olmadığı bir ilkel okul ortamında dahi, hep duyumlarının hayallerinin süslediği bir “Atatürk” hayranlığı ile büyümektedir.
İşte bu ortamda ben, Hanri Benazus, o küçücük yaşımda belki de tüm yaşamıma yön verecek bir olağanüstülüğü yaşama şansına erdim. Benim için, bunun öyküsü, araştırmacı Gazeteci Profesör Şadan Gökovalı’nın kaleminden yansıyan satırlarında bugün gibi canlılar...
Cumhuriyet’in 75. yılında, 29 Ekim 1998’de Sabah Gazetesi’nde de yayınlanan bu yazının bazı satırbaşları şöyle:
“Atatürk’ün nöbetini tutanlardan Cevdet Tolgay’ın 9 Ekim 1937 Cumartesi günlü tutanağına göz atıyorum: Aziz Ata, o gün saat 11.00’de hususi trende uyanmış. 14.00’te Nazilli’ye inmiş. Cumhuriyet’in ümran eserlerinden Nazilli Basma Fabrikası’nın açılış törenini onurlandırmış.
Saat 16.30’da Ata’mızla birlikte, Bakanlar Kurulu Üyelerini ve öteki seçilmiş konukları taşıyan özel tren, Söke yönüne doğru hareket etmiş.
Kısa sürede “Kutsal Yolcu”yu taşıyan “Özel Tren”in Nazilli’den kalktığı tüm istasyonlara tellendi. O zaman köy olan Ortaklar’da karşılamaya durdu. Karşılayıcılar arasında muhtar, öğretmen, İstasyon Şefi İsmail Bey, imam ve İncir Tarım Satış Kooperatifi’nin yazmanı İshak Benazus, devleti temsilen başı çekiyordu. Bir yandan da İshak-Fortüne çiftinin yaklaşık 7 yıl 7 ay önce, yani 27 Mart 1930 Perşembe günü doğmuş olan oğlu Hanri, babasının ceketinin eteğini çekiyordu.
- Baba, ben de göreceğim Atatürk’ümüzü...
Kurucu Cumhurbaşkanı trenden indi. Kendisini yürekten karşılayanları vakur bir gülümseyişle selamladı. Tam bu tarihsel anda küçük Hanri, babasının elinden kurtulup, Ata’nın eline yapıştı. Ata bir yandan Hanri’nin kıvırcık saçlarını okşarken, bir yandan da halkına şu altı en az iki kere çizilecek sözleri söyledi:
- Ellerinizi birbirlerine değil, yüzünüze tutun, başınıza vurun. Çünkü ufukta Cihan Savaşı var... Büyük Ata, Küçük Hanri’nin elini bırakmadı. Onu da aldı kompartımanına. Çoğu kez olduğu gibi rakısını ve leblebisini getirdiler. Hanri, karşısına oturduğu Ata’sını hayran hayran seyredip dinlerken, bir yandan da tabaktaki leblebilerini yiyip bitirdi.
İşte böyle başladı Türk iş adamı ve yazar Hanri Benazus’un Atatürkçülüğü...”

Deve trene karşı!
İzmir-Aydın demiryolunun inşasından kısa bir süre sonra 1867’de “Deveci İsyanı”na tanık olundu. Aydın’dan İzmir’e mal getirip-götüren deveciler, “Ray üzerinde giden hızlandırılmış develer”e karşı eylem başlattı. Zira demiryoluyla develerin dört günde taşıdığı mal üç saatte, mal bozulmadan ve kantarı 20 değil 14 kuruşa taşınıyordu. Deveciler demiryolu ilk etabının son noktası olan Kozpınar’da büyük gösteriler düzenledi. Eylemlerden kısa bir süre sonra Alsancak Garı yandı.

2000 yılında onarımdan geçti
Türkiye’nin ilk demiryolu istasyonu ve yakın tarihin sessiz tanığı olan Alsancak Garı, 1858’den günümüze sayısız badire atlattı ve neredeyse baştan inşa edilmek zorunda kalındı. TCDD tarafından en son 2000 yılında kapsamlı restorasyona alınan Alsancak Gar’ında dört cephe onarıldı, çevrede bulunan eklenti yapılar yıkıldı ya da boyandı. Park, ofis, gar binası ve saat kulesi için özel bir aydınlatma ile ışıl ışıl hale getirilen Alsancak Garı yeniden İzmir’in tarihi dokusunun önemli bir parçası haline geldi. Restorasyonla tarihin tozundan arındırılan Alsancak Garı’nı kentin sosyal hayatına yeniden kazandırmak için çalışmalar yürütülüyor. Gar ve çevresinin İzmir EXPO 2015 hazırlıkları kapsamındaki Üçüncü İzmir Kentsel Dönüşüm Projesi’nde yeniden canlanması için de planlar mevcut.

Unutulmaz gecelere evsahipliği
İzmir’in Tarihi Alsancak Garı, artık farklı bir konsepte İzmirlilere hizmet veriyor. Yıllarca trenlerin girip çıktığı tarihi gar, şimdilerde düğün ve özel günler için düzenlenen gecelere ev sahipliği yapıyor. İzmir’in simgelerinden Alsancak Gar’ı bu yeni yüzüyle de İzmirlilerin ilgisini çekiyor. Alsancak Garı, Egeray Projesi’nin başlamasından sonra tarihi dokuya zarar vermeyecek şekilde özel davet ve organizasyonların düzenlenebileceği hale getirildi. Yaklaşık bin 500 kişinin ağırlanabileceği Gar’da, düğünlerin yanı sıra, sergiler, tanıtım ve yemek organizasyonları düzenlenebiliyor. Günlük ya da daha uzun süreli etkinliklerin de yapılabildiği Alsancak Garı’nı fotoğraf sanatçıları da mekan olarak kullanabiliyor.

İzmirli Şefler Pınar Labneli lezzetlerle kazandı

IV. Uluslararası Altın Kep Aşçılar Yarışması sonuçlandı

İzmir-Bandırma hattı ve karlı bir gün

Mart sayımızda Türkiye’de yıllardır İhmal edilen tren yolcuğunun rahatlığını ve en güvenilir ulaşım biçimi olduğunu hatırlatmak ve ...

Doğal Yaşam’da “dev” parti

Türkiye’de doğan ilk fil olarak tarihe geçen İzmir’in doğum günü kutlaması dev bir partiye dönüştü.

Hava Kuvvetleri’nin gözdesi

Evrim Duyar; Airbrush (havalı püskürtme) tekniği ile 9. Ana Jet Üssü’ndeki uçakları, Türk Yıldızları’nı ve pilotların kasklarını b ...

Bu gençler AIESEC’le harikalar yaratıyor!

AIESEC İzmir, değişim ve gelişime açık tüm üniversiteli gençleri 22 Ekim’de düzenlenecek olan ‘AIESEC İzmir Tanışma Toplantısı Sem ...

Ölüm onu bekliyor, O sadece iş istiyor

34 yaşında. Kanser hastası. Hastalığın 4’üncü evresinde. Doktorları “Yapılacak bir şey yok” dese de, o ‘ÖLÜME’ direniyor.

‘Mutluluk Tadında’ eğitime destek

Özsüt ve TEGV işbirliğiyle gerçekleşen Mutluluk Tadında projesinden elde edilen gelirle 675 çocuğun eğitimine yatırım yapılacak

Damlaya damlaya

Konak İskelesi önündeki Tandoğan Gazete Büfesi Sahibi Murat Tandoğan, sizin vapura yetişmek üzere acele edip unuttuğunuz paralarl ...

Üniversiteler İZMİR'e hayat veriyor

Mutlu evlilik var mı?

“Evlilik fedakarlık ister” ya da “Evlilik emek ister” gibi sözler bize çok tanıdıktır

Akıllı Tahta’yla ‘Mili Eğitim’i geride bıraktı

Bayan muhtar, Milli Eğitim Bakanlığı'nın projesini iki yıl önce hayata geçirdi

İnternet bir bağımlılık mı?

Geçmişten günümüze baharın müjdecisi Nevruz

Trene yüklenen hayaller

Gezmeyi ve macerayı seven her insanın aklında bir yurtdışı seyahati olmuştur hep...

Film ve dizilerin yeni gözdesi “DENİZLİ”

Denizli dizi ve sinema sektörünün gerek konu gerekse mekan açısından gözdesi oldu.

Patronunuz kim biliyor musunuz?

İzmir içinde saklı bir cennet “Kavacık”

Yer gök mandalina

Eski evlerin veda mektubu ya da kurtulma çığlıkları

Farkında mısınız? Eski evlerimiz birer birer terkediyor bizi...

Tanrıların içkisi şarap

Nuh peygamber bir gün Ağrı Dağı’nın eteklerinde dolaşırken son derece neşeli bir keçi görür.

Agamemnon Kaplıcaları

Fıçılarla evlere servis edilen şifalı suyun kaynağı kurtarılmayı bekliyor.

Deniz Kültürü Festivali görsel şölene dönüştü

Deniz Ticaret Odası (DTO) ve Deniz Kültürü Derneği tarafından İzmir’de düzenlenen 3. Uluslararası Deniz Kültürü Festivali renkli g ...

Üzüme balın zeytine yağın düştüğü gün

2600 yıllık gelenek Urla'da sürdürüldü. Bereket Günü Bağbozumu Şenliği bu yıl da çok renkliydi.

Kiklad tekneleri sefere hazırlanıyor

Sualtı ve karadan yürütülen kazılarda, Kiklad adlı Ege’nin en eski tekneleri ayağa kaldırılıyor.

Ege kurtuluşunu kutluyor

Sıradışı meslekler başınızı döndürecek

Doktor, Öğretmen, Avukat olmayı hayal eden gençlerin önüne yakın gelecekte Vücut Parçası İmalatçısı, İklim Değiştirme Uzmanı, Uzay ...

Urla’ya yeni kimlik: Slow Food

İzmir’in doğası ve tarihi değerleriyle eşsiz Yarımadası yavaş yavaş kabuğunu kırıyor, kapılarını dünyaya açıyor. Seferihisar’ın “Y ...

Seferihisar’da üreten minik eller

Türkiye’nin uluslararası “Cittaslow (sakin şehir)” örgütlenmesine üye ilk yerleşim birimi Seferihisar’da “Okullarda Sebze Bahçeler ...

Kedilerden sonra köpekler yarıştı

Karşıyaka Belediyesi, İzmir Veteriner Hekimler Odası işbirliği ile toplumda hayvan sevgisini arttırmak, sokak hayvanlarına sahip ç ...

 
© 2010 Tüm Hakları Saklıdır - Tel: 0232 482 31 22 Faks: 0232 446 47 97
  • Foto Galeri
  • Künye
  • İletişim